Ana SayfaÇeviriSökülüp atılması gereken toplumsal yapılar – Judith Butler

Sökülüp atılması gereken toplumsal yapılar – Judith Butler

HABER MERKEZİ – Feminist filozof ve queer teorisyeni Judith Butler, şiddetin eril ya da maskülen olmadığını belirtirken, eril tahakküm yapıları ya da patriyarkadan bahsedilebileceğini söylüyor. Ona göre, bu durumlarda sökülüp atılması gereken ise toplumsal yapılar ve onların tarihleri. Butler’ın New York Times’tan George Yancy’ye verdiği, Yeşil Gazete için Özde Çakmak’ın Türkçeleştirdiği söyleşiden seçilmiş pasajları paylaşıyoruz.


Judith Butler

Çeviri: Özde Çakmak


Erkeklerin kadınların yaşamlarına uygun gördükleri şekilde son verme konusundaki rahatlıklarının sebeplerinden biri, birbirlerine sessiz (ya da o kadar da sessiz olmayan) bir kardeşlik (brotherhood) paktıyla bağlı olmalarıdır. Başlarını diğer yana çevirirler; birbirlerine izin verir ve kişisel dokunulmazlık tanırlar.

Kadınlara uygulanan şiddetin, cinayet dahil, suç olarak dahi mefhumlaştırılmadığı o kadar çok yer var ki. Oysa “Böyle gelmiş böyle gider” ya da “tutku edimleri” şeklindeki bu ifadeler kadınlara yönelik şiddeti doğallaştıran, yani bu şiddeti sanki günlük hayatın doğal ya da normal bir parçasıymış gibi gösteren, köklü davranışları açığa vurur.

Feminist erkekler bu dayanışma paktını bozduklarında bazı topluluklar tarafından dışlanma riskiyle karşı karşıya kalırlar; ne var ki, bu tür mevkilerden feragat tam da ihtiyaç duyulan şeydir.

Bana kalırsa, şiddet eril ya da maskülen değildir. Erkeklerin genlerinden geldiğini ya da erkekliğin kaçınılmaz tanımı içerisine monte edildiğini sanmıyorum. Eril tahakküm yapılarından ya da patriyarkadan bahsedebiliriz. Bu durumlarda ise sökülüp atılması gereken toplumsal yapılar ve onların tarihleridir.

Bu türden edimleri teşvik eden, izin veren ve aklayan toplumsal yapılar içerisindeki bireysel şiddet edimlerini nasıl anlayacağımızı bulmak zordur. Bunun nedeni, ömrünü sonuna kadar toplumsal yapılar içerisinde geçiren sosyal varlıklar olmamız olabilir. Fakat bu yapıları değiştirmek için bir miktar gücümüz var. Dolayısıyla, erkek bireylerin (male individuals) bahane olarak “toplumsal yapılar”ı gösterebileceğini sanmam; örn., “Eril tahakkümün toplumsal yapısı bu şiddet edimini gerçekleştirmeme neden oldu.”

Aynı zamanda, bu yapıları nasıl taşıdığımızı, yeniden ürettiğimizi ya da direttiğimizi kendimize sormak hepimizin boynunun borcudur. Bu yüzden değişim bireysel seviyede gerçekleşebilse de, onarıcı adalet modelleri bize bireylerin topluluklar ve ilişkiler bağlamında değiştiklerini ve yeni ilişki kurma modellerinin bu şekilde inşa edilerek eski ilişki kurma modellerinin yerle bir edildiğini söyler.

O halde, bu yaşam başkalarının eşliğinde yenilendiği için etiğin kişisel bir benlik yenileme projesinden daha fazlası olması gerektiği anlamına gelir. Bizleri ayakta tutan işte bu ilişkilerdir ve bu yüzdendir ki müşterek dikkatimizi ve bağlılığımızı hakederler.


Makalenin orijinaline buradan, Yeşil Gazete’deki çevirisine de şuradan bakabilirsiniz.


Bilginin suçlaştırılması – Judith Butler

Previous post
Kaz Dağları: 195 bin ağacı kestiler, şimdi de suya siyanür karışacak
Next post
Moskova'da "Putin'siz Rusya" ve "özgür seçim" isteyenler gözaltında