Ana SayfaGüncelGezi Davası: Beş isim savunma yaptı, AKP’li vekilden ‘maddi kanıt yok’ çıkışı

Gezi Davası: Beş isim savunma yaptı, AKP’li vekilden ‘maddi kanıt yok’ çıkışı

HABER MERKEZİ – Gezi Parkı eylemlerine ilişkin 16 kişinin yargılandığı davanın bugün Silivri’de başlayan ilk duruşması yarın devam edecek. Tutuklu sanıklar Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu ile tutuksuz yargılanan sanıklardan Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater ve Ali Hakan Altınay duruşmanın lk gününde savunma yaptı. Kavala, “Gezi olaylarında barışçıl faaliyetlerde bulunan yüzbinlerce kişiden biriyim ve tahliyemi istiyorum” dedi. Aksakoğlu “Şiddetsiz eylem bir itham haline getirilmiş ve birer suçlama haline getirilmiştir. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum” beyanında bulunurken, 2013 yılında beraat ettiğini hatırlatan Yapıcı da “6 yıl geçtikten sonra aynı eylemlerden yeniden yargılanıyorum” diye konuştu. Diğer yandan hakim ise Kavala ve Aksakoğlu’ndan ‘tahliye olmaları durumunda ikamet adreslerini vermelerini’ istedi. Öte yandan iddianameye dikkat çeken AKP Milletvekili Yeneroğlu, “Kavala’nın ‘Hükümeti devirmeye yönelik bir kalkışma olarak gezi olaylarının organizatörü, yöneticisi veya finansörü’ olduğuna dair maddi kanıtlar bulamadım” değerlendirmesinde bulundu.

Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra açılan ikisi tutuklu 16 sanıklı Gezi Davası’nın ilk duruşması başladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianame İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmişti.

Davanın duruşması Silivri Cezaevi kampüsü karşısında bulunan duruşma salonlarında görülüyor.

Duruşma için aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, insan hakları savunucuları ve yabancı heyetlerin olduğu yüzlerce kişi sabahın erken saatlerinde Silivri Cezaevi önüne geldi.

Fotoğraf: TMMOB

Duruşma öncesi açıklama yapmak isteyen Taksim Dayanışması’nı jandarma engellemek istedi.

Açıklamada, “Barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği çarpıtılmak isteniyor. Gezi’yi lekelemeye yönelik çabaları reddediyoruz” denildi. “Abdocan’ın, Ethem’in, Mehmet’in, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in, Ahmet’in, Berkin’in düşlerinin kirletilmesine izin vermeyeceğiz” diye belirtildi.

AKP’li Yeneroğlu: Kavala’nın Gezi olaylarının organizatörü olduğuna dair maddi kanıtlar bulamadım

Diğer yandan AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Gezi Davası iddianamesini okuduğunu söyleyerek, tutuklu yargılanan Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’na isnat edilen suçlamalara ilişkin maddi kanıt bulamadığını söyledi.

Duruşma sırasında Twitter’dan değerlendirmelerde bulunan Yeneroğlu, şu mesajları paylaştı:

“Osman Kavala vs ile ilgili iddianameyi okudum. Kavala’nın ‘Hükümeti devirmeye yönelik bir kalkışma olarak gezi olaylarının organizatörü, yöneticisi veya finansörü’ olduğuna dair maddi kanıtlar bulamadım. Kamuoyunu ikna eden bir yargı kararının en kısa zamanda çıkmasını ümit ederim.
“Ayrıca iddianamede adı geçen Yiğit Aksakoğlu ile ilgili kurulmaya çalışılan bağlantılar hukuk adına ürkütücü. Kavala ile herhangi bir irtibatı ve tanışıklığı dahi olmayan ve isnad edilen suçlarla ilgili de maddi kanıt sunulmayan bir kişinin tutuklu yargılanması izaha muhtaç.”

Avukat ve basın sınırlaması

Yüzlerce avukatın yerini aldığı duruşma salonuna, izleyiciler de alındı.

