Ana SayfaManşet“İmamoğlu yine kazanacak, önemli olan 23 Haziran sonrası” – Özlem Ergun

“İmamoğlu yine kazanacak, önemli olan 23 Haziran sonrası” – Özlem Ergun

HABER MERKEZİ – YSK’nin ‘İstanbul seçimlerini tekrarlama’ kararının ardından, Kadıköylülerin bir araya gelerek oluşturduğu Demokrasi Kazanacak Platformu ile konuştuk. “Bizler YSK’nın AKP eliyle yaptığı ‘sandık darbesine’ karşı bir araya gelmiş insanlarız. AKP-MHP bloğunun inşa etmeye çalıştığı baskıcı- otoriter rejimi değiştirebilecek adımlardan birini de Kadıköy’den atıyoruz” diyorlar. İmamoğlu’nu zaten ‘seçilmiş/meşru’ belediye başkanı olarak görüyorlar ve işlerinin 23 Haziran’a kadar sürecek seçim atmosferinin oy vermek, verdirmek, saymak gibi ‘sandık işleriyle’ sınırlı olmadığını da ekliyorlar.


Haber: Özlem Ergun


Gezi katılımcılarının 7 Haziran 2015 seçimlerinin hemen öncesinde kurduğu ‘Mahalle Meclisleri’ bugün ‘Demokrasi Kazanacak’ platformu adıyla bir kez daha meydanlarda.

Onları daha önce de 16 Nisan 2017’de rejimin oylanacağı ‘başkanlık referandumu’ zamanlarında ‘Hayır Platformu’ olarak görmüştük.

CHP ve HDP ile birlikte pek çok sosyalist yapının bir araya gelerek oluşturduğu platformun azımsanmayacak bir kısmını da hiçbir siyasi aidiyeti bulunmayan ‘bireysel’ katılımlar oluşturuyor.

Onları bir kez daha buluşturan ise, sonuncusu YSK’nin ‘İstanbul seçimlerini tekrar’ kararında somutlaşan siyasi iktidarın anti-demokratik, hukuksuz uygulamaları.

AKP dönemi israf faturası: 692 milyar, 306 bin lira

AKP’nin YSK eliyle yaptığı ‘sandık darbesiyle’ işi ‘kazanmadığım seçimi tanımam’ noktasına getirmesi, ‘bardağı taşıran son damla’ olduğunda 6 Mayıs akşamı ve sonraki günlerde Kadıköy’de sokağa çıkan binlerce kişi ‘Demokrasi Kazanacak’ platformunun da zeminini hazırlamış.

Şimdi; kadınlar, gençler, yaşlılar, öğrenciler, işçiler ve işsizler, Kürtler, Türkler, Ermeniler hepsi hep bir ağızdan olan biten bu ‘adaletsizliğe’ itiraz ediyor, etmekle de kalmıyor, AKP iktidarının artık hiçbir kılıfa sığamaz olmuş ‘yolsuzluklarını’ teşhir etmek için meydanlarda hazır bulunuyor.

25 Mayıs günü itibarıyla Kadıköy meydanında açtıkları stantlarında dağıttıkları  ‘AKP dönemi İBB israf faturası’ ile 692 milyon 306 bin liraya ulaşan ‘usulsüzlük’ ve ‘israf’ ile aslında neler yapılabileceğini anlatıyorlar.

Bir yüzü ‘yasaklı’ fatura

Faturanın arka yüzü ise İBB’nin AKP’ye yakınlığı ile bilinen vakıf ve derneklere aktarılan paraları konu ettiği için artık yasaklı.

Oysa ki; İBB’den aktarılan paralar vesilesiyle kamuoyunun gündeminden düşmeyen bu vakıflardan biri olan Okçular Vakfı ile ilgili olarak geçtiğimiz haftalarda muhalefet partilerinden birinin lideri “Bu kadar ok, Malazgirt meydan savaşında atılmadı” bile demişti.

