Ana SayfaYazarlarİbrahim Aslan23 Haziran: Gerçekler ortada hayale gerek yok – İbrahim Aslan

23 Haziran: Gerçekler ortada hayale gerek yok – İbrahim Aslan

Sorunlar çözülmediği gibi her alanda derinleşti ve derinleşmeye devam ediyor… İstanbul seçimleri sadece İstanbul’da ‘kimin kazanacağı’ ile ilgili bir seçim değildir… Sorunların daha da derinleşmesini mi istiyoruz yoksa sorunların ‘demokrasi’ adına çözülebilme ihtimalinin ortaya çıkacağı bir dönemin başlamasını istiyoruz…


İbrahim Aslan


AKP iktidarı, 16 Nisan 2017 tarihinde resmi adıyla ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ kendi deyimleriyle de ‘Başkanlık Sistemi’ni savunurken, ülkenin sorunlarının bu sistem ile tez elden çözüleceğini savunuyordu.

Aradan iki yılı aşkın süre geçti. Erdoğan’ın bu ‘başkanlık’ hayali sistemin, Türkiye’deki herhangi bir sorunu çözdüğünü göreniniz oldu mu bilmiyorum ama ben görmedim.

Bu sistem ile koalisyon döneminin sona ereceğini, hızlı karar verileceğini iddia ediyorlardı. Ekonomi uçacaktı! Şimdi ekonomiden sorumlu damadın, topluma ham hayaller satmak dışında başka bir icraatını göremiyoruz.

Ülkeyi koalisyonlardan kurtaracaklarına, birbirinin kuyruğuna yapışmış sözde ideolojik hatları ayrı olsa da birbirinden kopamayan tamamen bir koalisyon zorunluğu olan partiler zinciri yarattılar.

16 Nisan referandumunun iki yıl öncesine gidelim. AKP iktidarı, 2002’den beri tek başına iktidar iken, Türkiye’de üçüncü yolu yani ötekileri temsil eden HDP’nin büyük başarısı sonucu 7 Haziran 2015 tarihinde tek başına iktidar olma şatafatını yitirdi. Bu sonuçları kabul etmedi. MHP ve CHP’nin desteğiyle halkın iradesini yok sayarak, 1 Kasım 2015 tarihinde seçimleri yeniledi.

Gerekçesi yine ülkenin koalisyon ile yönetilemeyeceğiydi. Tek başına iktidar olunduğunda ülkenin sorunlarının çözüleceğiydi. O günden bu güne çözülen sorun gördünüz mü? Hayır! Sorunlar çözülmediği gibi her alanda derinleşti ve derinleşmeye devam ediyor.

Bu iktidar, şimdi ise yine HDP’nin ‘demokrasi adına’ izlediği doğru strateji sayesinde 31 Mart seçimlerinde aldığı yenilgiyi kabul etmeyerek, bu kez ortağı MHP ile birlikte Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’un rant ve talanını geri istiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden AKP kurumlarına, cemaatlere ve Erdoğan ailesinin yönettiği sözde vakıflara aktarılan paralar, araziler ve sunulan her türlü olanaklar düşünüldüğünde, AKP’nin neden İstanbul’u her türlü hukuksuzluğu toplumun gözüne sokacak şekilde yaparak geri istediğini ortaya koyuyor.

Son yıllarda yapılan bütün seçimlerde şaibe ortada iken, İstanbul seçimlerine ilişkin AKP-MHP, YSK’sının aldığı hukuksuz karar, Türkiye’deki seçim sistemini tamamen şaibeli hale getirmiştir. Hukuksuzluk ve kural tanımamazlık her alanda genel geçer hale getirilmiş bulunuyor.

Bunları yapan bu iktidar ya da Türkiye’deki devletin sahipleri, sorunları çözeceklerini iddia ediyorlar.

İstanbul seçimlerine 9 gün gibi kısa bir zaman kalırken, ‘Fırat’ın doğusunu tarumar edeceklerini, Rojava’ya müdahale edeceklerini, Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki PKK kamplarını ele geçireceklerini’ vs. söylüyorlar da söylüyorlar. Kürtçe tabelalara tahammül edemezlerken, Diyarbakır’da kağıttan okuyarak ‘Rojbaş’ deyip, Kürt sorununu çözeceklerini zannediyorlar ve hiç haya etmeden Kürtler’den oy istiyorlar.

Türkiye ekonomisinin en kötü dönemini atlattığını, enflasyonun, işsizliğin devasa boyutlara vardığı bir gerçekken yine haya etmeden dile getiriyorlar. Toplumun aklıyla hiç çekinmeden, pervasızca alay ediyorlar.

‘Görünen köy kılavuz istemez’ diye insanımızın tarihten süzerek elde ettiği deneyim var. AKP iktidarı ya da ortağı olduğu MHP ile birlikte, bu devlet aklı, 23 Haziran’da hile ve hurda ile İstanbul’u da alsa ne İstanbulluların derdine derman olabilir ne de bu ülke insanının.

AKP iktidarının son yıllardaki karnesine bakıldığında yönetebilme ve sorun çözebilme kapasitesini yitirdiği açıkça görülecektir. Bu görünenden bir şey beklemek, gerçekleri görememek ve ham hayallere kapılmaktır.

Yine AKP ile birlikte ortağı MHP’nin, Vatan Partisi’nin ya da BBP’nin 100 yıllık devlet zihniyetini güncellemelerinin, bu ülke insanının geleceğine hiçbir yararı yoktur.

İstanbul seçimleri sadece İstanbul’da ‘kimin kazanacağı’ ile ilgili bir seçim değildir. 9 gün sonra İstanbul’da sandığa gidecek insanlarımızın ‘neye oy’ verdiklerini iyi ölçüp tartmaları gerekiyor.

Sorunların daha da derinleşmesini mi istiyoruz yoksa sorunların ‘demokrasi’ adına çözülebilme ihtimalinin ortaya çıkacağı bir dönemin başlamasını istiyoruz. Ülkenin içerisinde bulunduğu durum, bu durumu ortaya çıkaran ve aynı zamanda devam ettirmek isteyenlere bakarak, karar verilmeli.