Ana SayfaYazarlarElend AydınBeden ve ruh – Elend Aydın

Beden ve ruh – Elend Aydın


Elend Aydın


Bu aydınlık sabahta, Heidegger’in “kamunun ışığı her şeyi karartıyor” sözü etrafımda dans ediyormuşçasına belirip duruyor. Aynı zamanda içimden meçhul trenler geçiyor, her anlamda meçhul. Ama ben hala sabit bir adres ve kimlikte, belirli bir zamanda “yaşamaya” devam ediyorum tuhaf bir şekilde.

Oysa Benjamin ölümünden daha 5 yıl evvel şöyle demiştir: “Kendi ömrümde ölmüş olduğum için, artık ölümden sonra hayatta kalmanın peşine düşmeyi kendim için daha doğru buluyorum.” Sadece 48 yıl kaldığı bu bulutlu dünyada…

İnsan en çok kendine mi ölü ve ölümlü, en çok kendine yabancı olduğu gibi? Bu hayatta ölmüş olan bir ben’i, ölümden sonra hayatta tutmak, bırakmak için neler yapabilir insan? Yoksa tüm mesele, suni ve verili ölüm ve yaşam algısının ağına bir güve gibi kapılıp gitmiş olmamızdan mı kaynaklanmaktadır?

İkilemler ve düalizmin soluksuz bırakan cahilleştirici batağı! Karşılaşıyor işte insan: 5 yıl önce hastalandığımda; “ruhum sapasağlam ama bedenim hasta, çünkü bedenim, ruhuma ihanet ediyor!” diye buyurmuşum ki, bu “buyurma” arkadaşlarda bir ezber oluşturmuş, doğal olarak. Bu yüzden geçen seneki hastalık meselesinde hemen; “yine bedenin ruhuna ihanet etmiş!” diyen mesajlar aldım; ama benden yola çıkıp tekrar bana dönen o “bilge tespitin” şimdiki ben’le alakası olmadığı için, onca hengâmenin içinde bir de “düzeltme faaliyetine” giriştim, şaşkın ve yadırgayan buluşlar altında; “yok, ihanet falan yok, ruh ve beden aynıdır, birdir” diye. Ama Kartezyen parçalayıcılık ve ikiciliğin tahribatından öyle kolay azad olunamıyor. Zira beden ve ruh parçalayıp yabancılaştıran zihniyetin etkisi hala gayrı meşru olarak varlığını sürdürüyor.

Mesela bu sabah yürürken, birden bedenimin tek başına yürüdüğünü fark ettim. Ruhum ise kayıptı. Baharsız bahar göğünün bulutları o “ruhsuz” halime de güldü, bedensiz ruhuma da. Oysa yabancılaşma, parçalanma olmasaydı, her şey nasıl da farklı olurdu. Yaşanan her bir an, bir yüzyıla değerdi beden ve ruh birlikteliğinin sınırsızlığında. Beden ruha böyle yabancılaşıp “kafesi” halini almaz, ruh da huzursuzluk ve ızdıraplardan firar olmak durumunda kalmazdı.

Ama geç değil, bu aralar daimi olmasa da, ruh ve bedenimin; aradaki yabancı atlasları yok ederek buluştuklarını fark edebiliyor ve an’ın sonsuzluğunda duyumsayabiliyorum ve bu, çok iyi geliyor. Misal, bakışlar durduğunda ruh da durup dinlenebiliyor ki, o “durmak”; aslında uyanmaktır, güzel bir rüyaya dalan bir uyanmak… Ve bu rüyada; “kamunun ışığı her şeyi karartıyor”un kanlı pençeleri yok, kara ampülleri de. O zaman, yabancılaşmaya, parçalılığa ve karanlığa son! Özgür ve birleşik ruh ve beden, zaman ve mekanı da güzelleştirsin…

Previous post
“Black Mirror”ın yeni sezonundan fragman yayınlandı
Next post
Merkez Bankası anketi: 'Dolarda artış sürecek'