Ana SayfaEkonomiİktisatçıların gözünden ‘topyekûn bir çöküşün’ anatomisi

İktisatçıların gözünden ‘topyekûn bir çöküşün’ anatomisi

HABER MERKEZİ – Ekonomik tabloyu ve hükümetin adımlarını değerlendiren iktisatçılara göre Türkiye’de ekonomik krizden öte bir sorun var; o da “ülkedeki tüm iktisadi ve siyasi kurumların topyekûn çöküşü”. Son veriler ışığında öngörülerini sıralayan iktisatçılar Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Selva Demiralp ve Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ekonominin artık yönetilebilir olmaktan çıkmakta olduğunu vurgulayarak, kurların yükseleceğini, enflasyonun artacağını, işsizlik oranlarında yüzde 16 seviyelerinin görülebileceğini söylüyor.

Türkiye’de ekonomik kriz günden güne derinleşirken, bütçe açığı ilk 4 ayda yüzde 135 arttı, Türk Lirası (TL) değer kaybediyor, üretim düşerken işsizlik oranı da yüzde 14,7 seviyesinde.

Hükümetin bu tabloyu göz önüne alarak attığı son hamle ise Merkez Bankası’nın ‘ihtiyat akçesi’ni merkezi yönetim bütçesine aktarmaya dönük çalışma başlatması oldu.

Henüz bu yılın başlarında Merkez Bankası’nın 2018 karının yüzde 90’ına karşılık gelen 33,7 milyar TL’yi Hazine’ye aktaran hükümetin bu son adımıyla Merkez Bankası’ndan alacağı tutar 40 milyar TL büyüklüğünde.

İktisatçılara göre alınan bu ‘günlük kararların’ geleceğe maliyeti yüksek seviyelerde. Öyle ki Prof. Dr. Erinç Yeldan “Ülkede topyekûn tüm iktisadi ve siyasi kurumlar çöküyor” diyor.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan iktisatçıların görüşleri özetle şöyle:

Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Erinç Yeldan:

“Ekonomi yönetiminin rastgele ve anlık kararları yüzünden döviz kurları ve enflasyondaki yükseliş sürecek. Merkez Bankası’nın iktidarın elinin rahatlatmak için kullanılması Türkiye’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) gibi bağımsız olması gereken düzenleyici ve denetleyici kurumların siyasi kararlarla yönetilmesinin yeni bir örneği. Ekonomi artık ne iktidar ne de bürokrasi tarafından yönetilebilir olmaktan çıkıyor. Tüm bu adımların maliyeti olarak, para piyasalarında daha yüksek enflasyon ve işsizlikte daha da korkunç rakamlar göreceğiz.”
“(2019’daki küresel durgunluktan farklı olarak) Türkiye’de şu anda üretim yavaşlaması veya reel ücretlerde gerileme gibi sorunlardan çok daha önemli bir kriz yaşanıyor. Ülkede topyekûn tüm iktisadi ve siyasi kurumlar çöküyor(…) En büyük tehlike ekonomik kriz değil, rastgele alınan kararlar yüzünden yıpranan kurumlar ve bozulan güven algısı. Ne yazık ki yakın gelecekte de enflasyon, kurlar ve Türkiye’nin risk primindeki yükseliş devam edecek.”

Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selva Demiralp:

“Hükümetler zaman zaman resesyona karşı genişlemeci adımlar atabilir ancak bu kez zamanlaması çok yanlış oldu. Asıl sorun olan kötü şirket bilançoları için bir şey yapılmadan, bu tür kaynaklar bir işe yaramaz. Şimdi bu 40 milyar TL ile ekonomi canlanmayacak, yatırım ortamı iyileşmeyecek. Bunun yerine, borçlu şirketler yine gidip döviz alacak. Sonuçta tedbir alayım derken, enflasyonu daha da yükseltecek kötü bir sonuç ortaya çıkacak.”

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Seyfettin Gürsel:

“Hükümet tarafından atılan adımlar ekonomide toparlanma sürecini geciktirecektir. 2018’in son çeyreğinde yüzde 3 küçülen Türkiye ekonomisinin 2019’un ilk çeyreğinde dibi gördükten sonra yavaş bir toparlanma sürecine girebileceğini düşünüyorum. Ancak döviz şokları ile birlikte art arda gelen ve güvensizliği artıran hamleler sonrasında, artık küçülmenin ikinci çeyreğe de sarkabileceği ihtimali doğdu. Türkiye açısından artık ekonomide ‘hızlı toparlanma’ diye olgu söz konusu değil. Bundan sonraki süreçte işsizliğin yüzde 16’ya kadar çıkacağını ve belki 2-3 yıl boyunca bu yüksek seviyelerde seyredeceğini düşünüyorum. Türkiye’de ilk kez böyle büyük ve uzun bir işsizlik tablosu ortaya çıkacak. Bunu iktidar da toplum da yaşayarak görecek.”