Ana SayfaKültür-SanatBerivan Doğan ile ‘Ve tüm kadınların saçları bir başka tarandığında’ üzerine

Berivan Doğan ile ‘Ve tüm kadınların saçları bir başka tarandığında’ üzerine

HABER MERKEZİ – Berivan Doğan’ın ilk resim sergisi “Ve tüm kadınların saçları bir başka tarandığında” çeşitli kadın imgelerinin renkli bir yansıması. Herkesin kadınlardan bahsettiğini ancak çoğunlukla onları değersizleştirildiğini söyleyen Doğan, “Kadınlardan söz ederken gerektiğinde bir romancı, bir ressam veya bir coğrafya kaşifi olabilmeli insan. Ama asla bir analist olmamalı” diyor.


Röportaj: Neğşirvan Güner & Pelin Özkaptan


Birbirinden renkli kadınlar, gökyüzüne uzanırcasına saçlar ve olabildiğince renk harmanı… Bunlar ilk kişisel sergisini açan Berivan Doğan’ın resimlerinden yalnızca ilk bakışta edinebileceğiniz izlenimler. Resimleri dikkatlice inceleyip, Berivan’ın kadınlarına kulak verdiğinizde ise sizi kadın dünyasının tüm renkleri sarmalıyor.

Berivan Doğan, ‘oldukları yerde tek başına ve özgün’ olduğunu söylediği, hayallerinden tuvale aktardığı kadınların hikayesini anlatmak için açtığı “Ve tüm kadınların saçları bir başka tarandığında” sergisini ve kadın-sanat ilişkisine dair düşüncelerini gazetemize anlattı.

Ne zamandan beri resim yapıyorsun, nasıl başladın? Resim senin çocukluk hayalin mi yoksa sonradan başladığın bir alan mı?

Aslında bu soruyu ben de kendime soruyorum, bazen çok uzun zamandan beri yapıyorum gibi bir duygunun içine giriyorum, bazen de dün başlamış gibi hissediyorum. Evet, çok değil birkaç senedir yapıyor olsam da keşfettiğim çok şeyin olması beni mutlu ediyor. Aslında resme başlamamın çok nedeni olsa da en sevdiğim nedenden söz etmek istiyorum. O da, resim öğretmeni olan ablamın pek resim yapmamasıyla ilgili. Resim yapsın diye, hatta birlikte bir projemiz olsun diye çabalarken kendimi suluboya resimler yaparken buldum.

Benim için heyecan verici bir başlangıç oldu. Tabii neden kadınlar çizdim, ve de neden öyle renkli kadın resimleri yaptım, bilemiyorum. Bugün bile bana biraz gizemli geliyor bu durum. Ama bu gizemi sevmiş olduğumu ve kadınları görünür kılmaktan bıkmayacağımı biliyorum. Çocukken hayalini kurdum mu? Hayır, bunu hatırlamıyorum, ama çocukların resme olan ilgilerini düşündüğümüzde, evet olabilir diyorum, belki de böyle bir hayalim vardı ve ben onu hatırlamadığım bir zamanda kaybetmiş olabilirim… Evet, belki de bir hayalimi gerçekleştirmenin heyecanını yaşıyorum.

Berivan Doğan

Sergide yer alan eserlerinde hep kadın figürleri yer alıyor. Bunun nedeni nedir?

Hep kadınları çiziyorum, evet bu doğru. Aslında bu soru doğaya şunu sormaya benzer gibi: “Neden yaratıyorsun, neden çiçek açıyorsun?” Doğanın bunu yapmasında, sonsuz çeşitliliği içinde yaşamın açılarak sürmesinde hiçbir sebep yok. Her şey ve tabi ki ben de dahil olarak yapmam gerekeni yapıyorum.