Ancak her sanık için üç avukat sınırlaması getirilirken, basın için de beşi yabancı, toplamda 25 basın çalışanı alınacağı belirtildi.

Duruşma ise yapılan kimlik tespitiyle başladı.

Hakim ikametgah sordu

İlk duruşmada hakim Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’ndan ‘tahliye olmaları durumunda ikamet adreslerini vermelerini’ istedi.

Davayı Silivri’de izleyen HDP İstanbul Milletvekili ve gazeteci Ahmet Şık Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Mahkeme Başkanından Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’na: ‘Tahliye olmanız durumunda ikamet adresinizi verir misiniz?” ifadelerini kullandı.

Osman Kavala’nın savunması

Çizim: Murat Başol

İlk olarak Osman Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu dinlendi. Koyuncu, Mart’a kadar soruşturma gizli olduğu için dava dosyasını inceleyemediklerini söyledi.

Şık’ın Twitter hesabından paylaştığı bilgiye göre, ardından söz alan Kavala, “Savcı sorgumdan önce zaten benim suçlu olduğuma karar vermişti” diye konuştu. Kavala’nın savunmasından satır başları şöyle:

“Hayatımın hiçbir aşamasında özgür seçimler dışında hükmet değişimine taraf olmadım. İş hayatım boyunca demokrasiyi destekledim, çeşitli sivil toplum örgütlerinin kuruluşunda yer aldım. Bu kuruluşlarla toplumsal kesimler arasında barışa diyalog ve uzlaşmaya destek olacak değerleri destekledim.”
“Hayatımın hiçbir aşamasında özgür seçimler dışında hükmet değişimine taraf olmadım. İş hayatım boyunca demokrasiyi destekledim, çeşitli sivil toplum örgütlerinin kuruluşunda yer aldım. Bu kuruluşlarla toplumsal kesimler arasında barışa diyalog ve uzlaşmaya destek olacak değerleri destekledim.
“İddia makamının nasıl darbe fikrine vardığını anlamak mümkün değil. 20 ay önce sorgumda iddianamedeki ekonomik ilişkilere dair sorular bana yöneltilmedi, haberim yoktu.
“Savcı iddianamede yer alan kurguyu hazırlamadan önce beni sorgulamadı. Emniyetteki sorgumda telefon görüşmelerinin dinlenmesinin 30 Temmuz 2012’den sonra alındığı söylendi. Ama Gezi olayına ilişkin dinlemeler sonrasına ait iddianamede bir kalkışma planı hazırladığıma dair hiçbir kanıt yok.
“Taksim Dayanışması’nda yer aldım, olayların yatışması için hükümetle yapılan görüşmelere katıldım. Buna rağmen darbecilikle suçlanmaktayım. Gezi olaylarında barışçıl faaliyetlerde bulunan yüzbinlerce kişiden biriyim ve tahliyemi istiyorum.”

Yiğit Aksakoğlu’nun savunması

Çizim: Murat Başol

Kavala’nın ardından duruşmada, 7 aydır tutuklu olan Yiğit Aksakoğlu savunma yaptı.

Sivil toplum ve sosyal politikalar alanında çalışma yapan, yayınlar hazırlayan bir sivil toplumcu olduğunu belirten Aksakoğlu, “İddianamede tarafıma yönlendirilen suçlamalar temelden yoksun ve faaliyetlerime ters düşecek nitelikte” dedi.

Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın aktardığına göre Aksakoğlu’nun savunması şöyle:

