Ana SayfaGüncelCHP Milletvekili İbrahim Kaboğlu: Tecrit kabul edilemez

CHP Milletvekili İbrahim Kaboğlu: Tecrit kabul edilemez

HABER MERKEZİ – CHP Milletvekili ve Anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu, açlık grevi ile ölüm orucundakilerin taleplerinin sahiplenilmesi gerektiğine vurgu yaptı, Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekerek, “Bir kişinin uzun süre dış dünyadan soyutlanması, tecrit edilmesi kabul edilemez” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve Anayasa Hukukçusu İbrahim Kaboğlu, PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı ve 183 gündür süren açlık grevi eylemi ile devam eden ölüm oruçlarına dair açıklamalarda bulundu.

Ferhat Çelik’in Mezopotamya Ajansı’nda yer alan röportajına göre Kaboğlu, eylemcilerin talebine tutuklu hakları açısından yaklaşılması gerektiğini, bir kişinin tutuklu veya hükümlü olmasının halihazırda ‘öngörülen yaptırımı çektiği’ anlamına geldiğini dile getirdi.

“Onun demir parmaklıklar ardında olması zaten başlı başına bir yaptırımdır. Onun ötesinde onu diğer insanlardan soyutlayacak, ailesinden soyutlayacak, coğrafyasından uzaklaştıracak önlemler, önlemlerin niteliği, süresi ve uygulama durumuna göre insan hakları hukukuna aykırıdır.”

Konuya ilişkin ifadelerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Türkiye’den talep ettiği ve Anayasa tarafından güvence altına alınan haklara dikkat çekerek devam eden Kaboğlu, “Mahpus hakları dediğimiz haklar var. Bunlar güvence altına alınmıştır. Bunlar içerisinde işkence ve kötü muamelenin yasağı vardır” dedi ve ekledi:

“Bir kişinin uzun süre dış dünyadan soyutlanması, tecrit edilmesi kabul edilemez. Onların ailesiyle, avukatlarıyla, çevresiyle ve diğer mahpuslarla görüşme hakları vardır.”

‘Talepleri sahiplenilmeli’

CHP Milletvekili Kaboğlu ayrıca açlık grevindekilerin talebinin sahiplenilmesi ve siyasetçilerin hukuk yolundaki görüşlerini açıkça dile getirmesi gerektiğini vurguladı:

“Anayasa’nın tanıdığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tanıdığı birçok hak arama yolu var. Bu hak arama yolları tüketildikten sonra ancak o tür istisnai yollara başvurmak gerekiyor. O nedenle açlık grevinde olan kişileri özendirmek yerine aslında onların savunmuş oldukları dava veya amacı ele alarak, sahiplenerek, olası sorunu nasıl çözeriz o konuda kafa yormak ve emek harcamak gerekir diye düşünüyorum.”
“Biz siyasetçiler, hekimler, gazeteciler vs. bunları savunmamız gerekiyor. Yoksa ‘sen iyi yaptın, açlık grevindesin, yoluna devam et’ dersek o zaman sorunların bu şekilde toplum tarafından anlaşılmasını, topluma mal olmasını perdeleriz. O bakımdan görüşlerimizi, hak yolundaki, hukuk yolundaki görüşlerimizi açıkça söylememiz gerekiyor.”

“Tutuklu yakınlarına polis şiddeti Anayasa ihlali”

Açlık grevinde olan tutuklu yakınlarının cezaevlerinin önünde başlattığı nöbet eylemlerinde yaşanan polis şiddetini de değerlendiren Kaboğlu, “O müdahaleler devletin hukukuna aykırıdır. Yöneticiler Anayasayı ihlal etmektedir” dedi ve yaşananlardan siyasileri sorumlu tuttu.