Görebilmenin gücünü keşfetmenin verdiği heyecanla resim yapıyorum. Bir kadın olarak bir çiçeğin yaptığını yapıyorum, açılıyorum ve ortaya çıkan yapraklar oluyor, tohumlar oluyor. Sonrasında boş sayfanın yüzeyinde imajlara dönüşüyor. Ve tabi bunca renk, nereden geldiğini anlamadığım bir sürü ton. Benimkisi galiba bir tür yeni detaycılık. Hâlâ sorabiliriz tabi, neden kadınlar? Çünkü çok güzeller, ve onları görmek, onları bir kez daha görmek çok güzel.

Serginin ismi “Ve tüm kadınların saçları bir başka tarandığında” senin için ne ifade ediyor, bize neyi anlatmak istiyorsun?

Çok fazla duyduğumuz bir şey bu “kadınlar”, ama nedense kimse yeterince özen göstermiyor. Konuşurken ve yazarken, değersizleştirme konusunda bir kadavra gibi kullanılıyor kadınlar. Kadınlardan söz ederken gerektiğinde bir romancı, gerektiğinde bir ressam veya bir coğrafya kaşifi olabilmeli insan. Ama asla bir analist olmamalı.

Saçları bir başka tarandığında dememin sebebi, parçalanmış hayatlarımızı göstermek. Ama aynı zamanda başka bir zamana ait bir görünürlük keşfetmek. Zira bu kadınlar çıkışsızlık ve konforu yaratan mekân algısına karşın kaçışın ve yeniliğin imkânlarıyla ilgileniyorlar. Ve bu da zaman algısında bir değişimi gerektiriyor. İstiyorum ki kadınlar bir şeyler yapmak istediklerinde veya bir kaçışı gerçekleştirmek istediklerinde hiç beklemesinler, çünkü beklemek demek zamana bırakmak demek ve bu da hiç gelmeyecek bir zamanın kesinkes algısıdır. Oysa görüleceği gibi benim kadınlarımın saçları gökyüzünden yeryüzüne bakıldığında görülecek ovalar, yaylalar gibidir. Öyle çok kaçış var ki öyle çok olanak var ki bu topraklarda. Ve tabii bütün kadınların saçları bir başka tarandığında, çok daha güzel olacaklar.

Zaman hiçbir zaman kötü olmanın veya kötülüğün arşivine dönüşmemeli, aksine bir havai fişek gibi gökyüzünde sonsuz sürprizi gerçekleştirmeli. Benim için bu serginin anlamı bu. Zamanı gelip de geçmiş olan birçok şeyin hızlandırılması. Yaptım ve oldu. Güzel de oldu.

Kadınları, resimlerinde özgürleştirdiğini – gerçek hayatta olmadığı kadar – düşünüyor musun? Diğer bir yandan şöyle sorarsak renkler ve tuvali kadın özgürlüğüyle bir bağ olarak görüyor musun? Nasıl tanımlarsın bu ilişkiyi?

Ah evet, özgürlük, gerçekten de büyük bir kavram. Anlamını düşünmeseniz bile duyduğunuzda size bir ferahlık veriyor. Yine de daha çok erkeklerin kullandığı bir kavram olduğundan dikkatli olmak gerekiyor. Tabii ki resmettiğim kadınları düşündüğüm anlar çok. Özgürler mi, değiller mi, ya da başka türden sorarsak, mutlular mı mutsuzlar mı? Bunlar oldukça önemli sorular, ama bir kadın olarak özlediğim şey, “bir kadının sınırlı olduğu yerde özgür olması” değil. Başka bir şeyden söz etmek istiyorum, o da kadınların özgürlüklerinden ne yaptığı, ne inşa ettiğidir. Her mücadelenin bizi özgürleştirmediği kesin olsa da her özgürlüğün de bizi kurtarmadığı kesin. İşte bu da yaşam ve ölümün döngüsünü oluşturuyor.