Bir yüzü ‘serbest’ bir yüzü ‘yasaklı’ faturaları, gülen yüzleri, güçlerini haklılıklarından alan kararlılıkları ile her gün saat 17:00 – 20:00 arasında Kadıköy vapur iskelesinde Kadıköylüleri ve yolu Kadıköy’den geçenleri karşılayan ‘Demokrasi Kazanacak’ platformunun katılımcıları ile, örgütlülüğü bir ihtiyaç ve zorunluluk haline getiren iktidar politikalarını ve AKP’nin ayrıştırıcı politikalarının karşısında konumlanmış politik figür olarak Ekrem İmamoğlu’nu konuştuk.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen ve YSK’nin ‘İstanbul seçimlerini tekrarlama’ kararı ile mazbatası elinden alınan İmamoğlu için “Bizim için seçilmiş başkan İmamoğlu’dur” diyorlar ve işlerinin 23 Haziran’a kadar yaşanacak seçim atmosferinin oy vermek, verdirmek, saymak gibi ‘sandık işleriyle’ sınırlı olmadığını da ekliyorlar.

Aşlamacı: Sadece oyumuz değil, yaşamlarımız da çalınıyor

Platformun katılımcılarından olan 29 yaşındaki psikolog Cemre Can Aşlamacı, “Örgütlenmek özgürleştirir” diyor ve ‘nasıl’ıyla birlikte platformun hangi ihtiyaçların sonucunda tekrar bir araya geldiğini anlatıyor:

“Gücümüzün farkına varmak ancak örgütlenmek ile mümkün ve ‘korku duvarı’ denilen şeyi aşmak da ancak örgütlülükle… İnsanlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan müthiş bir güç var. Bunu ‘Gezi’de de görmüştük zaten. ‘Her şey mi bu kadar adaletsiz olur?’ diyorsunuz ama adaletsizliği iliklerine kadar yaşamış bir toplum var. Saldırılar çok boyutlu. Denetim-baskı-aşağılanma her şey var bu sistemde.
“Sadece oyumuz değil yaşamlarımız da çalınıyor. Şu anki iktidarın kör baskı ve şiddet dışında tutunabileceği bir şey kalmadı. Karşısında gelişen bir halk hareketi ve halkın talepleri var. Görüyoruz ki, bu yağma-rant düzeni bizlere ‘geleceksizlikten’ başka bir şey sunamıyor.”

‘Herhangi bir yerde, herhangi bir kurtarıcı yok’

“Bize sunulanın dışında bir seçenek daha var. Şimdi buradan geleceğimizi yeniden kurabilecek ‘ortak bir çözüm’ bulmak zorundayız” diyen Aşlamacı, pek çok siyasi anlayışın ‘kurtarıcı’ fikriyatıyla pazarladığı ‘tek adam’ yönetimlerini de eleştiriyor.

Aşlamacı, “Siyasi partiler bize ‘kurtarıcılar’ sunuyor. ‘Şuna oy ver kurtul, buna oy ver artık seni o yönetsin’ gibi… Biz herhangi bir yerde herhangi bir kurtarıcı olmadığını biliyoruz” diyor.

‘Ayna ayna söyle bana…’

‘Demokrasi Kazanacak’ platformunun bu anlayışının meydanda cisimleşmiş hali ise üzerinde “Ayna ayna söyle bana, İstanbul kiminle kazanacak?” yazan düzenek. Fikrin sahibi ise iki yıla yakın zamandır cezaevinde tutulan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş.

Hayatın diğer alanlarıyla birlikte toplumsal mücadele pratiği içinde kadınların erkeklerden farkını da ortaya koyan Aşlamacı, kadınların çok daha ‘gözü kara’, ‘mücadeleci’ ve ‘kararlı’ olduklarını da ekliyor:

“Baskıyı, aşağılanmayı en yoğun hisseden, ‘ikinci cins’ kabul edilen kadınların itirazı da daha güçlü ve net oluyor. Bütün toplumsal mücadelelerde kadınların önde olduğunu, görev aldıklarını ve sayılarının da giderek arttığını görüyoruz. Kadınların da kaygıları var ama erkeklerden farklı olarak kaygılarının üzerine gidebiliyorlar. Sistemin tutucu taraflarıyla dertleri var. Çocukluklarından beri baskıya maruz kalmış kadınlar, bununla hesaplaşabileceklerini gördükleri yerde o topa giriyor.”

