Ana SayfaGüncelKeskin, Ergenekon kararını değerlendirdi: AKP uzlaştığı ‘derin yapı’nın aparatı haline geldi

Keskin, Ergenekon kararını değerlendirdi: AKP uzlaştığı ‘derin yapı’nın aparatı haline geldi

HABER MERKEZİ – 12 yıldır süren Ergenekon Davası’nda “örgüt üyeliğiyle” suçlanan tüm sanıklar geçtiğimiz günlerde beraat ettirildi. Bu kararı değerlendiren hak savunucusu, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, “AKP iktidarda kalabilmek için ‘derin’ dediğimiz yapıyla uzlaşmak durumunda kaldı” dedi. Gülen Cemaati’ni ‘devletin kullandığı bir aparat’ olarak niteleyen Keskin, AKP’nin de ‘şu an aynı durumda’ olduğunu ekledi.

12 Haziran 2007’de bir ihbar üzerine İstanbul Ümraniye’de bir gecekonduya yapılan operasyonda bir sandık el bombasının ele geçmesiyle başlayan Ergenekon Davası, geçtiğimiz günlerde karara bağlandı.

Yargıtay’ın bozma kararının ardından 235 sanıklı Ergenekon davasının karar duruşması 1 Temmuz’da İstanbul 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü ve tüm sanıkların “silahlı örgüt kurmak yönetmek, üyelik, yardım ve yataklık” suçundan beraatine karar verildi.

Peki, dava, bu davanın seyri ve 12 yıl sonra gelen bu karar ne anlam ifade ediyor?

İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin konuyu Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

Kararın kendisini şaşırtmadığını belirten Keskin, “Mücadelemiz devam edecek. Bizim için değişen bir şey olmadı” dedi.

AKP’nin iktidara geldiği dönemde derin devlet yapılanmasının son bulacağı ve beyaz toroslar döneminin biteceği yönündeki söylemlerini hatırlatan Keskin, “Ancak bir süre sonra AKP de bu derin yapıyla uzlaştı ve bugün geldiğimiz noktaya geldik” değerlendirmesinde bulundu.

Ergenekon Davası içinde Veli Küçük, Levent Ersöz, Kemal Kerinçsiz gibi ‘gerçekten insanlık suçu işlemiş kişilerin’ yargılandığını söyleyen Keskin, bir süre sonra ise bu davayla ilgisi olmaması gereken kişilerin de davaya dahil edildiğine dikkat çekti.

Hiçbir zaman Kürt illerinde işlenen suçların davaya konu edilmediğini vurgulayan Keskin, şöyle devam etti:

“Ben bu davanın sulandırılmaya başlanmasıyla, yani aslında bu davada yargılanmaması gereken kişilerin de sanık yapılmasıyla birlikte sonucun böyle olacağını tahmin etmeye başlamıştım. Ve sonuçta AKP, derin devlet uzlaşması ile birlikte bu sonuç ortaya çıktı.”

Mehmet Ağar ve Tansu Çiller gibi insanların 1990’larda birçok ‘insanlık suçunun emrini verdiğini’ söyleyen Keskin, bu isimlerin bugün AKP’nin yanında yer aldığına işaret etti.

Keskin, AKP’nin iktidarda kalabilmek için bugün ‘derin’ denilen yapıyla uzlaşmak durumunda kaldığını belirtti.

Cemaat’i ‘devletin kullandığı bir aparat’ olarak niteleyen Keskin, “AKP de şu an aynı durumda” dedi ve ekledi:

“Devletin kendi içindeki iktidar savaşı nedeniyle böyle bir dava açıldı ama bir süre sonra taraflar yer değiştirdi. AKP’nin Gülen Cemaati’yle arası bozuldu ve güçlü kalmak adına o derin yapıyla uzlaşmaya gitti. O derin yapıyla uzlaşmaya gidince de zaten Ergenekon Davası’nın devam etmesi mümkün değildi.
“Bence burada acı olan şudur; orada yargılanan bazı isimleri bizler insan hakları savunucuları olarak çok iyi tanıyoruz. Örneğin Levent Ersöz, Şırnak’ta komutandı. Ersöz, Şırnak’ta komutanken 2 tane HADEP’li o dönem gözaltında kaybedildi. Biz bu olay nedeniyle Şırnak’a gittiğimizde Levent Ersöz benim yakama yapışıp dedi ki; ‘Burası Şırnak Cumhuriyeti, burası Türkiye Cumhuriyeti değil. Burada benim sözüm geçer.’
“Böyle bir adamdır Levent Ersöz. Orada büyük suçlar işlemiş bir kişiden söz ediyoruz. Levent Ersöz şimdi beraat etti. Biz şimdi onlara bir de tazminat ödeyeceğiz. Tutuklu kaldıkları süre için tazminat ödenecek bu insanlara. Yani bana göre çok korkunç bir durum bu.”

Tüm bunlara karşın ‘muhalefet etmenin’ önemine vurgu yapan Keskin, “Biz bu coğrafyada sorgulamadıkça, ‘Her şey çok güzel olacak’ deyip kendimizi kandırdığımız sürece bana göre hiçbir suçun faili ortaya çıkmayacak. O suçun faili zaten devletin kendisidir. Hiçbir zaman da ortaya çıkmayacak” dedi.

Keskin, “Biz devleti temel almayıp, sadece bazı kişileri ve bazı partileri temel alıp, muhalefetimizi de ona karşı geliştirdiğimiz sürece zaten sonuç almak bana göre mümkün olmayacaktır” diye konuştu.

Ergenekon Davası

İstanbul Ümraniye’deki bir gecekonduda 12 Haziran 2007 tarihinde 27 el bombasının ele geçirilmesiyle başlayan Ergenekon Davası, Yargıtay’ın “Ergenekon örgütünün varlığı ispat edilemedi” diyerek daha önce verilen hapis cezalarını bozması üzerine yeniden yapılan yargılamada doğrultusunda 12 yıl sonra karara bağlandı.

Özel Yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davada 274 sanık yargılanmış, aralarında eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un da bulunduğu birçok isim müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Dönemin Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Savcısıyım” dediği davadan çıkan hapis cezaları, 2016 yılında Yargıtay tarafından bozuldu.

16’ncı Ceza Dairesi, “Ergenekon terör örgütünün varlığına ilişkin somut delil ortaya konulamamasını” bozma gerekçesi yaptı.

Yargıtay’ın bozma kararının ardından İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlanan davada geçtiğimiz 1 Temmuz günü karar çıktı.

Davanın tüm sanıkları ‘örgüt üyeliği’nden beraat etti.

Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası saldırılarının failleri olan Alparslan Arslan dahil 4 kişiye ise ‘müebbet hapis cezası’ verildi.