Ana SayfaToplumsal Cinsiyet‘Deliller soğukkanlılıkla karartılıyor’: Şule Çet Davası yarın

‘Deliller soğukkanlılıkla karartılıyor’: Şule Çet Davası yarın

HABER MERKEZİ – Otopsi raporunun ardından cinsel saldırıya maruz bırakıldığı ortaya çıkan Şule Çet’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen davanın ikinci duruşması 15 Mayıs’ta. Şule’nin avukatı Yıldırım, delillerin karartıldığını ve Şule’nin iç çamaşırının kayıp olduğunu hatırlattı, buna ilişkin suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Ankara’da üniversite öğrencisi olan 23 yaşındaki Şule Çet’in, 29 Mayıs’ta eskiden yanında çalıştığı Çağatay Aksu’nun ofisinin olduğu plazanın 20. katından aşağıya atlayarak intihar ettiği iddia edilmiş ancak cinsel saldırıya uğradığı ve ölümünün şüpheli olduğu ortaya çıkmıştı.

Çet’in ölümüne ilişkin hazırlanan iddianame Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, iki sanık hakkında dava açılmış ve ilk duruşma 6 Şubat’ta görülmüştü.


Şule Çet Davası: Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi


Şule’nin katil zanlılarının yargılandığı davanın ikinci duruşması yarın (15 Mayıs) Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesinde yapılacak.

Duruşma öncesi MA’dan Berivan Altan’a konuşan Şule’nin avukatı Umur Yıldırım, delillerin karartıldığına dikkat çekerek, bir önceki duruşmada sanıklardan Berk Akand’ın, Çağatay Aksu’nun delilleri kararttığını da itiraf ettiğini hatırlattı.

‘Soğukkanlılıkla deliller karartılıyor’

Sanıkların ifadelerinin birbiriyle tamamen çelişen beyanlarla dolu olduğunu belirten Yıldırım, “İnsan işlemediği suçun delillerini karartmaz” dedi ve şu noktalara dikkat çekti:

“Onların ifade ettiği Şule’nin intihar etmeye çalıştığı ve Aksu’nun onu tutmaya çalışırken parmaklarının kırıldığı ve Şule’nin ellerinden kayıp düştüğü. Hadi biz buna inandık diyelim. Yardım etmek isteyen kişi 17 dakika boyunca ofisten çıkmıyor, o aralıkta içki şişelerini kaldırıyorlar, bardakları yıkıyorlar, pencerenin pervazlarını temizliyorlar. Onların ofisinden çıkması Şule düştükten 17 dakika sonra 20’nci katın koridor kamerasına yansıyor.
Gayet sakinler ve birbirlerini suçlayıcı ifadelerle birbirlerinin üzerine yürüyorlar. Sonrasında güvenlik görevlileri ile tartışıyorlar. Sonrasında Çağatay aracına binip kaçıyor, Akand telefon ile konuşuyor. Yardım etmek isteyen kişi 17 dakika boyunca delil karartmaz ve polisi arayıp, ambulans arar. Bunların hiçbir yok. Tam bir soğukkanlılıkla deliller karartılıyor.”

Şule’nin iç çamaşırlarının kayıp olduğunu da belirten Yıldırım, bununla ilgili mahkemeye beyanda bulunacaklarını söyledi.

“Şule’nin üzerinde bulunan kıyafetlerin hukuken ailesine verilmesi mümkün değil çünkü delil niteliği taşıyor. Polis tutanağında ‘Biz Adli Tıp Kurumu’ndan kıyafetleri aldık babaya teslim ettik’ yazıyor. İç çamaşırlarının Adli Tıp Kurumu’na girdiğini biliyoruz. Adli Tıp Kurumu bu iç çamaşırlar üzerinde bir inceleme yapmış mı? Yapmışsa neden mahkeme ile paylaşmamış. Bunlara dair müzekkere yazılmasını isteyeceğiz.
Hukuken iç çamaşırlarında inceleme yapılmadan ailesine verilmesi de mümkün değil. İnceleme yapılsa bile dava sonuna kadar muhafaza edilmesi gerekiyor. Mahkeme bu durumun farkında Adli Tıp Kurumu’na müzekkere yazıldı. Çarşamba gününe kadar bir cevap verilmez ise sorumlu bulunan tüm kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacağız.”

Bu duruşmada tanıklar da dinlenecek

Bu duruşmanın önemli olduğunu ve bazı tanıklarının da olacağını kaydeden Yıldırım, Berk Akand’ın itiraflarda bulunmasını beklediğini söyledi.

Tüm bunların yanı sıra Mersin Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan mütalaa raporunu hazırlayan iki Prof. Dr. Halil Kar ve Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün tez savunması olduğundan kaynaklı bu duruşmada hazır bulunmayacaklarını ancak bir sonraki duruşmada hazırladıkları raporu anlatmak için mahkeme de hazır bulunacaklarını söyledi.

‘Tek isteğimiz hak ettikleri cezayı almaları’

Davadan çıkacak kararın önemine vurgu yapan Yıldırım, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bu davada çıkan sonuç bu tecavüzcülerin, katillerin ya önünü açacak. Diyecekler ki ‘evet biz yapıyoruz ve yanımıza kar kalıyor’ ya da diyecekler ki; ‘Biz yapıyoruz ama birileri yakamıza yapışıyor, yanımıza kar kalmayacak, cezayı çekeceğiz’ algısı oluşturacak. Bu yüzden bu dava önemli, tek istediğimiz hak ettikleri cezayı almaları.”