Seçil: Artık insanlar kaderine razı değil

Platformun bir başka katılımcısı Seçil. 25 yaşında, öğretmen…

Tanık olduğu sokağın resmini “Artık insanlar evde oturup beklemekten, kaderine razı olmaktan yoruldu ve sıkıldı” diyerek aktarıyor:

“6 Mayıs’ta ‘iptal kararı’ çıktığında Kadıköy halkı hiçbir partinin, platformunun çağrısına ihtiyaç duymadan kalabalık kitleler halinde sokaklara çıktı. Artık ‘Ben bu işin hangi tarafında olduğumu göstermeliyim’ diyen insan çok fazla ve bizim için de burası çok kıymetli. Sonuç ne olursa olsun duruma mühahil olmak isteyenler arttı. Kadıköy’de her yerde siyaset konuşuluyor. Bizi sokaklarda bildiri dağıtırken görünce mutlu oluyorlar, ‘kolay gelsin’ diyen çok.”

Altan: İmamoğlu’nu kendi adayımız gibi destekliyoruz, ancak…       

Özel bir havayolu şirketinde kaptan pilot olarak çalışan Bahadır Altan, Ekrem İmamoğlu’nu kendi adayları gibi desteklediklerini belirtirken, ‘eleştiri hakkımızı kullanmak’ şartıyla diye ekliyor:

“İmamoğlu seçimi kazandı zaten. Biz, sandığa darbe yapılmasına karşı bir araya gelmiş insanlarız. İtirazımız, AKP’nin YSK eliyle sandığa darbe yapmış olmasına.”

İmamoğlu’nun en çok ihtiyaç duyduğu şeyin ‘soldan eleştiri’ olduğunu söyleyen Altan’ın bu konuda diyecekleri de var:

“İmamoğlu’nun AKP’nin saldırılarına karşı savunmaya geçip, refleks göstererek cevap verdiğini görüyoruz. Oysaki bunları ciddiye almamalı. İşte AKP, ‘Pontuslu’ diyor, İmamoğlu ‘Ben Pontuslu değilim’ diyor. AKP dini kullanarak propaganda yapıyor, İmamoğlu ‘Yok ben burada teravi yaptım, iftarı şurada açtım’ diyor. Kimse İmamoğlu’na daha ‘Müslüman’ olduğu için ya da ‘Pontuslu olmadığı’ için oy vermeyecek. Daha dürüst, daha demokrat ve kucaklayıcı olduğu için, belediyenin parasını çarçur etmeyeceği için oy verecek. Bir de gündemi işgal eden havalimanındaki ‘VİP’ meselesi var. Biz diyoruz ki, ‘Senin VİP salonunda ne işin var. Sen madem halkın adayısın VİP salonuna tenezzül etme.”

AKP’nin seçimi ‘tekrar iptal’ ettirebileceğine dikkat çeken Altan, “Seçimi iptal etmenin zeminini kendilerince canlı tutuyorlar. Biz şimdiden 24 Haziran’ı konuşuyoruz. Kılıçdaroğlu diyor ki; “‘Oyunuzu verin gerisine karışmayın.’ Biz de diyoruz ki; oyumuzu veririz gerisine de karışırız” diyor.

