Ana SayfaYazarlarElend Aydınİlk buğday tanelerimin şarkısı – Elend Aydın

İlk buğday tanelerimin şarkısı – Elend Aydın


Elend Aydın


Hayatımızdaki ilkler bir anlamda sonlardır da. Ya da hayatımızın ilkleri, peşine düştüğümüz sonlardır. Veyahut ilk ile sonlar bir kuşun iki kanadı gibi belleğimizde ve hayatımızda ayrılmaz bir ikili olarak var olmaya devam ediyor.

Peki, ilk nedir, neyimiz olur? Mesela ilk şarkımızı, bizi müziğin muhteşem aşkına götüren ilk melodiyi nasıl, kimin sayesinde duyduk?

Kendi adıma cevaplarsam; benim için müzik bahçesinin başlangıcı sevgili amcam İbrahim Heqi’nin hem şahane hem de bir ırmağın akışı gibi peşinden gelen Erivan radyosunun ve Aram Tigran’ın okyanusun bir damlaya sığdırabilen ezgileridir ki, beni onlarla da tanıştıran amcamdır.

O şarkı söyledi mi çiçekler açar, bülbüller mutlu olur, kırlangıçlar geri döner, başaklar baş kaldırır, biz çocuklar mutlu olurduk. Yasağa, cuntaya rağmen Aram’ın sesini açtı mı dünyalar bizim olur; her şarkının notalarına karışan çocuk kalbimizle şarkıların ta kendisi olur, akşamın mahmurluğu ve sabahın neşesinde kaybolurduk. Yani Amcam müziğin ilk tohumunu çocuk varlığımıza katan bir kahraman olarak müziğin sonsuzluğunda “aşkiya” olmamıza da neden oldu.

İlk ve son böyle bulmuştur; yerel ve evrensel de Kürdi-Kürdistani şarkıların aşkı dünya müziğiyle tanışmamıza da neden oldu. Müzik ve şarkılarla başlayan o ilk duygu ve kıvılcım özgürlü ve aydınlığa açık bir kimlikleşme de getirdi. Zira Amcam’ın müziği bizleri de bu yolculardan kıldı.

Nitekim evin tüm çocuklarının bu müziksel kimlikleşmesi ve kimliksel müzikleşmesi bunun en bariz sonucudur. Yani toprağa sevdalı bilge bir çiftçi de olan amcamın ektiği tohumlar boşa gitmedi. Ruhumuzda melodi melodi yeşerdi, bilincimizde ilklerin sonsuzluğuna uzandı.

Bu anlamda şimdi hatırlıyorum ki toprağı sevmeyi de amcamdan öğrenmişim, toprakla konuşmayı, ona inanmayı, onu izleyip anlayabilmeyi… Çünkü çocuk bilincimiz; o masalsı mevsimde amcamın yağmurları bekleyişini, buğdayı avuçlarken ışıldayan yüzünü ve o yüzde söken bahar, yaz ve kışın şafaklarını görerek toprağı sevdi, anladı bekledi.

Evet, işte bir zaman kayması oldu, mekanlar silindi ve amcam; paltosunu giyerek yağmurun toprakla olan buluşmasının resmini çözmek ve çizmek için yola çıktı bu uzak ve puslu gece yarısından paltosu, aydınlık bir ilk yazın yağmur damlalarına karışarak hedefine varıyor. Sevgili amcam harika sesiyle şiirler de okuyor her zamanki gibi, şarkılar da mırıldanıyor toprağa.

O, yağmur, toprak, su, Kürdistan Feqi ve Ciziri’nin dizeleri hüzün, sevinç ve her şey ama her şeyi onurlu buğdayla başağa, başaklardan umut ve emeğin şarkısına varıyor. Amcam yağmurun şarkısıyla toprağın isyanında buluşuyor. Yağmur gibi temiz, buğday gibi kusursuz, uzay gibi sonsuz umut ve inancıyla toprak ve müziği, müzikle kimliği buluşturuyor. Çocuk gözlerimizdeki notalardan anlıyoruz ki, buğdaylar, şarkılar, yağmur ve çocuklar ve de bilge büyükleri, ilk ve sonun oyuncak treniyle hiç eskimeyen bir masala varıyor.

Amcam da köy boşaltma barbarlığına uğrayanlardandı ama asla korku ve kulluğa gönül indirmedi; toprağını şarkılarıyla, şarkılarını toprağıyla sırtlayıp götürdü gittiği yere. Ne o toprağı, ne toprak onu; ne o Kürdi şarkıları, ne şarkılar onu asla terk etmedi.

Evet, ilk şarkının toprakla olan ilk teması bendeki hikayesi çok kısaca böyle ama neler neler var ki anlatıp keşfedecek ilk ve sonun paradoksal dansında kaybolsak! Sahi ilk şarkınız hangisiydi, kıvılcımı ilkin kim tutuşturdu çocuk kalbinizin kışında ve toprağı nasıl kiminle sevdiniz?

Previous post
Valilik: 20 günde 12 bin göçmen İstanbul’dan gönderildi
Next post
Marmara ve Karadeniz için uyarı: Ağustos'ta fırtına, dolu ve hortum bekleniyor