“1976’da Aydın’da doğdum. 2000’de YTÜ İnşaat Mühendisi’nden mezun oldum. Londra Ekonomi üniversitesinin sivil toplum kuruluşları yönetimi yüksek lisans programından mezun oldum. Avrupa Gençlik Forumu’nda yer aldım.
Bizi şiddetsiz eylem yoluyla darbe yapmakla suçluyorlar. Ancak gerçek şiddeti uygulayanlar, kadınları öldürenler, bir partinin genel başkanını yumruklayanlar serbest ama ben aylardır 10 metrekarelik bir odada tutuluyorum.
“1999’da TESEV’de çalışmaya, 2001’de Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum merkezinde çalıştım. Bilgi Üniversitesi ve başka yerlerden çıkan politika yayınları etkilemeye yönelik yayınlarım var. Savunuculukla ilgili bir kitap Bilgi Üniversitesi tarafından basıldı. 2011’de yarı zamanlı olarak aile içinde çocuğa yönelik azaltılması için çalışmada yer aldım. Marc Mataheru’yu o zamandan tanıyorum. Bunu nasıl suç unsuru olarak gösterdiler anlamıyorum.
“Bu çalışmalarıma ilişkin konuşmalar Gezi olaylarıyla ilgiliymiş gibi gösteriliyor. Kasım 2018’de Bernard van Leer Vakfı TR temsilcisi olarak Antep Büyük Şehir Belediyesiyle çocuklara yönelik projeler için Fatma Şahin ile bizzat görüştüm. Şahin bu davada 7 numaralı mağdurdur. Uzmanlığım kapsamında çok çeşitli çalışmalara katkı sundum. Asker Hakları Platformu’na gönüllü destek verdim. Ayfan Sefiroğlu, İsmet Yılmaz ile defalarca görüştük. İsmet Yılmaz bu davada 22 nolu mağdurdur.
“AKP’li belediyelerle sivil toplum alanında çalıştım. Projelerimden yaralandılar. Fotoğrafımı seçim çalışmalarında kullandılar. Aynı şekilde CHP’li belediyelerle de çalıştım.
“Diyalog ve uzlaşı dernek kurarak çözüm sürecine destek verdim. Toplumsal barışa katkı sunma sorumluluğu hissettim. O dönem katkı sunduğumuz çalışmanın Gezi olaylarıyla ilişkilendirilmesi tuhaftır.
“Bu dinlemelerin altı yıl sonra kıymetlendirilerek dava açılmış olması olukça ilginçtir. DİSKO uygulamasına dikkat çekip kaldırılmasına katkıda bulunduk. Barış sürecine katkı sunmak için dernek kurduk. Çözüm sürecine silahların susması ve ateşkesin sağlanmasının ötesinde toplumsal barışın sağlanması için ülkenin en batısında doğmuş biri olarak destek sunmayı görev bildim. Bunu Gezi olaylarıyla ilgili değerlendirilmesini anlayamıyorum. Kaldı ki bu iddiaları yöneltenlerin bir kısmı firari bir kısmı benimle aynı cezaevinde. Kitap basımı için 25 bin dolarlık bir fon aramamızı bazı sözde gazeteler yazdı.
“Oysa bu para hiç alınmadı. Ama bu sözde gazeteciler biraz araştırsalardı, bunun 10 katını AKP’li belediyelere verdiğimizi görebilirdi. Çalışmalarımda AKP’li belediyelerle çalışması gerektiğini ben önerdim, askerler konusunda Savunma Bakanı ile çalıştım.
“7 aydır 10 metrekarelik alanda tutuklu bulunuyorum ve bunu anlayamıyorum. Bunun bir açıklamasını bulmaya çalışıyorum. Değişim tarafı olmadım, onlar arasında uzlaşmacı olmaya çalıştım. Haklar ve sorumluluklar alanın da yurttaşlık hakkı alanında önemli olduğunu düşünüyorum.
“Hiç bir zaman şiddetle gelen bir değişimden yana olmadım ama değişimden yana oldum. Hak temelli bir çalışmanın çözüm odaklı bir yaklaşımı olması gerekir.
“Ortada iddia var ama delil yok, sebep sonuç ilişkisi yok, örgüt yok, suç yok. Dinlenen konuşmalarımda şiddeti öven, teşvik eden veya hükümeti devirmekle ilgili tek bir konuşmam veya kanıt yok. Şaşırmıyorum çünkü bu iddianamede delilsizlik bizim için bir sürpriz değil.
“Şiddetsiz eylem bir itham haline getirilmiş ve birer suçlama haline getirilmiştir. Tekrarlayacağım ama bu nedenle 7 aydır tutukluyum.
“Maroviç ile hiçbir bağım yoktur. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2.5 milyon insanın katıldığı eylemlerin tek organizatörü ben miyim? Anadolu Kültür A.Ş., Açık Toplum Vakfı, Otbor, Kanvas ve iddianamede bahsedilen vakıf dernek ve partiyle ilişkim yok. Gezi’ye gittim ancak orada tek bir gece yatmadım.
“Polis soruşturmasında ifadem yok. Diğer sanıklarla ilişkim yok, Gezi ile ilgili bir twitim yok. Dahil olduğum Whatsap grubu yok.
“Neden 223 gündür cezaevindeyim? Neden buradayım sayın üyeler? Neden müebbetle yargılanıyorum. Retinamızdan nerdeyse kan akarak okuduğumuz bu iddianame söylüyor söylüyor ancak hiçbir delil ve kanıt yok. Eğer iddianame böyleyse yazık bizim hukukumuza. Neyse ki idamı kıymetlendirerek idamımızı istemiyor.
“Bu iddianamede Gezi’de hayatını kaybeden insanlardan bahsedilmemiş olması üzücü ve dikkat çekilmesi bir durumdur. Eşimi kaybettikten korkuyorum. İki çocuğumuz var. Uzun vadede başka insanlar için de mağduriyet yaratacaktır.
“Özgürlük istiyorum. ‘Kaldığın yer çok uzak değilmiş neden gelmiyorsun’ diyen çocuğuma yanıt vermek istiyorum. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum.”

