Ana SayfaManşetBaşka bir ilişki kurma biçimi olarak dostluk – Esma Özlen

Başka bir ilişki kurma biçimi olarak dostluk – Esma Özlen


Esma Özlen


İnsan, kuşkusuz ki sosyal bir varlıktır. Ve bu sosyalliği içerisinde çeşitli ilişkiler geliştirir. Bu ilişkilerden biri de dostluktur. Dostluk, iki insanın arasında oluşan çıkarsız, sevgi bağıdır. İnsanlar, kurdukları bu bağ sayesinde aynı yöne eğilen bir ağacın gölgesinde serinler, ortak bir alanı deneyimleyebildiklerini keşfettikleri için kendilerini iyi hissederler. Şaşkınlıkları onları keyiflendirir. Artık, sürekli bir varyasyon kendini göstermiştir; benimle aynı görüşleri paylaştığını düşündüğüm kişi, düşünceleriyle bir yakınlık kurduğum, ortaklaşabildiğim birisidir ve bedensel olarak da onu görmeyi arzularım. Dost, bizdeki potansiyeli açığa çıkarabilmeyi başarmış kimsedir. Fakat bu, her zaman dost ile mutlu anları paylaşacağımız anlamına gelmez. Dost, kederimizi de paylaştığımız kişidir.

Kalbindeki cama bir taş değer, dosttandır
Kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu
Kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır
Dostun varsa taşı güle sayarlar, akşamı güne
Dostum varsa sözümü şiire sayarlar, beni şaire
Dostum var, öyleyse ölebilirim bile!

[Haydar Ergülen]

Günlük hayatın kalabalığından uzaklaştıktan sonra soluklandığımız ilk yer dostun yanıdır. Modern dünya bizi belirli kimliklerin maskeleriyle yaşamaya zorlar. Bu oldukça yorucudur. Bazen, tam da bu nedenden dolayı, içinde bulunduğunuz durum, katlanılmaz bir hal almaya başlar ve bizi boğar. O sıra bir dosta uzanırız, zira bir bütün olarak kendi varlığıyla doğrudan ilişkiye girdiğimiz kişi dosttur.

Aristoteles, Nikomakhos’a Etik adlı kitabının sekizinci bölümünde, dostluğun yaşam için önemini vurgular. Ve bunun mutluluk ile olan ilişkini ele alır. Ona göre mutluluk (eudaimon) bir eylemde bulunma halidir. Yani bir etkinliktir. İnsanın hayatta mutlu olabilmesi için belirli etkinlikleri gerçekleştirmesi gerekir. İnsan, ancak bunlardan kendine pay alarak daha iyi bir yaşam sürebilir. Başka bir deyişle, insanın dostunun olması onu son derece mutlu kılar.

Aristoteles’e göre dostluk, basit olarak bir yakınlık ya da bağlılık ilişkisi değildir. İki varlığın karşılıklı, birbirine eşlik ettiği bir eylemde bulunma halidir. Bu zorunlu olarak insana sorumluluk duygusunun ne olduğunu öğretir. Bu etik bir meseledir, zira dostlarımıza karşı birtakım sorumluluklarımız vardır. Bunu anlayıp, uygulayabilecek insan çok az olmasına rağmen, biz yine de dostun neliğine dair bir fikre sahip olabilir ve kendi hayatımızda dostum dediğimiz kişileri iyi seçebiliriz.

İnsanlara davranma biçimimiz her ne kadar eşit olsa da neticede herkes herkestir, dost da dosttur. En yalnız ve içimize kapanık olduğumuz durumlarda bu daha çok böyledir. Herkes bu durumu anlamaz bile. İçimizde kopan fırtınalardan, ruh halimizden anlamaz. Dost ise bizdeki en küçük değişimin ayrımına varır. Bizdeki her değişikliği anlar ve bize yardımcı olur. Ancak bizden uzaklaşıp herkes gibi olduğunda dost, dost olmaktan çıkar. Böyle durumlarda bile dost farklı davranır. Özel ve naif bir uzaklaşma mesajıyla bize sebebini en içten duygularıyla açıklar. Bu hareketi, onu dostun gözünde daha ikna edici kılar.

Dost her zaman bekler, her zaman anlar, her zaman sarılır, ne olursa olsun, yanındadır dostunun. Sonsuz bir güven verir karşıdakine ve asla uzaklaşmaz. Ancak, dost herkesleşti mi dost olmaktan çıkar. Ayrı bir ilişki kurma biçimidir, dostluk. Herkes eminim ki bu hayatta çok karmaşık süreçlerden, geçiyor. Ama yine de bu dostun, bizden uzaklaşmasına yol açmalı mıdır? Eğer böyle olmuşsa dostluk bitmiş demektir. Köklü bir dostluk ilişkisi için sebatkâr olmak gerekir. Ne de olsa, dostluğu tanımlayan eksikliklerimizdir.

Dostluk, tüm ilişkilenme biçimlerinin merkezinde duran bir varoluşu destekleyen, bir başka bedenle karıştığında paylaştığı şeyin, ruhta olgunlaşmasını sağlayan bir şey. Bizi yaşamın en yüksek dağlarına çeker. Hayatta bir dostunuz varsa ve birlikte alışılagelmiş havaların tüm bağıntılarını bozuyorsanız ona sıkı sıkı sarılın. Fark edeceksiniz ki, temiz hava, yayla havası ikinize de yarayacak.


Yazarın önceki yazıları:

Ümitvâr bekleyişimiz – Esma Özlen

Hayat çakıllarla dolu bir yol – Esma Özlen