Ana SayfaEğitimCezaevinden çıkan Tuna Altınel: Ben tahliye edildim diye düzelen hiçbir şey yok

Cezaevinden çıkan Tuna Altınel: Ben tahliye edildim diye düzelen hiçbir şey yok

HABER MERKEZİ – 81 gündür tutuklu bulunan Barış Akademisyenleri’nden Doç. Dr. Tuna Altınel’in yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı. Altınel, savunmasında iddianamenin iki gün içinde hazırlandığına dikkat çekerek, “Mahkemenizin hakkımda kopartılan bu gürültüye itibar etmemesini, bu haksızlığa alet olmamasını ve derhal beraat kararı vermesini talep ediyorum” dedi. Savcı, Altınel’in ‘adli kontrol’le tahliye edilmesi yönünde mütalaa verdi. Mahkeme ise Tuna Altınel’in tahliyesine karar vererek, duruşmayı Ekim ayına erteledi. Kepsut L Tipi Cezaevi’nden çıkan Altınel, ilk açıklamasında “Tuna tahliye oldu diye düzelen hiçbir şey yok” diye vurguladı.

Kürt kentlerindeki yasak ve şiddete son verme ile müzakereleri başlatma çağrısının yer aldığı “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerden Lyon-1 Üniversitesi’nden Doç. Dr. Tuna Altınel, Fransa’da gerçekleşmiş bir konferansa katılımı gerekçe gösterilerek ‘örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla 11 Mayıs’ta tutuklanmıştı.

81 gündür Kepsut L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Altınel’in ‘örgüt üyeliği’nden yargılandığı davanın ilk duruşması, Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Tuna Altınel’in beyanı

Altınel, duruşmada yaptığı savunmada şunları dile getirdi:

“Bugün Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinden demokrasi dostları burada. Bakışlarını sırtımda hissediyorum, bu yüzden sırtım pek.
“AKLRA, ya da Lyon ve Rhône-Alpes Kürt Dostluk Derneği’nin 21 Şubat 2019 tarihinde düzenlediği etkinliğe katıldığım için karşınızda bulunmaktayım.
“’Terör örgütü üyeliği’yle suçlanmaktayım. Bu sonuca varmak için iddianame adlı metnin yazarı iki somut olguya dayanmaktadır: Birincisi adı geçen derneğe üyeliğim; ikincisi sözü geçen etkinlik.
“Bu iki olguya ayrı ayrı değinmek isterim. Dernekle başlayayım. Hakkımdaki bu davaya kaynak olan istihbarat yazısında üyesi olduğum AKLRA’nın ‘PKK/KCK terör örgütünün bir uzantısı’ olduğu iddia edilmektedir.
“AKLRA Fransa yasalarına göre kurulmuş, yasal bir dernektir. 2013 yılında, şu anda da başkanı olan Fransa vatandaşı Thierry Lamberthod ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Yönetim kurulunun bütün üyeleri Fransızdır.
“Belirli bir siyasi çizgisi olmayan derneğin amacı Kürt kültürünü tanıtmak, Kürt halkının haklarının tanınmasını sağlayacak platformlar oluşturmak, barış amaçlı ekonomik, sosyal, kültürel projelere katkıda bulunmaktır.
“Uzun lafın kısası, böyle bir derneğin bir terör örgütünün uzantısı olması mümkün değildir. Herhangi bir terör örgütü ile olası bir bağının Fransa devleti tarafından görülmemesi veya görüldüğü takdirde buna müdahale edilmemesi de mümkün değildir.
“Zaten ne Dışişleri Bakanlığı’nın istihbarat yazısında, ne de iddianamede, üyesi olduğum dernek ile PKK/KCK arasında bir bağ olduğuna dair somut tek bir bilgi ya da delil yoktur.
“Gelelim sözü geçen etkinliğe. Etkinlik üyesi olduğum dernek tarafından düzenlenmiştir. Ben de derneğin bir üyesi olarak gerçekleşmesine katkıda bulundum.
“Amaç tanıklıklara dayalı bir tartışma ve bellek çalışması yapmak, farkındalık, duyarlık oluşturmaktı. Hiçbir şekilde yasal ya da yasadışı herhangi bir örgütün propagandasını yapmak söz konusu değildi.
“Faysal Sarıyıldız etkinlikte konu edilen olayların olduğu dönemde Şırnak milletvekili ve birinci elden tanığı olduğu için seçildi ve davet edildi. Lyon’a geldiğinde kendisine, etkinliğin bir siyasi propaganda çalışması olmadığı konusundaki hassasiyet açıkça anlatıldı.
“Katkısı bu çerçevede oldu.Bir konuşma yaptı, görseller paylaştı, soruları yanıtladı. İddianamenin 9. sayfasında yazılı iddianın aksine etkinliği ne sunmuş ne de yönetmiştir. Bir fotoğraftan böyle sonuç çıkarılmasına ancak 2 günde çiziktirilen bir iddianamede rastlanır.
“Etkinliğin kapsamında bana Türkçe ve Fransızca dilleri arasındaki iletişim düştü. Bu iki dile aynı anda en çok hakim olan tek üye ben olduğum için simültane çevirinin Fransızca-Türkçe bölümünü üstlendim.
“Ya da, iki günde çiziktirilen iddianameye bakılacak olursa ‘en görünür biçimde… rol oyna’dım. Yeniden vurgulamak isterim, Faysal Sarıyıldız’la birlikte sunmak diye bir şey söz konusu değildir.
“Zaten gece boyunca sahneye gelen insan sayısı dörttür. Bunlardan biri de dernek adına ilk konuşmayı yapan yönetim kurulu üyesi Gilles Lemée’dir. Faysal Sarıyıldız’ın katılımı ise tanıklıktan ibarettir.
“Derneğin kültürel, toplumsal ilkeleri çerçevesinde bir sorun ortaya konmuş, hatırlatmalar yapılmış, tanıklıklar aktarılmış ve gelip izleyen herkes vicdanıyla baş başa bırakılmıştır.
“Peki bunun ardından ne oldu? Ben hedef seçildim, yargısız infaza uğradım. Dışişleri Bakanlığı, Lyon Konsolosluğu hassas konulara dokunan bir etkinliğin düzenlenmesine katılan bir T.C. vatandaşı olduğum için hakkımda casusluk yaptı.
“Sık sık geldiğim Türkiye’ye 12 Nisan 2019’daki son girişimde hiçbir açıklama yapılmadan pasaportuma el kondu. Sınırda beklerken beni sorgulayan sivil polisin ‘Ooo hocam, sizin hakkınızda çok şeyler var’ türünden saygısızlıklarından öteye bilgi verilmedi.
“İstanbul’da bir ay boyunca aklıma gelen her kapıyı çaldım, hiçbir tatminkar yanıt alamadım. Sonunda kendi ayağımla Balıkesir’e geldim.