Mücella Yapıcı’nın savunması

Çizim: Murat Başol

Aksakoğlu’nun ardından mimar Mücella Yapıcı savunma yaptı. “Gezi” nedeniyle ikinci kez yargı önüne çıktığını hatırlatan Yapıcı, daha önce beraat ettiğini söyledi.

“Aynı konudan 2. kez yargılanıyorum. 2013’te yargılanmama neden olan fezlekedeki, dinleme, delil ve teknik takip kayıtlarının tamamen aynıları bu iddianamede de yer alıyor. Ben bu deliller ile daha önce beraat ettim.
“İlk yargılama sonucunda beraat ettik. 1 Haziran 2015’te kesinleşti bu karar. savcılık hakkımda kesinleşen beraat kararını temyiz dahi etmedi.
“Şimdi aynı eylemlerden dolayı, aynı fezleke, aynı dinlemelerle aradan altı yıl geçtikten sonra ben sanık olarak karşınıza getirildim. Yeniden yargılanıyorum ama bu defa ağırlaştırılmış müebbet, 2970 yıl hapis, 160 bin TL ile cezalandırılmam isteniyor.
“İnsanların sahip oldukları hakları kullanması nedeniyle cezalandırılması istenemez. Herkes önceden haber vermeksizin gösteri ve toplantı hakkını kullanabilir. Barışçıl gösterilen haktır, suçlanamaz.
“Anayasa’da kullanılan bir hakkın kullanılması evrensel hukuka, doğal hukuka ve adalete aykıdır. Barışçıl gösteriler haktır, suçlanamaz. Bir düşünce etrafında bir araya gelmek ve dayanışmaktır yaptığımız. ‘Hükümet istifa’ demek suç değildir.”

“Gezi bizim yarınımızdır. Çocuklarımızın aydınlık geleceğidir. İçinde yer almaktan onur duyarım” diyen Mücella Yapıcı, 2016 yılında yargılandığı davadaki savunmasını okuduğunu ve “Benim savunmam hep aynı kalacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Çiğdem Mater’in savunması

Yapıcı’nın ardından sinemacı ve gazeteci Çiğdem Mater savunma yaptı.

“Film çekmek istediğim için darbeye teşebbüsle suçlanıyorum” diyen Mater, bunun dışında iddianamede kenidisi hakkında başka bir isnat olmadığını söyledi.