Birçok kadın sanatçının özgürlük mücadelesinde veya herhangi bir mücadeleye savruluşunda yapıtların ortaya çıktığını biliyoruz. Bunların neden mi, sonuç mu olduğunu kestirmek de güç, ancak bu çabanın eşsizliği çoğu zaman sanatçıyı değilse de başkalarının yaşamlarını kurtardığını biliyoruz. Resimlerimdeki kadınlar özgür mü, diye sordunuz ya, keşke bilsem, ama tıpkı roman kahramanları gibi elbette bir yaşamları var. Bildiğim şeylerden biri orada tek başlarına ve özgün oldukları. Bu onlara yetiyor mu, bunu da bilmiyorum ama kesinlikle bunu sormak ve bunu merak ederek hayal kurmaya değer.

Hayatında, hayal dünyanda veya gözlemlediğin alanlardaki kadınlar tuvaline yansıdı mı? Portresini çizdiğin kadınlar, gerçek dünyada varlar mı?

Elbette, çevremdeki kadınlardan, izlediğim filmlerden veya gördüğüm herhangi bir fotoğraftan çok etkilendiğim oldu. Bazen de okuduğum bir öyküdeki genç bir kız beni çok etkiler. Onu düşünürüm, mutlu düşünürüm, bu dünyada değil de başka bir dünyada başka bir zamanda hayal ederim. Çoğu zaman da boyama işlemi hayal etmenin kendisine dönüşür. Resimden nasıl bir kadın çıkacağı benim için de sürpriz oluyor. Önceleri resmi ortaya koyamama endişesi bana hayal ettiğim kişiyi göstermiyordu ancak bu kısa sürdü. Çevremde ve gerçek hayatta o kadar çok güzel kadın var ki, örneğin ilk resimlerimden biri şarkıcı Hindi Zahra’nındır. Kendisini çok severim, hatta birkaç resmini yapmışlığım var.

Saç, kadın ve resim sanat dünyanı nasıl biçimlendiriyor?

Saç, kadın ve resim? Benim için çok güzel bir üçlü. Bıkmadan, usanmadan yapabilirim demek istiyorum. Resimlerim, onlara bakanları mutlu etsin istiyorum, evlerini güzelleştirsin istiyorum, birbirine kırgın olanların barışmak için aradıkları armağan olsun resimlerim. Ve tabi bu olup bitenlerden alacağım güçle devam etmek istiyorum. Zerafeti göstermek ve belki de yeniden keşfetmenin arayışındayım. Kadınlara özen göstermenin, onları sevmenin biçimleriyle ilgileniyorum.

Resimlerinde çok yoğun bir renk cümbüşü var. Çizdiğin kadınların portrelerinde de bunu görüyoruz. Bu kadar yoğun renk kullanımının doğduğun şehir ile bir ilişkisi var mı?

Gerçekten de resimlerimin çok renkli olduğunu kabul ediyorum. Bunun önüne geçmek imkânsız gibi. Sanki tüm tonları görmek istiyorum. Ama haklı olabilirsiniz, doğduğum yerde ve coğrafyada renklerle aramızda ne bir duvar vardı ne de herhangi bir sorun. Hepsini seviyorduk ve “renkler” derken henüz bir metafora dönüşmemişti. Halen doğduğum topraklarda kadınlar olabildiğince renkli. Ve ben bu yüzden bu renkleri hayatımda hep tutmak istiyorum. Güzelim Diyarbekir 🙂 Yine de resimlerimin çok renkli olarak değerlendirilmesini istemem. Renkleri çok çeşitli kullandığım doğru olsa da iki boyutlu yüzeyde başka imkânlar arıyorum. Heykeltraş gibi taştaki katmanlara sahip olmadığımdan belki de kendi katmanlarımı yaratıyorum. Böylelikle ifade meselesine geliyorum. Kadınlarımın resmedilmesi veya onların kendilerini ifade etmesindeki güçlükler.

“Ve tüm kadınların saçları bir başka tarandığında”nın devamı olacak mı ?

Evet bu sergimin devamı da olacak. Yine kadınların olduğu resimlerim olacak ancak bu defa tarihte etkili olmuş bazı kadın portreleri olacak. Bunlar yazar, sanatçı veya politik kişiliklerden oluşuyor.


Serginin adresi: Kadıköy Caferağa, Şevki Bey Sk. 31/A, 34710 – Zapata Bakery