Ana SayfaGüncelGezi Davası: Osman Kavala’ya yine tahliye yok, bir sonraki duruşma Ekim’de

Gezi Davası: Osman Kavala’ya yine tahliye yok, bir sonraki duruşma Ekim’de

HABER MERKEZİ – Gezi Parkı eylemlerine ilişkin 16 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması yapıldı. Avukat savunmalarının ardından davanın tek tutuklu sanığı Kavala konuştu, “Şüphe ile delil arasındaki kopukluk daha belirgin hale geldi. Bu nedenle tahliyemi talep ediyorum” dedi. Ancak mahkeme heyeti, oy çokluğuyla Kavala’nın tutukluluk halinin devamına oy çokluğuyla karar verdi ve duruşmayı 8-9 Ekim tarihlerine erteledi.

Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra açılan, biri tutuklu 16 sanıklı Gezi Davası’nın ikinci duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan salonda yapılan duruşmayı aralarında HDP ve CHP milletvekillleri, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve yüzlerce kişi takip etti.

Duruşma salonunda, tutuklu yargılanan Osman Kavala ile tutuksuz yargılanan Can Atalay, Yiğit Aksakoğlu, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman hazır bulundu.

Avukatların savunmalarıyla başlayan duruşmada mahkeme başkanı, iki gün sürmesi planlanan duruşmayı bugün bitirmek istediğini belirtti.

Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın avukatı Fikret İlkiz, duruşmada ilk sözü alan avukat oldu.

İddianameden belli bölümleri okuyup, üzerine eleştirilerde bulunan İlkiz, “Bu iddianame kısaca, 20.11.2007 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurul kararına aykırıdır” dedi ve ekledi:

“33. Asliye Ceza Mahkemesi beş yıl önce zaten bu davayı görmüştü ve sanıklar beraat etmişti. Hukuk ilkelerine göre aynı suçtan ikinci bir dava açılamaz.”

Ardından Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın avukatlığını üstlenen Özgür Karaduman da iddianameye ilişkin eleştirilerde bulunarak, “McCarthy dönemi cadı avı mantığıyla yapılan bir yargılamayla karşı karşıyayız” dedi.

“İddianame bir rezerv iddianamedir, bir komplo iddianamedir, politik muhalefetin kendisine has mücadele yöntemlerinin bloklanmasıdır. Aksi halde neden 6 yıl sonra böyle bir davanın açıldığının cevabı da yoktur.”

‘Gezi anayasal ve demokratik hak kullanımıdır’

Verilen öğle arasının ardından söz alan avukat Eren İşler, savunmasında “Gezi’nin üstünden 6 yıl geçtikten sonra yazılan iddianame ile ilgili işlem yapıyorsunuz, soruşturma dosyasındaki şüphelilerin bir kısmı hakkında bu iddianame” dedi ve sordu:

“Eğer gerçekten hükümete karşı işlenen bir suç olsa bir işlem yapılması için 6 yılın beklenmesi mümkün mü?”

İddianamede sanıkların cebir ve şiddet kullandığına dair bir kanıt olmadığını belirten İşler, “İddianame yönelttiği suç açısından kendi içinde çelişiyor ve bütün hatalarına ek olarak hukuki niteleme yaparken büyük bir ciddiyetsizlik yapıyor” diye konuştu.

Yine iddianamedeki kimi eksiklikleri sıralayan avukat İşler, “Gezi anayasal ve demokratik hak kullanımıdır. Çok sayıda hak ile talepler dile getirilmiştir. Toplanma, ifade özgürlüğüdür. Bunun yanında halkın itiraz hakkı ve direnme hakkı da vardır. Bu kişilerin eylemleri bundan ibarettir. Bu iddianamenin kabul edilmesi bile bu hakların engellenmesine yöneliktir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Osman Kavala: Tahliyemi talep ediyorum

Avukat savunmalarının ardından ise Osman Kavala beyanlarda bulundu. Kavala, şunları söyledi:

