Ana SayfaYazarlarElend Aydınİmkânsız güller – Elend Aydın

İmkânsız güller – Elend Aydın


Elend Aydın


Yazar, çevirmen, şair Eta Nehayi’nin Soraniden Kurmanciye çevrilmiş bir kitabına rastladım geçen gün; “Gulên Şoran” (Şoran Gülleri).[1]

Çevirisi kötü yapıldığı ve Soraniyi okuyup anlayabilme şansına sahip olduğum için sıkıla sıkıla, söylene söylene okudum, ‘bir gün mutlaka orijinalini okuyacağım’ kararlılığıyla. Mutlaka muhteşemdir Sorancada.

Ama konu kitap tanıtımı olamadığından merama geçeyim; kitaba adını veren Şoran Gülleri, aslında Las û Xezal adlı Kürt destanından hayatımıza karışıyor. Efsanevi imkansız güllerdir. Onlar için yola çıkan asla ulaşamazmış ya da dövüşe dövüşe, kırk engeli aşa aşa kırk güle ulaşabilen olmamıştır. Destanın kahramanı bile bunun zorluğundan söz etmektedir.

Okurken hem bu konudaki cehaletime şaştım (böyle bir destandan haberim bile yoktu) hem de hayatımızdaki imkansız gülleri daha fazla fark ettim. O kadar çoklar ki, kendimiz bile imkansız gülüz! Hele kalbimiz, imkansızın gülünün ta kendisidir. Ve herkes bir şekilde imkansızın gülünün peşindedir.

Kitapta hoşuma giden bir yön de kahramanın, güllerin uğruna yola çıkarken “bulutların atına” binip gitmesiydi. Çünkü imkansız gülün uğruna çıkılan yolculuk, ancak bir başka imkansızlıkla olmalıydı, değil mi? İmkansıza ancak imkansızlıkla gidilir.

Keza yoluma çıkan ve sıkıcılığını çevirisine borçlu olduğunu orijinalinden okuyacağım için yarım bıraktığım bir S. Beckett (“Aşksız İlişkiler”)[2] kitabından bana kalan ise iki güzel cümle oldu. “Acın nerde ey ölüm!” ve “geçici olarak sağ”. İlkini bir şekilde hatırlamak lazımken, ikincisini de kitapta olduğu gibi büyük harflerle bir yerlere yazmak gerekir: “GEÇİCİ OLARAK SAĞ”.

Her ne kadar kimse böyle bir afiş, tabela ya da pankartı taşımak istemese de çok gerçekçi bir tespit olduğu aşikâr değil mi? Hangimiz ve hangi şey “geçici olarak sağ” değil ki! İster nispeten geçici olmayan ayçiçekleri karşısında fena halde geçici gelincik ya da menekşe olalım, ister ayçiçeği, ağaç, ırmak ya da insan; bu formdaki varoluşumuz geçici. Tam da bu yüzden biz görmesek, kaçsak, inkar da etsek bir yerlerde sırtımızda ve göğüs kafesimizde büyük harflerle “geçici olarak sağ” gerçeği yazılıdır bence. Ama ebediyen hızlı trenine bindiğimizi sanarak kendimizi ve her şeyi nasıl da yanlış ebediyet algımız, bu gerçeği tersine çevirememektedir.

Evet, geçici olarak sağ kitabesiyle nakışlanmış olarak başladığımız hayatı imkansız güllerin peşindeki imkansız güller olarak sürdürüyorken, Nazizm’in ebediliğine kapılmış olanların, 1’in 14 binden daha çok olduğunu sanıp sandırtmaya çalışma bataklığındaki debelenmelerini görmek ferahlatıcı oluyor; Şoran Gülleri’ne kavuşturamasa da…

Tilkileri kıskandıran bir kurnazlıkla, halkın kabinde ışıyan yıldızlar oldukları bir kez daha ispatlanan KHK’lıları, tüm zamanların cüzamlıları, teröristleri olarak cezalandırma histerisinden kurtulamadıklarını gördük birilerinin. Histeridir, kurtulamazlar. Ama sevgili KHK’lılar, bulutların atına binmişler olarak Şoran Gülleri’nin efsanevi imkansızlığının sırrına da ancak sizler varabilirsiniz. Zeyad Ceylan’lar olarak Las û Xezal destanının, tüm imkansız gülleriyle donatılacağını unutmayın. Tilkileri kıskandıran kurnazlığın ömrü ise zulüm kadardır; arkası, önü, sağı, solu zulüm!

“Acın nerde ey ölüm”ü giyinmiş kelebekler uçuşuyor zihnimde, “geçici olarak sağ” olmanın dayanılmaz ebediliğinden, kanlar ülkesinin bahar karlarına karışmak istiyorum Annemin usta ayaklarıyla.

Ah güllerin imkansızlığı, elleriniz nerede?


[1] Eta Nehayi, “Gulên Şoran: Li Pey Qedereke Winda”, Avesta Yayınları, 2012.
[2] Samuel Beckett, “Aşksız İlişkiler”, Çeviri: Uğur Ün, Ayrıntı Yayınları, 2016.