“Balıkesir Valiliği pasaport tahdit şubesinde ‘boşuna gelmişsiniz’ diyerek bilgi vermeden beni başından savan memur bunun ardından ucuz bir numarayla beni valiliğe çağırdığında deyim yerindeyse koşa koşa gittim.
“Sanki kaçma çabası içinde olan bir suçluymuşum gibi Balıkesir Valiliği önünde gözaltına alındım, hiçbir açıklama yapılmadan Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüm. Ertesi gün olan 11 Mayıs’ta ‘terör örgütü propagandası’ yaptığım iddiasıyla tutuklandım.
“Tutuklanmamın üzerinden birkaç saat geçmeden Balıkesir Valiliği her türlü masumiyet karinesini hiçe sayarak yayınladığı bir basın açıklamasıyla beni ‘terör örgütü propagandası yapan akademisyen’ olarak ilan etti.
“Yargısız infazım bununla da bitmedi, Yeni Akit gazetesi sanki valilik açıklamasını birisi kulağına üflemişçesine aynı gün saat 18.15’te ‘PKK propagandası yapan akademisyen tutuklandı’ başlıklı bir haber yaptı.
“Haberin alt başlığını aynen aktarıyorum: ‘Fransa’nın Lyon şehrinde eski HDP milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın konuşmalarını anında Fransızca’ya çeviren PKK’lı akademisyen mahkemece tutuklandı’.
“Haberin metni valilik açıklamasının aceleyle hazırlanmış bir kopyasıydı. Öyle ki Faysal Sarıyıldız’ın isminin yanındaki, parantez içindeki ‘aranıyor’ ibaresi, ‘Faysal Sarıyıldız’ın ‘Aranıyor’ konulu konuşması’ diye aktarılmıştı.
“Bu yargısız infaz ve hedef gösterme sürecinin sonunda talimatla yazılmış olduğu izlenimi veren bir iddianame iki gün içinde hazırlandı. Ama minare kılıfa sığmamıştı.
“Tutuklanmam için başvurulan ‘terör örgütü propagandası’ suçlaması maruz kaldığım haksız ve önyargılı tutumu açıklamaya yetmiyordu. Vites büyütüldü. Herhangi bir dayanağı, tutarlılığı olmayan suçlamalarla sevk maddem ‘terör örgütü üyeliği’ne yükseltildi.
“Sayın hakimler, ben herhangi bir terör örgütünün üyesi değilim. Tek yaptığım 3 aya yakın bir süredir tutuklu olmamın nedeni yasal bir derneğin yasal bir etkinliğinin düzenlenmesine katkıda bulunmuş olmaktır.
“O günlerde yaşananlar 2015 yılının ortalarından itibaren ulusal ve uluslararası hak örgütlerinin raporlarına, AİHM’inkiler başta olmak üzere yargı kararlarına konu olmuştur.
“Son olarak AYM Genel Kurulu tarafından, imzacısı olduğum ve yine aynı dönemdeki hak ihlallerini tartışan ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı metni imzalayan akademisyenlerin cezalandırılmalarının hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir.
“Görünen o ki, siyasi iktidar bu konunun konuşulmasından, sorgulanmasından ve böylece aydınlığa çıkarılmasından rahatsızdır.
“Halbuki gerçekler karşıt fikirlerin yasaksız biçimde ifade edilmesiyle ortaya çıkar. Açık, hoşgörülü, demokratik bir toplum haline gelmek istiyorsak en rahatsız edici gerçekleri bile aydınlığa çıkarmak için çaba sarf etmekten, bu gerçeklerle yüzleşmekten başka yol yok.
“O halde, bu yolu yürümeye çalışanlardan neden korkuluyor? Neden onlara isnat edilecek suçlar üretilmeye çabalanıyor? Aksine, önleri açılmalı, desteklenmelidirler.
“Çünkü, gerçeklerle yüzleşmek demokrasileri güçlendirir, zenginleştirir, yüceltir. Benim gerçekleri araştırma çabalarımsa, desteklenmekten geçtim, bana karşı alçakça bir kumpasın hazırlanmasını tetiklemiştir.
“Mahkemenizin hakkımda kopartılan bu gürültüye itibar etmemesini, bu haksızlığa alet olmamasını ve derhal beraat kararı vermesini talep ediyorum.
“Tutuklanmam için gösterilen nedenlerden bir tanesi kaçma şüphesiydi. Bu konuda emniyet ifademin iddianameye itinayla alınmayan bir cümlesini hatırlatmak isterim: ‘Türkiye’yi aşağılamak isteseydim kesinlikle Türkiye’ye gelmezdim.’
“Kaçma şüphesi iddiasına karşı aynı cümleyi biraz değiştirerek yinelemek istiyorum: ‘Kaçmak gibi bir niyetim olsaydı, Türkiye’ye gelmezdim.’ Sözün özü, özgürlük talep ediyorum.”

