Ana SayfaCezaevleriAçlık grevleri ve ölüm oruçları sürüyor: “Artık her dakika önem arz ediyor”

Açlık grevleri ve ölüm oruçları sürüyor: “Artık her dakika önem arz ediyor”

HABER MERKEZİ – Açlık grevleri sürüyor; Leyla Güven 190 gündür eylemde, cezaevlerindeki eylemler 5 ayı geride bıraktı, 30 kişi ise ölüm orucunda. Güven ve birçok eylemcinin sağlık durumu kritik eşiği aşmış durumda. HDP’nin doktor milletvekili Semra Güzel, tutukluların eylemlerini ölüm orucuna çevirdiğini hatırlatarak, “Artık her dakikanın sağlık açısından önem arz ettiği bir tablonun ortaya çıkması demektir” dedi ve adım atılması çağrısı yaptı.

HDP Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi eylemi bugün 190’ıncı gününde, yani 6 ayı geride bıraktı.

Güven’le beraber HDP’li parlamenterler Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da 3 Mart’tan bu yana eylemde.

HDP milletvekilleri ile aynı taleple yurt dışında ve cezaevlerinde başlatılan eylemler de sürüyor.

Öyle ki 16 Aralık 2018 tarihinde cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemi 152’nci güne girdi.

Farklı cezaevlerinde açlık grevinde olan 30 tutukludan 15’inin ölüm orucuna dönüştürdüğü eylemi ise 17’nci günde. İkinci grup da 7’nci günü geride bırakıyor.

Güven, diğer vekiller, cezaevlerindeki tutuklular ve dünyanın farklı yerlerindeki eylemcilerin talebi ortak: İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması.

Hem Güven hem diğer birçok eylemcinin sağlık durumu kritik eşiği aşmış durumda. Ancak tutukluların sağlık durumuna ilişkin sağlıklı bilgi almak zor.

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel

“Artık her dakika önem arz ediyor”

Tutukluların sağlık sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP’nin Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, yaşanabilecek olumsuzluklardan Adalet Bakanlığı ile birlikte Sağlık Bakanlığı’nın da sorumlu olacağını belirtiyor.

“Bu durum Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nı birebir ilgilendiren bir durum. Adalet Bakanlığı hukuki boyutuyla taleplerinden karşılanmasından, Sağlık Bakanlığı da kritik aşamada olan sağlık durumlarından birinci derece sorumludur.”

Aynı zamanda doktor olan Güzel, Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’a verdiği demeçte birçok cezaevinde eylemde olan tutuklulara B1 vitamini ile şeker ve karbonatın verilemediğinin altını çizerek, “Bunlar kritik aşamayı daha riskli bir duruma getiriyor” diyor.

Açlık grevinde olanların sağlık durumu açısından geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceğini uyarısında da bulunan Güzel, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Eylemcilerin kompleks B1 vitaminini iki tablet alması gerekiyor. 500 miligram alması gerekiyor. Bir tablet verildiği duyumlarını alıyoruz.
“Vitaminlerini yeterli olarak almaması durumunda Wernicke-Korsakoff Sendromu (WKS) sonucu nörolojik hasarlar olabiliyor. Kas erimelerine bağlı, gözde görme kayıpları, işitme bozuklukları, kalpte ritim bozuklukları kalıcı hasarlar olabiliyor.”

Açlık grevindeki eylemcilerin eylemlerini ölüm orucuna çevirdiğini hatırlatan Güzel, hükümete adım atma çağrısı yapıyor.

“Açlık grevinde oldukları zaman zaten kritik aşamadaydı. Ölüm orucu demek, sürecin hızlanması anlamına geliyor. Açlık grevine girmeden ölüm orucuna başlasalardı, bu süreç daha uzun olabilirdi.
“Artık her dakikanın sağlık açısından önem arz ettiği bir tablonun ortaya çıkması demektir. Her an cezaevlerinden tabutların çıkabileceği anlamına gelmektedir.
“Derhal bu soruna bir çözüm üretilmeli ve adım atılmalıdır. Yapılması gereken tecridin son bulmasıdır.”

