Ana SayfaManşet‘Nefret suçlarının engellenmesi yönündeki en büyük engel cezasızlık’

‘Nefret suçlarının engellenmesi yönündeki en büyük engel cezasızlık’

HABER MERKEZİ – Kaos GL’nin 2018 Nefret Suçları Raporu’na göre cinsel yönelimleri ya da cinsiyet kimlikleri nedeniyle saldırıya uğrayan kişiler neredeyse hayatları boyunca ve kendi evleri dahil hayatın her alanında bu saldırılarla yüz yüze kalıyor. Nefret suçlarının ortadan kaldırılmasının önündeki en büyük engel ise cezasızlık.

Kaos GL Derneği, 2018 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu’nu açıkladı.

Anket yoluyla hazırlanan rapordaki 62 soru, saldırıya uğrayan 48 kişi ve 14 tanık tarafından yanıtlandı.

Buradan çıkan sonuçlara göre cinsel yönelimleri ya da cinsiyet kimlikleri nedeniyle saldırıya uğrayan kişiler neredeyse hayatları boyunca ve kendi evleri dahil hayatın her alanında bu saldırılarla yüz yüze kalıyor.

Saldırıların sadece saldırı anıyla sınırlı kalmadığı sonrasında da sürdüğü vurgulanan raporda, saldırıya maruz bırakılanların önceden tehdit ve taciz edildiği, saldırıların gerçekleştiği sırada pek çok görgü tanığının yer aldığı ve görgü tanıklarının yarısından fazlasının herhangi bir tepki vermediği kaydedildi.

Saldırılardan sadece 1’i mahkemeye taşındı

Rapora göre 2018 yılında homofobi veya transfobiye dayalı nefret suçlarının büyük kısmı okulda, evde, evin civarında, toplu taşıma araçlarında veya duraklarında, kafe ve barlarda, sokakta veya diğer kamusal alanlarda işlendi.

2018 yılında 121 ihlalden 18’i cinayete teşebbüs, fiziksel şiddet veya diğer cinsel saldırıları içerecek biçimdeki fiili saldırılar olarak gerçekleşti. Bu suçları içeren toplam 17 vakadan sadece 9’u polise bildirildi, bunların arasında sadece 1’i mahkemeye taşındı.

Suçların önündeki en büyük engel cezasızlık

Kaos GL’nin raporuna göre nefret suçlarının ortadan kaldırılmasının önündeki en önemli engel ise “cezasızlık” politikası.

“Gerçekten de nefret suçlarının ortadan kaldırılmasının önündeki en önemli engel olarak “cezasızlık” kültürü görülebilir. Mevcut yasal sistemde bu tür saldırıların “suç” olarak algılanmaması kamu vicdanında meşrulaştırılabilir olmasıyla yakından ilişkilidir. Cezasızlık uygulaması sürdükçe, mağdurların hak arama konusundaki isteklilikleri de giderek sönümlenmektedir. Talebimiz, Hükümet’in liderliğini üstlendiği çoğulcu, kapsayıcı ve destekleyici politikalar ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini ayrımcılık ve nefret suçlarına karşı koruyan bir ulusal mevzuattır. Ancak bu şekilde homofobik ve transfobik nefret suçları ile mücadele edilebilir ve Türkiye Cumhuriyeti insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmiş olur.”

Raporun tamamına BURADAN ulaşabilirsiniz.