“Cezaevinde bulunan kişilerin yakınları hak talebinde bulunabilirler. Oturma eyleminde bulunabilirler. Kendileri dahi açlık grevinde bulunabilirler. Dışarıda toplu özgürlüklerini kullanabilirler. Onların kullandığı bu özgürlük başkasının özgürlüğünü engellemediği sürece kamu düzenini bozmadığı sürece, şiddet eylemine dönüşmediği sürece eylem yapabilirler. Bu eylem de Anayasa tarafından korunmaktadır. O müdahaleler devletin hukukuna aykırıdır. Yöneticiler Anayasayı ihlal etmektedir. Polisin ailelere yaklaşımı esasen polisin üst amirlerinin, dolayısıyla siyasal şahsiyetlerin bu konudaki tavrı belirleyici oluyor. Yoksa bir emniyet müdürlüğüdür, validir, bakandır polislere bu çağrıyı yapmazsa polis durup dururken böyle bir şey yapmaz.”

Ne oluyor?

Fotoğraf: Equal Times

HDP Milletvekili Leyla Güven, cezaevlerindeki tutuklular ve dünyanın farklı yerlerindeki eylemciler, İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılmasını talep ediyor.

27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 11 Eylül 2016’dan beri de ailesiyle ne yüz yüze ne de telefon yoluyla görüştürülen Öcalan’ı, 12 Ocak’ta kardeşi Mehmet Öcalan’ın ziyaret ettiği bildirilmişti.

Görüşme açlık grevleri sürerken gerçekleşmişti. Ancak tahliye edilen Güven ve diğer tutuklular “tecrit kaldırılsın” talebi ile başlattıkları eylemi “tecrit durumunun sürdüğü” gerekçesiyle devam ettirme kararı almıştı.

Son olarak 8 yıl aradan sonra Öcalan ilk kez avukatları ile 2 Mayıs’ta görüştü. Bu görüşme de açlık grevleri sürerken gerçekleşti.

Bu görüşmede avukatlara ulaştırdığı mesajında “demokratik müzakere yöntemine şiddetle ihtiyaç olduğu” vurgusunda bulunan Öcalan, devam eden açlık grevlerine ilişkin “Cezaevleri içindeki ve dışındaki arkadaşların direnişlerine saygı duymakla birlikte, sağlıklarını tehlikeye atacak ve ölümle sonuçlandıracak konumlara taşıracak noktaya taşımamalarını önemle belirtmek isteriz” dedi.

Öcalan’ın bu mesajı sonrası bir açıklama yapan siyasi tutuklular ise eyleme devam edeceklerini bildirdi. Açıklamada, yapılan görüşmenin ‘olumlu olmasına rağmen tecrit koşullarında gerçekleştirildiği ve talepler kabul edilene kadar eylemin süreceği’ bildirildi.

Açlık grevcileri ve ölüm orucundakiler Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile düzenli görüşmesini talep ediyor.

Hem Güven hem diğer birçok eylemcinin sağlık durumu kritik eşiği aşmış durumda.

Cezaevlerinden bugüne dek yedi ölüm haberi geldi.

17 Mart’ta Zülküf Gezen Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, 23 Mart’ta Ayten Beçet Gebze Cezaevi’nde, 24 Mart’ta Zehra Sağlam Oltu T Tipi Kapalı Cezaevin’de, 25 Mart’ta Medya Çınar Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 1 Nisan’da Yonca Akici Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, 2 Nisan’da Siraç Yüksek Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, son olarak 5 Nisan’da Mahsum Pamay da Elazığ T Tipi Cezaevi’nde yaşamını sonlandırdı.

Yaşamını yitirenlerin cenazeleri alıkonularak polis ve jandarma ablukasında defnedilirken, kitlesel ziyaretler her defasında engellendi.

Aylardır süren açlık grevleri ve 10 gün önce başlatılan ölüm oruçları karşısında hükümet sessizliğini korurken, 3 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan HDP Milletvekili Tayip Temel’in çağrısına Meclis Başkanı Mustafa Şentop ilk kez karşılık vermişti.

Temel, Meclis Başkanı’na “Güven’i evinde ziyaret edip talebini dinlemeli” sözleriyle çağrı yapmıştı.

Bir TV programına katılan Şentop ise bu çağrıya “Sayın Güven’in açlık grevi kendi kişisel durumu ya da cezaevi şartlarıyla ilgili değil. Bu ziyaret konusunu doğru bulmayacağımı ifade edeyim” yanıtını vermişti.


Açlık grevleri sürüyor, 15 tutuklu daha ölüm orucuna başlıyor

Britanya Başbakanı May’den Ankara’ya açlık grevleri çağrısı