Annelerin Meclis’teki eylemi devam ediyor

Öte yandan çocukları cezaevinde açlık grevinde olan annelerin, tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevleri ve ölüm oruçlarına dikkat çekmek amacıyla Meclis’te bekleyişleri devam ediyor.

Meclis’te eylemde olan anneleri Leyla Güven’in kızı Sabiha Temizkan aradı. Annelerle görüntülü görüşme gerçekleştiren Temizkan, sağlık durumu nedeniyle annelerle görüşemeyen Güven’in sevgi ve selamlarını iletti.

Yapılan görüşmede anneler, Temizkan’a “Bugün buradaysak öncelikle Leyla’yı yaşatmak istiyoruz sonra çocuklarımızı. Çünkü Leyla da bir anne. Kendi bedenini ölüme yatıran bir anne” dedi.

Bu görüşme sonrası Mezopotamya Ajansı’na konuşan Temizkan, “Anneler her yerde direniyorlar ve sanırım onların sayesinde bu mücadele başarılı olacak” dedi.

Anneleri aramayı hem kendisinin istediğini hem de annesinin talebi olduğunu belirten Temizkan, şunları dile getirdi:

“Annem Barış Anneleri’nin mücadelesinin kendisine çok güç verdiğini ve kendisini daha da gururlandırdığını söyledi. Bunu ilettim Barış Anneleri’ne.
“Görüşmede annelerin söylediği bir söz beni çok etkiledi. Anneler bana; ‘En başta senin annen Leyla Güven için buradayız, sonra çocuklarımız’ dediler.
“Bir yanda böyle anneler var bir yanda da kimsenin çocuğu ölmesin diye bedenini ölüme yatıran bir anne var. O da benim annem. Annelerin direnişi çok önemli bir sembol, çok güçlü bir anlamı var.”

“Meclis’ten çıkan bir kararla açlık grevleri sonlanabilir”


Eylemler ve talepler

27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 11 Eylül 2016’dan beri ailesiyle ne yüz yüze ne de telefon yoluyla görüştürülen Öcalan’ı, 12 Ocak’ta kardeşi Mehmet Öcalan ziyaret etmişti.

Görüşme açlık grevleri sürerken gerçekleşmişti. Ancak tahliye edilen Güven ve diğer tutuklular “tecrit kaldırılsın” talebi ile başlattıkları eylemi “tecrit durumunun sürdüğü” gerekçesiyle devam ettirme kararı almıştı.

Son olarak 8 yıl aradan sonra Öcalan ilk kez avukatları ile 2 Mayıs’ta görüştü. Bu görüşme de açlık grevleri sürerken gerçekleşti.

Bu görüşmede Öcalan, devam eden açlık grevlerine ilişkin “Cezaevleri içindeki ve dışındaki arkadaşların direnişlerine saygı duymakla birlikte, sağlıklarını tehlikeye atacak ve ölümle sonuçlandıracak konumlara taşıracak noktaya taşımamalarını önemle belirtmek isteriz” dedi.

Öcalan’ın bu mesajı sonrası bir açıklama yapan siyasi tutuklular ise eyleme devam edeceklerini bildirdi.

Açıklamada, yapılan görüşmenin ‘olumlu olmasına rağmen tecrit koşullarında gerçekleştirildiği ve talepler kabul edilene kadar eylemin süreceği’ kaydedildi.

Cezaevlerinden bugüne dek yedi ölüm haberi geldi. Çocukları için sokağa çıkan aileler ise polis şiddetine maruz kalıyor.

Eylemciler Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile düzenli görüşmesini talep ediyor. Ancak bu talebe hükümetin yanıtı henüz olumlu değil.