“İddianamedeki deliller seyahat programım ile Anadolu Kültür’ün mali raporları. Bunların tutukluluğumla alakası olmadığı açık. Bu bilgiler ve mali raporlar suç işleme kastıyla fon kullanıldığına ya da kullandırıldığına dair bir somut delil içermiyor.
“Ben iki suçlamadan dolayı tutuklandım. Gezi olaylarının organizatörü ve finansçısı olmaktan ve 15 Temmuz darbesine destek vermekten. Aralarında 3 yıl olan bu iki olay nedeniyle tutuklanmış olmam, savcılığın bu iki olay arasındaki bağlantıya ilişkin şüphe olduğunu gösteriyor.
“Bu şüpheleri beslemek üzere bazı basın organlarında yazılar çıktı. Beni suçlayan KOM dairesinin hazırladığı analiz raporunda hiçbir delil yok. 15 Temmuz darbe girişimine destek olması suçlaması iddianameye dönüşmedi, soruşturma dosyası olarak devam ediyor.
“Tutuklandıktan sonra Henry Barkey ile 93,5 saat telefon kaydımın olduğuna dair asılsız haberler yayınlandı. Ama tek bir görüşmemiz yok. Tutuklandıktan sonra da suçlamalarla ilgili somut delil yok.
“Şüphe ile delil arasındaki kopukluk daha belirgin hale geldi. Bu nedenle tahliyemi talep ediyorum.”

Kavala’ya yine tahliye yok

Osman Kavala ve avukatlarının savunmasının ardından savcı, davanın tek tutuklu sanığı olan Kavala’nın tutukluluk halinin devamını talep etti.

Aranın ardından karar için salonda yeniden toplanıldı. Bu kez sadece basın mensupları ve gözlemciler salona alınırken, izleyiciler dışarıda bekletildi.

Kararını açıklayan mahkeme heyeti Kavala’nın tutukluluk halinin devamına oy çokluğuyla karar verdi.

Bir sonraki duruşma 8-9 Ekim’de Silivri’de görülecek.


Dava hakkında

Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda yapılan dava kapsamında, tutuklu Osman Kavala’yla birlikte 16 kişi yargılanıyor.

İddianamede Kavala’nın yanı sıra Memet Ali Alabora, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Çiğdem Mater, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, İnanç Emekçi, Mine Özerden, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay da suçlanan isimlerden.

Gezi Parkı’nda başlayan “protestoları örgütlemek ve finanse etmek” ile suçlanan 16 kişi hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.

Öte yandan iddianamede 746 müşteki bulunuyor. Müştekiler arasında dönemin bakanlar kurulu üyeleri ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bulunuyor.


Ne olmuştu?

Türkiye’de uzun yıllardır sürdürdüğü sivil toplum girişimleri ile tanınan Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinde Goethe Enstitüsü ile birlikte gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin toplantısından döndüğü sırada İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

Kavala, “Gezi eylemlerinin yöneticisi olmak” ve “15 Temmuz darbe girişimine katılmak” suçlamalarıyla 1 Kasım’da tutuklanmıştı.

Diğer yandan 16 Kasım 2018 Cuma günü düzenlenen operasyonla akademisyenler Prof. Dr. Betül Tanbay ve Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Anadolu Kültür’ün Yönetim Kurulu Başkanvekili Yiğit Ekmekçi, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay, Genel Koordinatörü Asena Günal ve film yapımcısı Çiğdem Mater ile Meltem Aslan, sivil toplum çalışanları Yiğit Aksakoğlu, Filiz Telek, Bora Sarı, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel, Hande Özhabeş gözaltına alınmıştı.

16 Kasım gecesi ifade işlemlerinin ardından Hande Özhabeş, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Asena Günal ile Bora Sarı ve Meltem Aslan, 17 Kasım’da da Prof. Dr. Betül Tanbay, Yiğit Ekmekçi, Hakan Altınay, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel ve Çiğdem Mater serbest bırakılmıştı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sivil toplum çalışmaları yapan Yiğit Aksakoğlu ise tutuklanmıştı.

Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Gezi soruşturmasında, Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve avukat Can Atalay ile şehir plancısı Tayfun Kahraman, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclis Üyesi Ahmet Saymadi ve Haluk Ağabeyoğlu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 28-30 Kasım 2018 tarihlerinde ifade vermişti.