Ana SayfaGüncelDemirtaş: Türkiye yeni anayasaya ve barışa odaklanmalı

Demirtaş: Türkiye yeni anayasaya ve barışa odaklanmalı

HABER MERKEZİ – HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 142 yıl hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında savunmasını yaptı. Hem partisinin hem de kendisinin barış için çalıştıklarını vurgulayan Demirtaş, “Türkiye demokratikleşmeye, yeni anayasaya ve barışa odaklanmalıdır” dedi. Duruşmanın ikinci oturumu Çarşamba günü yapılacak.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı davanın duruşmasının ilk oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu’nda yapıldı.

Demirtaş, 4 Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.

Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren eski milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ı anarak konuşmasına başlayan Demirtaş, tutuklu yargılanmasına değindi.

“Mahkeme beni, hukuka aykırı bir şekilde tutuklu olarak yargılıyor. Tutuklu yargılama esas, tutuksuz yargılama istisnaymış gibi bir hava yaratılıyor.
“Tutuklu yargılama, sadece siyasi davalarda esas haline gelmiş durumda. Tecavüzcüler, hırsızlar, gaspçılar ve özellikle güvenlik personeliyle ilgili davalarda, yargı çok hassas.”

Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan Sümerpark civarında, 14 Nisan’da 20 yaşındaki Recep Hantaş’ın polis tarafından öldürülmesini hatırlatan Demirtaş, “Daha birkaç ay önce Diyarbakır’da bir parkta, Recep Hantaş isimli bir genç, bir güvenlik personeli tarafından hiç yere öldürüldü. O güvenlik personelinin çocuğu, babasının serbest bırakılması için CİMER’e bir mektup yazıyor. CİMER bu dilekçeyi, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderiyor. Başsavcılık, dilekçenin geldiği gün, tahliye talebinde bulunuyor. Mahkeme aynı gün, daha yargılanması başlanmamış olan güvenlik personelini tahliye ediyor” dedi ve ekledi:

“Ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, CİMER üzerinden aileye bilgi verilmesi için yazı yazıyor. Dolayısıyla Türkiye’de yargı, öyle sanıldığı gibi tutukluluğu esas olarak kabul etmiyor. Gerektiğinde, böyle işliyor işte.”

Eski Devlet Bakanı Ali Babacan ile ilgili soruşturma talebi konusunda soruşturmaya yer olmadığı kararını da hatırlatan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gözlerimizi yaşartacak kadar adalet uygulanıyor Ankara Adliyesinde. Sanki ben bu şekilde tutuklu yargılanıyorum da, Türkiye’deki bütün dosyalarda tutuklu yargılama esas olarak kabul ediliyormuş gibi sanılmasın. Tutanağa geçmiş olayım.”

AİHM kararı

Demirtaş, hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) tahliye edilmesi yönünde verdiği kararı anımasatarak, şu beyanlarda bulundu:

“AİHM bir kararında, tutukluluğumun siyasi faaliyetlerimi engellediği, siyasi amaçlarla olduğunu tespit etmişti. 18 Eylül’de Strasbourg’da, AİHM Büyük Daire önünde bu dava tekrar görülecek.
“Bu mahkemedeki dosya, çok daha kapsamlı bir şekilde, biz ve Adalet Bakanlığı tarafından, karşılıklı olarak masaya yatırılacak. Orada ilk kez gerçek muhataplarım, Adalet Bakanlığı var. Burada siz [mahkeme heyeti] varsınız ve sanki yargılama yapılıyormuş gibi oluyor.
“Strasbourg’da, tam da olması gerektiği gibi, bir tarafta Adalet Bakanlığının yetkilileri, bir tarafta ben ve avukatlarım. Burada da olması gereken bu. Adalet Bakanlığından temsilciler, Külliye’den temsilciler savcılık makamına otursaydı gerçekçi bir görüntü oluşurdu.
“Beni tutuklu yargılayarak, TBMM’deki faaliyetlerimden alıkoydunuz. Evimden kaçırıldığım 4 Kasım 2016’dan milletvekilliğimin seçimle bittiği 24 Haziran 2018 tarihine kadar TBMM Genel Kurulunda 205 birleşim, 1.197 oturum yapılmış.
“Bu zaman zarfında Genel Kurul 1.278 saat 34 dakika çalışmış. Milletvekilleri, tam 119.412 sayfa konuşmuş. Ben ise tek bir harf bile konuşamamışım.
“Aynı dönemde, TBMM başkanı seçilmiş. Bütçe kanunu ve 45 Meclis Araştırması görüşülmüş. Mahkemenin aldığı hukuksuz kararlar nedeniyle, milletin oyuyla göreve gelmiş bir parlamenter ve partimin eş genel başkanı olarak, bu faaliyetlere katılamadım.”

‘Bu dava barış sürecinin hesaplaşması’

2012 yılında Mardin Nusaybin’de yaptığı bir konuşma nedeniyle suçlandığı 29 no’lu fezlekeye ilişkin savunma yapan Demirtaş, “Konuşmamda şiddete çağrı yoktur. Tam tersine kimse ölmesin diye, müzakereler başlasın diye herkesi meydan meydan mitinglere çağırdık. Direniş dediğimiz budur, zaten her yerde de bu direnişten söz ettik. En küçük bir şiddet de yaşanmadı, böyle bir suçlama da yok zaten” dedi.

“Ben partime eş genel başkan olduğumdan bu yana, kesintisiz bir şekilde birileri beni, yargı eliyle durdurabilmek için azami çaba sarf etti” diyen Demirtaş, mahkeme heyetine şöyle seslendi: “Şu anda yürüttüğünüz yargısal faaliyetin, barış sürecinin hesaplaşması olduğunu bilerek sürdürmelidir.”

‘Türkiye yeni anayasaya ve barışa odaklanmalı’

Hem partisinin hem de kendisinin barış için çalıştıklarını vurgulayan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben HDP adına söz söyleme yetkisine sahip değilim ama partimin de böyle düşüneceğinden kuşku duymuyorum. Yerel seçimler bitmiştir. Türkiye demokratikleşmeye, yeni anayasaya ve barışa odaklanmalıdır.
“HDP de ben de seçmenlerimiz de, kim ki demokrasiden yana tutum alırsa onun yanında yer alma konusunda kararlı olacağız. Bütün partileri de dikkatle izlemeye devam edeceğiz. Biz ne Cumhur İttifakının ne de Millet İttifakının parçası değiliz. Demokrasinin yanındayız.
“Kim ki demokrasi konusunda samimi, ciddi, somut, hızlı adımlar atar ve yanında durursa biz seçmenlerimizle birlikte, o anlayışın gelişmesi için oraya doğru on adım atarız.”

Duruşma verilen aranın ardından Demirtaş’ın beyanlarıyla sürdü.

Demirtaş’ın duruşmasına yarın (17 Temmuz Çarşamba günü) saat 10:00’da devam edilecek.


Demirtaş dosyası AİHM Büyük Daire’de görülecek


Dava hakkında

Selahattin Demirtaş, “Örgüt kurma ve yönetme”, “Örgüt propagandası” ve “Suç ve suçluyu övme” iddialarıyla hakkında 142 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Demirtaş’ın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davası, daha önce kendisi hakkında hazırlanan ve dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM’ye gönderilen 31 fezlekenin toplamından oluşuyor.

Diyarbakır’da açılan dava, “güvenlik” gerekçesiyle Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne alınmıştı.

Previous post
Muğla Milas’ta orman yangını
Next post
Ayaz ve Nupelda kardeşler yan yana defnedildi