Altınel’in savunmasının ardından avukatı söz aldı.

Müvekkilinin 81 gündür tutuklu olduğunu belirten avukatı, “Derhal beraatini istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Yapılan etkinliğin içeriğinde ifade özgürlüğüne aykırı herhangi bir ifadenin yer aldığına dair hiçbir delil yoktur iddianamede. Dolayısıyla bu etkinliği ifade özgürlüğü kapsamında görmek zorundayız.”

Savcı tahliye istedi

Savcı, birleştirme uyuşmazlığından ötürü dosyanın Yargıtay 5. Daire’ye gönderilmesi, Altınel’in tutuklu olduğu süre göz önünde bulundurularak ‘adli kontrol’le tahliye edilmesi yönünde mütalaa verdi.

Mütalaadaki hatalara işaret eden Altınel’in avukatları ise dosyanın Yargıtay’a gönderilmesine gerek olmadığını, tahliye talebine katıldıklarını ancak derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtti.

Tuna Altınel’in tahliyesine karar verildi

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, birleştirmeye yer olmadığına, Tuna Altınel’in tahliyesine hükmetti.

Mahkeme ayrıca, Altınel’in duruşmalardan vareste tutulmasına da karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması 19 Ekim’e ertelendi.

Cezaevinden çıkan Altınel’den ilk açıklama

Tahliyesinin ardından açıklama yapan Altınel, “Barış, adalet ve demokrasi için bugün birçok insan cezaevi önüne geldi. Kendilerine teşekkür ediyorum” dedi ve ekledi:

“Yürünecek yol çok uzun. Şu an olduğumuz noktadan çok daha ilerisine ilerlememiz gerekiyor. Daha fazla efor sarf etmemiz gerekiyor. Tuna tahliye oldu diye düzelen hiçbir şey yok.
“Avukatlara teşekkür ediyorum. Hukuk için mücadele etmenin ne kadar anlamlı olduğunu gösterdiler. Avukatlara yoldaş ve arkadaş lehçesinde teşekkür etmek istiyorum. Özellikle de Meriç Eyüboğlu’na. Çünkü Cizre’deki yitirdiklerimizi hatırlattı her şeyden önce.”

Duruşma öncesi ise Balıkesir Adliyesi önünde bir araya gelen pek çok akademisyen ve hak savunucusu basın açıklaması düzenlemişti.

Barış İçin Akademisyenler adına basın açıklamasını okuyan Lütfiye Bozdağ, “TunaAltınel hiçbir delil olmadan 81 gündür tutuklu bulunuyor. Tuna’nın arkadaşları olarak derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” demişti.

Dava süreci

Doç. Dr. Altınel’in Türkiye’de tutuklanmasına giden süreç, Şubat 2019’da Fransa’nın Villeurbanne kentinde “Cizre bodrumlarına ilişkin” katıldığı bir konferansla başladı.

Doç. Dr. Altınel, konferansta eski HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’a simültane çevirmenlik yapıyordu.

Konferansın ardından Lyon Başkonsolosluğu, Altınel hakkında hakkında bir tutanak tuttu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen tutanakta Altınel hakkında “gerekli işlemlerin yapılması ve pasaportuna tahdit konulması” talep edildi.

Aynı zamanda barış bildirisi imzacısı olan Doç. Dr. Altınel, yargılandığı davanın duruşması için Nisan 2019’da Türkiye’ye döndü. Havalimanında pasaportuna tahdit konulduğunu öğrendi.

Karara karşı İstanbul’da çeşitli girişimlerde bulunsa da bir yanıt alamayınca 10 Mayıs’ta, nüfusa kayıtlı olduğu yer olan Balıkesir’e gitti.

Durumu anlamak için Nüfus Müdürlüğü’ne giden Altınel, müdürlükten çıktıktan sonra gelen bir telefonla geri döndü ve gözaltına alındı.

Altınel savcılıktaki ifadesinden sonra “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi.

Nöbetçi hakimliğin kararıyla 11 Mayıs günü tutuklanarak, Kepsut L Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Altınel hakkındaki suçlama tutukluluk sürecinde “örgüt propagandası”ndan “örgüt üyeliği”ne döndü.

Diğer yandan Altınel’in, Barış Akademisyenleri’nin yargılamaları kapsamında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davası İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

AYM’nin ‘hak ihlali’ kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladıkları için “örgüt propagandası yapmak” gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılan 10 akademisyenin bireysel başvurusunu 26 Temmuz’da görüşmüştü.

Mahkeme, akademisyenlerin cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermişti.


KEPSUT NOTLARI 1 | Kaybolan postalar herkesin bildiği sır – Lütfiye Bozdağ

KEPSUT NOTLARI 2 | Eril devlet, eril hapishane, eril zihniyet – Lütfiye Bozdağ

KEPSUT NOTLARI 3 | Ceberut devletin katmerli cezası – Lütfiye Bozdağ


Bu haberin ‘Dava Süreci’ bölümünü bianet‘ten aldık. Barış İçin Akademisyenler’in Twitter paylaşımlarından da yararlandık.