“İddianamede çektiğim iddia edilen film, ABD’li bir belgeselci tarafından çekilmiş bir filmin iki sahnesinde 1,5 dakika süreyle görüş beyan ederken görülüyorum. Bir film projemiz vardı, ama hiçbir zaman çekilemedi. İddianameye göre ise filmi çekmişim.
“İddianamede, film hakkında konuşmak üzere bir toplantıya dair telefon konuşmalarım var. Ama iddianameye göre filmi, filmin nasıl çekileceğine ne içereceğine dair yapılacak toplantıdan 15 gün önce çekmişim.
“Çekilmemiş bir film ve apartman sahanlığından çekilmiş bir fotoğraf ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyorum. Üzerime atılı bütün suçlamaları reddediyorum.
“Bu iddianame eğer bir film senaryosu olsaydı mantıksız hataları nedeniyle reddedilirdi ama burada hayatın sinemadan daha kurgu olduğunun göstergesidir.”

Duruşma yarın devam edecek

Verilen kısa aranın ardından Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay savunma yaptı.

Altınay, iddianamede kendine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini ve Türkiye’de vakıf kurmanın ve vakıfta çalışmanın suç olmadığını, vakıfların yurt dışından hibe almasının da yasak olmadığını dile getirdi.

“Açık Toplum Vakfı’nın düzenlediği tüm projeler denetime tabidir. İddianamede Açık Toplum Vakfı’nın hangi desteğinin Gezi eylemlerinin sürdürülmesi için verildiğine dair bir kanıt yok. Altında benim imzam olan Gezi eylemleriyle iligli hiçbir hibe kararı yoktur.”

Suç işlemediğini vurgulayan Altınay, sözlerini “Bu suçlamalarla karşılaşmaktan hicap duyuyorum. En kısa sürede ismimin temize çıkmasını ve bu töhmet altından kurtulmasını istiyorum” diye sonlandırdı.

Bu savunmanın ardından duruşmaya yarına kadar ara verildi.


Dava hakkında

Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda görülen dava kapsamında, tutuklu isimler Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’yla birlikte 16 kişi yargılanıyor.

İddianamede Aksakoğlu ve Kavala’nın yanı sıra Memet Ali Alabora, Mücella Yapıcı, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Çiğdem Mater, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, İnanç Emekçi, Mine Özerden, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay da suçlanan isimlerden.

Gezi Parkı’nda başlayan “protestoları örgütlemek ve finanse etmek” ile suçlanan 16 kişi hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.

Öte yandan iddianamede 746 müşteki bulunuyor. Müştekiler arasında dönemin bakanlar kurulu üyeleri ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bulunuyor.


Ne olmuştu?

Türkiye’de uzun yıllardır sürdürdüğü sivil toplum girişimleri ile tanınan Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinde Goethe Enstitüsü ile birlikte gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin toplantısından döndüğü sırada İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

Kavala, “Gezi eylemlerinin yöneticisi olmak” ve “15 Temmuz darbe girişimine katılmak” suçlamalarıyla 1 Kasım’da tutuklanmıştı.

Diğer yandan 16 Kasım 2018 Cuma günü düzenlenen operasyonla akademisyenler Prof. Dr. Betül Tanbay ve Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Anadolu Kültür’ün Yönetim Kurulu Başkanvekili Yiğit Ekmekçi, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay, Genel Koordinatörü Asena Günal ve film yapımcısı Çiğdem Mater ile Meltem Aslan, sivil toplum çalışanları Yiğit Aksakoğlu, Filiz Telek, Bora Sarı, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel, Hande Özhabeş gözaltına alınmıştı.

16 Kasım gecesi ifade işlemlerinin ardından Hande Özhabeş, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Asena Günal ile Bora Sarı ve Meltem Aslan, 17 Kasım’da da Prof. Dr. Betül Tanbay, Yiğit Ekmekçi, Hakan Altınay, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel ve Çiğdem Mater serbest bırakılmıştı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sivil toplum çalışmaları yapan Yiğit Aksakoğlu ise tutuklanmıştı.

Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Gezi soruşturmasında, Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve avukat Can Atalay ile şehir plancısı Tayfun Kahraman, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclis Üyesi Ahmet Saymadi ve Haluk Ağabeyoğlu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 28-30 Kasım 2018 tarihlerinde ifade vermişti.