Yoldaş: Otoriter rejime karşı bir adım da Kadıköy’den atıyoruz

Platformun bir başka katılımcısı Bülent Yoldaş. 42 yaşında gazeteci…

“Türkiye’de yeni bir rejim inşa ediliyor ve biz bu yeni rejim inşasını değiştirebilecek adımlardan birini de Kadıköy’den atıyoruz” diyen Yoldaş, AKP-MHP bloğunu geriletmenin yolunun ‘ortak hareket’ zeminlerini çoğaltmaktan geçtiğine işaret ediyor:

“Türkiye çok uzun zamandan bu yana AKP-MHP eliyle en hafif tabiriyle otokratik-otoriter bir rejime doğru ilerliyor. Faşizm, seçimler yoluyla kitlelerin onayını almaya çalışıyor. Sadece İstanbul’da değil, Kürt illerinde benzer bir durum başka bir şekliyle yaşandı. AKP ve MHP bloğunun dışında kalan herkes iktidar tarafından ötekileştirildi.
“Faşizmin kurumsallaşmaya başladığı bir Türkiye’den söz ediyoruz. O sebeple İstanbul seçimlerini belediye başkanlığı seçimi olarak değerlendirmiyoruz.
“Türkiye’nin kurucu iradesi olabilecek toplumsal muhalefet de yazık ki parçalı bir durumda. Bugünün ihtiyacının kendi siyasal tercihlerimizi ikinci plana atarak, AKP-MHP bloğunu geriletecek ortak stratejiler üretmek olduğunu düşünüyorum.
“Kadıköy Demokrasi kazanacak platformunu oluşturan siyasi bileşenler yola çıkarken kendi gelecek tasavvurundan öte, bu ortak yaklaşımı esas alan siyasal bir hat çizdi.”

Türkay: CHP ve HDP seçmeni ortak çalışma alanları bulabilmeli

Ve Koray Türkay… 44 yaşında ev tekstili işi ile meşgul.

Türkiye’nin orta ölçekli ‘demokratikleşme’ reçetesini CHP ile HDP seçmeninin ortak çalışma alanları bulabilmesinde görüyor.

Türkay “Açıkçası” diyor, “CHP’nin demokratik zemine çekilebilmesinin yolu, tabandan gelecek basınç ortamının yaratılmasında.”

Toplumun ‘İmamoğlu’ ihtiyacını da demokratikleşme beklentisinin sonucu olarak tarif ediyor:

“16 Nisan referandumunda 2 milyon mükerrer oya rağmen Kılıçdaroğlu’nun bu hırsızlığı kabul ederek, ‘sokağa çıkmayın’ çağrıları yapmasının ardından Ankara’dan İstanbul’a yürümek zorunda kalan bir Kılıçdaroğlu gördük. Gerek CHP ve gerek İyi Parti seçmen kitlesinin ‘ulusalcı’ ve ‘ırkçı’ teamüller ekseninde bir eski Türkiye iktidar perspektifiyle kurulamayacağını görüyoruz. Bunu ortaya çıkaran en büyük parametre ise 7 Haziran’da Demirtaş ile ortaya çıkan HDP’nin yüzde 13.5 oy oranı ile geniş kitleler nezdinde kabul görmüş olması. Ve bundan etkilenen bir CHP tabanın varlığı söz konusu.”

“Bu seçimde İmamoğlu ciddi bir oy farklı ile kazanacak gibi görüyor ama önemli olan 23 Haziran’ın ötesi’ diyen Türkay’ın son sözü ise şöyle:

“Asgari bir demokrasiden söz edebilmek için halkın politik kararlara ve yönetim süreçlerine dahil olması gerekir. Katılımcı bir belediye talebimiz de var elbet. Bu anlamda varlığımız 24 Haziran’dan sonra da sürecektir.”

Not: ‘Demokrasi Kazanacak’ platformu, İBB Başkan adayları Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım’ın canlı yayında tartışacağı açık oturumu dev ekranda birlikte izlemek için 16 Mayıs Pazar akşamı Saat: 20:00’da Yoğurtçu Parkı’na çağırıyor.  

Previous post
'Orta Çağ uygulaması': İtalya göçmenleri kurtaranlara para cezası getiriyor
Next post
Erdoğan bir de Twitter'dan yineledi: S-400'leri satın aldık