Ana SayfaEkoloji“Kaz Dağları’ndan Hasankeyf’e rejimin neoliberal politikalarına karşı birlikte mücadele edilmeli”

“Kaz Dağları’ndan Hasankeyf’e rejimin neoliberal politikalarına karşı birlikte mücadele edilmeli”

HABER MERKEZİ – ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ne katılan vekillerden HDP’li Serpil Kemalbay, “Kaz Dağları, Hasankeyf ve Munzur’da yaşanan doğa katliamlarının birbirinden bağımsız olmadığını” belirterek, ‘birlikte mücadele’ çağrısı yaptı.

Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı Balaban Mevkii’nde altın madeni projesine karşı başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” 18’inci gününde.

Kanadalı uluslararası altın tekeli Alamos Gold ve yerli taşeronlarının madencilik faaliyetinin son bulması için başlatılan nöbete birçok kesim destek veriyor.

Hem İstanbul’dan hem Ankara’dan hem de Çanakkale il merkezinden birçok vekil, STK çalışanı ve 7’den 70’e onbinlerce kişi nöbette yer alıyor.

Bu isimlerden biri de HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay.

Fotoğraf: MA

Kaz Dağları, Hasankeyf ve Munzur’da yaşanan doğa katliamlarına dikkat çeken Kemalbay’a göre bunun tek sorumlusu “Türkiye’yi bir şirket gibi yönetmek isteyen AKP ve Erdoğan rejiminin neoliberal politikaları.”

Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Solin Dal ve Zemo Ağgöz’e konuşan HDP’li vekil, neoliberal politikalara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kaz Dağları’ndan Hasankeyf’e binlerce insanın tarihi yıkıma karşı durduğunu ifade eden Kemalbay, doğa katliamlarına karşı direnişlerin önemine dikkat çekti.

Direnişlerin birbirinden bağımsız ele alınamayacağını söyleyen Kemalbay, Hasankeyf, Kaz Dağları, Munzur, Dicle, Hevsel ve Sur’un ‘halklara ait olduğunu’ belirtti.

Kaz Dağları’nın milyonlarca yılda oluşmuş bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Kemalbay, uluslararası şirketlerin bu ekosistemi ortadan kaldırmak istediğini kaydetti.

“Siyanürün ürettiği zehirli maddeler sağlığa zarar vererek, Çanakkale ve ekosistemde yaşayan bütün canlıları tehdit altına alacak. İktidar Türkiye’yi bir şirket gibi yönetmek istedi. Türkiye’de kapitalizmin bir duvara yaslandığının farkındaydılar. İnşaatçı politikalar büyük bir tıkanma içerisindeydi. Bu yüzden Türkiye’yi bir şirket gibi kendisi yönetip karar verecekti. Ormanları, meraları, nehirleri, Hasankeyf ve Munzur gibi o eşsiz coğrafyaları sermayeye peşkeş çekecekti.”

Kemalbay suskunluk olması durumunda ne Hasankeyf’te ne de Kazdağları’nda hiçbir şeyin kalmayacağını yineledi.

Ne oluyor?

Kaz Dağları’nda Kirazlı ve Balaban köyleri yakınında ve Çanakkale’nin içme suyu barajı Atikhisar’ın yanı başında altın madenciliği yapılmak isteniyor.

Şu ana kadar maden sahasında en az 195 bin ağaç kesildi. Ağaç katliamının yanında bütün Kaz Dağı’nın siyanür denizine dönüşmesi muhtemel.

Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar, “Cevher işlenirken net bir şekilde biliyoruz ki siyanür kullanılacak. Sulama kaynağımız olan baraj kirlenecek, kirlenmenin ötesinde hayati tehlikeye neden olacak. Sağlık sorunları ve ölüme kadar giden tehdit söz konusu” diyor.

Tüm bu kıyıma karşı “Su ve Vicdan Nöbeti” başlatıldı. Nöbet bugün 18’inci gününde.

Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Kurulu’nun çağrısıyla yüzlerce yaşam savunucusu önceki gün Kanada merkezli Alamos Gold Şirketi’nin maden sahasına yürümüştü.

Previous post
Göktaşı yağmuru: 12-13 Ağustos gecesi saatte 80 yıldız kayacak
Next post
Akar: Hava sahasının kontrolü çok önemli, belli noktalarda ABD ile mutabakata varıldı