Ana SayfaYazarlarBahadır AltanSandık, sokak ve devlet terbiyesi – Bahadır Altan

Sandık, sokak ve devlet terbiyesi – Bahadır Altan


Bahadır Altan


AKP’nin en büyük beslenme kaynağı İBB’yi demokratik yollardan kolay kolay terk etmeyeceği biliniyordu. İmamoğlu’nun mazbatayı almasıyla yerini tatlı bir rehavete bırakan bu görüş, Kılıçdaroğlu’na karşı tertiplenen linç girişiminden sonraki açıklamalarla değişti. Biraz siyasi öngörüsü olan ve Erdoğan’ı tanıyan herkes, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra yaptığı gibi seçmen iradesine saygı göstermeyeceğini anlıyordu. Ve çoğunluğun, “yok artık bu kadar da yapamazlar!” dediği sandık darbesi YSK eliyle yapıldı.

Seçimlerin yenilenme kararına İstanbul’un tepkisi iktidarı korkutuyordu. Bu nedenle süreç uzatıldıkça uzatılmış, heyecanın sönümlenmesi beklenmişti. YSK kararının açıklanmasının İmralı’ya giden avukatların Öcalan ile görüşme haberinin hemen ardına denk getirilmesi de kasıtlıydı. Bununla da, artık gına gelen, hiçbir dayanağı olmayan,  AKP’nin Kürtlerle anlaştığı dedikodusu hedefleniyor ve medet umuluyordu!

Yine de kararın açıklanmasıyla birçok semtte “hırsız vaar!” diyerek sokağa çıkan ve bu hukuksuzluğa tencere tava sesleriyle tepki gösteren insanlar vardı. İlk gece Kadıköy’de 5 bine ulaşan kitle sabahlara kadar protestolarını sürdürdü. Yürüyüşler, hemen organize olan gençlerin çabalarıyla,  azalarak da olsa 3 gün daha devam etti. CHP genel merkezinin tepkisi ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’nin tepkisinden pek de farklı değildi. YSK’ya yönelik birkaç “sert” kınama dışında seçim tekrarını hemen kabullenip “devlet terbiyesiyle!” davrandılar. Sokağa yapılan çağrılara yüksek sesle “HAYIR!” denilmesini öğütleyen bir açıklamayla protestoların önünü kesmeyi bile “başardılar!” İmamoğlu’nun 2-3 puan gerisinde olan AKP’nin “sokak gösterilerini provoke ederek”  arayı kapatmayı planladığına dair senaryo kimi “solculara” da cazip geldi! Gönüllü olarak evlerine çekilip sokağı iktidara terk eylediler…

Provokasyonların amacı zaten “provokasyon olacak” korkusunu yaymaktır. 1 Mayıs 1977 Taksimi’nden, çözüm sürecini bitirip savaşı yeniden başlattıkları 22 Temmuz 2015 Ceylanpınar’da iki polisin katline; Suruç’tan 10 Ekim Ankara’sına kadar tertipler ve katliamlar için bahaneye mi ihtiyaç duydular? Bu otosansür, halkı evlerine hapsederek kendini var etmeyi planlayan iktidarın tam da yapmak istediği şeyi onlara gönüllü hediye etmekti. Ve bence sokakta sadece AKP’nin var olacağı seçim kampanyalarıyla 23 Haziran’ın kaderini de belirleyecek boyutta bir stratejik hataydı.

Sandıktan çıkan HDP’li belediye başkanlarının, meclis üyelerinin, hatta muhtarların görevden alınmasına sessiz kalan CHP,  kendisini yumruklatan iktidarın kanadı altında, Yenikapı’da olduğu gibi ‘19 Mayıs Samsun Fotoğrafı’nda yer almaktan da çekinmedi! Yukarıda söz ettiğim, neredeyse övündükleri “devlet terbiyesi” tam da bunu gerektiriyordu! Öyle ya “Devlet babadır, döver de sever de!” Terbiye edilmişler arasında “babanın” en yakınında fotoğraf vermek için yarışanlar bile vardı!

CHP enerjiyi yanlış yerde arıyor…

CHP, sokağı AKP’ye terk ederek enerjiyi yanlış yerde arıyor. Oysa halk bu kararı protesto eden gençleri görünce boynuna sarılacak kadar sokağa hasret. Kadıköy, belki bütün İstanbul veya ülke için ölçü olamaz ancak, sokaktaki insanların, yaşlı, kadın, erkek hepsinin kendisine uzatılan bildiriyi almaya bu kadar istekli olduğu bir dönemi hatırlamıyorum. Sadece almak değil kendini ifade etme, öfkesini dışa vurma isteği içlerinden gelip taşıyor. Çünkü ekonomik çöküşün herkesçe hissedilmesinin yanında, ilk defa bu kadar net bir hırsızlıkla halkın iradesi gasp edildi ve artık minare kılıfa sığmıyor!

Bu hukuksuzluğa tepki gösterip sokağa çıkanların başka birçok mahallede de organize ettiği “Her şey güzel olacak diyenlerin buluşmaları” Hayır Meclisleri kadar olmasa da umut verici katılımlarla yapılıyor. Şimdi, doğrudan İmamoğlu çağrısı yapmadan, seçimler için kendi özgün çalışmalarıyla sokaklarda olacaklar. İlk ürünleri, fotoğrafta gördüğünüz İBB İsraf Faturası dağıtılmaya başlandı bile…

Kılıçdaroğlu “Sandığa gidip oyunuzu kullanın ve gerisini bize bırakın” diyor. Ama bütün bu yaşananlar “Her şey çok güzel olacak!” diye umutlanan kitlelerin, sonucu CHP’ye bırakırsa yaşayacağı hayal kırıklığının da habercisi.

O yüzden farklı görüşlerden olsalar da seçmen iradesine sahip çıkma temelinde bir araya gelenler, şimdiden 24 Haziran’ı tartışacak meclisler, forumlar organize etmeye başladılar. Her şeyin güzel olmasını istiyorsak, bunun emek harcamadan, bedel ödemeden gerçekleşmeyeceği açık. “Ben kazanıncaya kadar seçim!” diyen iktidarın oyunlarına karşı,  faşizme karşı, oyumuzu kullanacağız. Ancak bu sefer sonucunu, “devlet memuru” sandık başkanlarına,  devlet “yargıçlarından” oluşan YSK’ya ve ne de CHP’nin “devlet terbiyesine” bırakmamak gerekiyor.

Previous post
Gazeteci Önkibar'a saldırı: Şüpheliler serbest bırakıldı
Next post
Muğla'da 4.6 büyüklüğünde deprem