Ana SayfaGüncelAçlık grevleri ve ölüm oruçları: Kan kusanlar var, koğuşlar basılıyor, TTB uyarıyor

Açlık grevleri ve ölüm oruçları: Kan kusanlar var, koğuşlar basılıyor, TTB uyarıyor

HABER MERKEZİ – Açlık grevleri ile ölüm oruçları devam ederken eylemcilerin sağlık durumları git gide kötüleşiyor. Bu kez Kırıkkale Cezaevi’nden tutukluların kan kustuğu bilgisi geldi. Cezevlerine dönük “gerekçesiz baskınlar” da devam ediyor. Bağımsız hekim heyetlerinin açlık grevcilerini görmesi engellenirken, Adalet Bakanlığı’na bir kez daha “TTB’ye derhal davette bulunma” çağrısı var.

HDP Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi 193’üncü gününde, yani 6 ayı aştı.

100’e yakın cezaevinde 3 bin civarında tutuklunun sürdürdüğü açlık grevi de 5 ayı geride bıraktı.

Farklı cezaevlerinde açlık grevinde olan 30 tutukludan 15’inin ölüm orucuna dönüştürdüğü eylemi 20’inci günde. İkinci grup da 10 gündür ölüm orucunda.,

Güven’in yanı sıra HDP’li parlamenterler Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da 3 Mart’tan bu yana eylemde.

HDP milletvekilleri ile aynı taleple yurt dışında birçok aktivistin başlattığı eylem de devam ediyor.

Güven, diğer vekiller, cezaevlerindeki tutuklular ve dünyanın farklı yerlerindeki eylemcilerin talebi İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması.

Kan kusanlar var

Hem Güven hem diğer birçok eylemcinin sağlık durumu kritik eşiği aşmış durumda.

Cezaevlerinden sık sık kan kusan tutukluların olduğu haberleri geliyor. Geçtiğimiz günlerde Bandırma Cezaevi’ndeki açlık grevi eylemcisi Engin Okuducu’nun sürekli kan kustuğu bildirilmişti.

Şimdi de Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 144 gündür açlık grevinde olan Davut Özer’in benzer durumda olduğu öğrenildi.

Anne Zekiye Özer, oğluyla 12 Mayıs’ta cezaevinde görüştüğünü belirterek, oğlu dahil birçok tutuklunun kan kustuğunu, eylemcilerin aşırı kilo kaybı yaşadığını ve sıvı almakta zorlandıklarını söyledi.

Anne Özer, oğlunun kendisine, “Tecrit kalkmadan eylemimiz son bulmayacak. Damarlarımızda bir damla kan bile kalsa eylemi sürdüreceğiz” dediğini de ifade etti.

Cezaevlerindeki baskınlar

Öte yandan açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerinin yoğun olduğu birçok cezaevinde “arama” adı ile koğuşlara baskın gündemde.

Konuyla ilgili bilgi veren HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, kendilerine gelen bilgileri paylaştı ve uyarılarda bulundu.

“Bazı cezaevlerinde günde iki kez baskın yapılıyor. Baskınlar gerekçesiz yapılıyor. Cezaevi idaresi tarafından verilen radyolar toplatılıyor, yataklar yerlere atılıyor. Yani gerekçesiz bir şekilde cezaevlerinde baskı uygulanmaya çalışılıyor.
“Bu tür uygulamaları geçmişten de biliyoruz. Biliyorsunuz daha önce 2000 yılında ölüm oruçları başlamış, ve orada açlık grevindeki tutuklulara fiili saldırılar gerçekleşmişti. O dönemde oluşturulan heyetler de açlık grevcilerinin taleplerinin karşılanacağı söyleniyordu. O zaman da herkes sorunun çözüldüğünü beklerken, fiili saldırılar gerçekleşti. Şimdi de buna benzer bir tablo var. Ve bu bizi endişelendiriyor.
“Şimdi bir taraftan ‘çözüm’ diyerek aile ve kamuoyu oyalanırken, diğer taraftan saldırılar yapılıyor. Türkiye bu durumlara aşina. Devlet kendi pozisyonunu sağlamlaştırmak için cezaevlerine saldırıyor.”

Adalet Bakanlığı’na çağrı

Açlık grevi ve ölüm orucundakilerin talebine hükümetçe henüz net bir karşılık verilmiş değil. Ancak kritik eşiği çoktan aşan eylemcilerin durumu git gide kötüleşiyor.

Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı bünyesinde 1995 yılından bu yana insan hakları mücadelesi veren ve son 20 yıldır cezaevleri bağımsız izleme süreçlerinde yer alan Doktor Zeki Gül de bu yönde uyarı yapıyor.

“Açlık grevi her birey için öngörülemez. Ama gün itibariyle son derece kritik aşamada olduklarını söylemek mümkün” diyen Gül, Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunuyor.
“İlk etapta vakit kaybedilmeden görüşmelerin başlaması lazım. Adalet Bakanlığı ve hükümetin bu kurumları, bağımsız heyetlerin içinde yer aldığı, geçmişte olduğu gibi Türk Tabipler Birliği’nin de içinde olduğu bağımsız izleme heyetlerinin ivedilikle, hatta saatler içerisinde davet etmesinde yarar var.
“Dünya örnekleri de gösteriyor ki güven eksenli süren bir süreç ve arabuluculuk olarak değil, bir kolaylaştırıcı olarak hekimlerin üye olduğu heyetler son derece değerlidir.
“1995’ten bu yana ülkedeki açlık grevlerini gerek Tabipler Birliği, gerek insan hakları, gerek izleme heyeti olarak yapılan gözlemlerden şunu söylemek mümkün; bağımsız heyetlerin olmadığı her süreç bir handikaptır ve risklere açıktır. Bu yüzden Adalet Bakanlığı geçmişte olduğu gibi TTB’ye derhal davette bulunmalıdır.
“Özelikle kritik cezaevlerinde yüz yüze mahpus görüşleri dahil olmak üzere cezaevi hekimleriyle TTB’nin bu konudaki deneyimli hekimlerinin buluşturması bu sorunları azaltacaktır.”

Talepler

Son olarak 8 yıl aradan sonra Öcalan ilk kez avukatları ile 2 Mayıs’ta görüştü. Bu görüşme açlık grevleri sürerken gerçekleşti. Ancak görüşme sonrası bir açıklama yapan siyasi tutuklular eyleme devam edeceklerini bildirdi.

Açıklamada, yapılan görüşmenin ‘olumlu olmasına rağmen tecrit koşullarında gerçekleştirildiği ve talepler kabul edilene kadar eylemin süreceği’ kaydedildi.

Cezaevlerinden bugüne dek yedi ölüm haberi geldi. Çocukları için sokağa çıkan aileler ise polis şiddetine maruz kalıyor.

Eylemciler Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile düzenli görüşmesini talep ediyor. Ancak bu talebe hükümetin henüz net bir karşılığı yok.


Bu haber, Mezopotamya Ajansı’ndaki haberlerden derlenmiştir.
Previous post
Avusturya'da kaset skandalı: Aşırı sağla ittifak çöktü, erken seçime gidilecek
Next post
Van'da eylem ve yürüyüş yasağı