Ana SayfaÖzelKemal Can: Muhalefet İstanbul’da HDP’nin 31 Mart stratejisini uygulamalı

Kemal Can: Muhalefet İstanbul’da HDP’nin 31 Mart stratejisini uygulamalı

HABER MERKEZİ – YSK’nin İstanbul kararı sonrası muhalefetin seçenekleri arasında olduğu belirtilen “boykot”un avantaj ve dezavantajları ne olur? Olası boykot nasıl sonuçlar doğurur? Seçim boykotunun seçimi yaptırmamayı başaramayacağı için doğru olmadığı yönündeki olumsuz görüşe katılmadığını belirterek, “kaybettirme seçimi veya seçim kampanyası gibi yürütülen aktif bir boykot”tan bahseden gazeteci Kemal Can’a bu değerlendirmesini sorduk. Can da HDP’nin 31 Mart’taki ‘kazanıp kaybettirme stratejisi’ne dikkat çekerek, bugün muhalefetin de bunu yapması gerektiğini vurguladı.


Haber: Hasan Özhan Ünal


31 Mart yerel seçimlerinin ardından Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bir ayı aşkın zaman sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline ve 23 Haziran’da yenilenmesine karar verdi.

YSK’nin kararına tepkiler sürerken, muhalefetin alacağı tutum merak ediliyor. Gözler CHP toplantısında.

CHP’nin seçimleri boykot dahil, bütün seçenekleri değerlendirdiği gelen bilgiler arasında. Ancak partide seçimlerin boykot edilmesi kararını savunanlar olsa da böyle bir kararın alınmasının kolay olmayacağı da ifade ediliyor.

İstanbul’da aday göstermeyerek CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu destekleyen HDP de konuyla ilgili bugün olağanüstü toplanıyor.

Partinin vekillerinden Ahmet Şık, partisinin 31 Mart öncesi siyasal pozisyonunu koruyacağını vurgulayarak, “HDP faşizmi geriletti, şimdi de başka bir oyun var, parti buna da direnecek” diyor.

Bir diğer HDP’li Garo Paylan da partisinin “faşistlerle mücadele edip demokratlarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğini” vurguluyor.

Peki, muhalefetin seçenekleri arasında olduğu belirtilen “boykot” ne anlama gelir, olası bir durumda bunun sonuçları ne olur?

“Aktif bir boykot örgütlenebilir”

Boykotu muhalefet açısında olumsuz görenler de var, olumlu sonuçlar doğuracağını savunanlar da.

Ağır basan olumsuz görüş, “seçim boykotunun seçimi yaptırmamayı başaramayacağı için doğru olmadığı” yönünde.

Gazeteci Kemal Can aynı görüşte değil. Can, “İktidar adayının 31 Mart altında oy almasını sağlayacak aktif (sandıkları da tutan) bir boykot örgütlenebilir. Böylece oyuna katılmadan, ikinci sayısal galibiyet denenebilir” diyor.

Can’ın esas vurgusu ise “pasif bir seçimden çekilme” değil, “kaybettirme seçimi veya seçim kampanyası gibi yürütülen aktif bir boykot”.

“Muhalefetin önünde İstanbul için mücadele ile Türkiye için mücadele seçenekleri duruyor. İktidarı 31 Mart’ta yenilgiyi tattıran tabanıyla kavgasında yalnız bırakmak, onu karşısında rakip olmasından daha zorlu bir sınava sokabilir.
“Muhalefetin güçlü bir tepki vermekte gecikmemesi elbette gerekli. Ancak nihai karar konusunda iktidara biraz eziyet verecek bir süre kullanması da fena olmayabilir. Ama bunu kesinlikle aynı disiplinle yapması gerekir.
“Hukuk dışı bir kararı ve yeni rejim tescilini kabul etmeden, iktidara her şeyi yapıp kabul ettiremeyeceğini göstermek, pasif bir seçimden çekilme ile olmaz. Seçim yapılana ‘hayır’ sayımına çevirebilir. Seçim zemini oy vermeme çağrısıyla bir mücadele alanına dönüştürülebilir.”

“Muhalefet HDP’nin 31 Mart’taki stratejisini uygulamalı”

Bu değerlendirmesini sorduğumuz Can, HDP’nin 31 Mart’taki “kazanıp kaybettirme stratejisi”ne dikkat çekerek, bugün muhalefetin de bunu yapmasından bahsettiğini belirtti.

Ekrem İmamoğlu’nun YSK kararı sonrası yaptığı konuşmaya dikkat çeken Can, eğilimin boykottan yana olmadığına dikkat çekerken, olası bir boykotun ‘avantajlarına’ ise şöyle değindi.

“Boykot konusunda daha önceki tüm seçimlerde görüşüm negatifti. Ama bu tek merkez (İstanbul) olduğu için belki bir şey yaratılabilir diye düşündüm. Bir seçenek olarak kullanılabilirdi. Bir tür seçim kampanyası olarak yürütülen boykot, aslında bir kaybettirme seçimi olarak örgütlenmiş bir boykot.
“İktidarın tek başına kaldığı seçimde, oy kaybının ve gerilemenin devam ettiği bir tablo oluşturulabilirdi. Bir tür pasif seçime katılmama değil baya seçime katılır gibi aktif sokakta politika yaparak yani. Bu zor bir yol ama ortaya çıkacak gelişmelere göre genişlemesi gerekir.
“İlkesel olarak seçime katılanın dezavantajı var, iktidarın istediğini yapmasına izin anlamına geliyor. Boykot, bundan kaçınarak sonuç almanın yolu.
“Aslında HDP’nin 31 Mart’taki ‘kazanıp kaybettirme’ stratejisini bugün muhalefetin yapmasından bahsediyorum. Aday göstermeyip iktidarın kaybetmesi üzerine strateji kurmak bahsettiğim.”