Ana SayfaYazarlarBahadır AltanNe koridoru? – Bahadır Altan

Ne koridoru? – Bahadır Altan


Bahadır Altan


İktidarın, 31 Mart yerel seçimleriyle başlayan ve 23 Haziran’da hızlanan aşağı yönelişini yeni çatışmalar, cepheler açarak tersine çevirmeye çalışacağı öngörülebilir bir durumdu. Rojava’ya karşı saldırganlık ve ABD’ye kafa tutma görüntüleri iç politikaya yönelik şovlar dizisi şeklinde sürüyor. Ekranlarda “Kızıl Elma” peşinde komşularına ve bütün dünyaya meydan okuyan bir Reis ve ekibi var!

Sözcü İbrahim Kalın’ın ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’la yaptığı sadece bir telefon görüşmesi kazanılan yeni bir meydan muharebesi edasıyla sunuludu. Basına verilen fotoğraflarda Kalın, Bolton’u adeta “fırçalıyor!” Bir eli cebinde bir eliyle parmak sallıyor. Öyle pozlar seçilmiş ki, Bolton neredeyse süklüm püklüm dinliyor. Daha önceki buluşmalardan özenle seçilmiş bu enstantaneler neden bir telefon konuşması haberinin görseli yapılır tahmin etmek zor değil!

John Bolton – İbrahim Kalın

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da aynı şekilde özenle seçilmiş görüntüler eşliğinde ABD ile Müşterek Harekât Merkezi kurma hazırlıklarında “komşularımızın akıllarını başlarına almaları” gerektiğini söylüyor! Üniformasıyla ve hala Genel Kurmay Başkanı edasıyla Akar, Doğu Akdeniz, Kıbrıs derken beş kıtada at sürmeye hazırlanır gibi! Cumhurbaşkanı, bayram mesajında yeni bir “Ağustos zaferinden” söz ediyor…

Hangi işgalciler, nereden kovulup, hangi zaferlere koşuluyor sorgulayan yok. Ülke, “Ya Allah Bismillah” mehteran eşliğinde dolu dizgin yeni savaşlara koşuyor!

Hindileri kızdırıp kabartarak bağırmaları için söylenen bir nakarat vardır. Çocuklar, “Kabaramazsın kel Fatma, annen güzel sen çirkin!” şeklinde tezahürat yaptıkça erkek hindiler kabarıp şişinerek üzerlerine hörelenir ya hani, manzara tam da budur. İktidar hindi gibi kabarırken muhalefet akıldan söz edeceğine tempo tutuyor:

“Kabaramazsın kel Fatma…”

CHP yönetimi iktidarı ‘sıkıştırıyor’: “Suriye sınırında ABD ile varılan mutabakat 30 kilometre değilmiş de sadece 5 kilometreymiş!” “ABD ile varılan bir mutabakat yokmuş da, hepsi kandırmacaymış!” Bölgesel gerçeklerden, çözüm önermekten çok uzak bu sığ muhalefete Dışişleri Bakanı’nın yanıtı ise “Trump 20 mil sözü verdi!” oluyor.

Şu manzaraya bakar mısınız? Kimin toprağını, kim size veriyor da 5 miydi, 10 mu, 20 mi diye pazarlığını yapıyorsunuz? O toprakları IŞİD’e karşı silaha sarılıp savunan, tecavüzcü çeteleri canları pahasına köylerine, kentlerine sokmayan halka, cihatçı çetelere cariye olmamak için bu mücadeleye katılan binlerce kadına sordunuz mu hiç?

Orada terörden şikayet eden var mı? Suriye sınırında Fırat’ın doğusundan Türkiye’ye yönelik MİT’in daha önce en yetkili ağızdan itiraf ettiği provokasyonlar benzeri roket ve havan atışları dışında hiçbir “terör saldırısı” veya “geçişi” olmadığını nasıl saklayabileceksiniz? Dünyada sadece sizin “terorist” diye isimlendirdiğiniz, Esad rejiminin bile tanıyıp şapka çıkardığı Kürt, Ezidi, Arap halklarının birlikte oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri’ne saldırarak, Rojava Devrimi denilen komünal yapıyı ABD ile anlaşarak ezip dağıtacaksınız da hangi sorununuzu çözeceksiniz? İşlerine geldiği için sessiz kalan Esad rejimi ve S-400 alımı rüşvetiyle Rusya’yı tarafsızlaştırmanız ne kadar sürebilir sanıyorsunuz?

Kendi sınırlarınızın içinde bu yöntemlerle 40 yıldır oluşturamadığınız “güvenliği” sınırın ötesinde başka halklara ait topraklarda çizeceğiniz yapay koridorla ve oraya yerleştireceğiniz cihatçı çetelerle nasıl sağlayabilirsiniz? Asıl bu müdahaleden sonra bir “terör koridoru” yaratacağınızı ve getireceği ekonomik yük dışında bu bölgenin sürekli sorun üreteceğini göremiyor musunuz? Yarın Trump sizin ülkenizde bir 20 mili başkasına bahşederse onay verir misiniz? Yoksa yine “20 olmaz, 5 olsun” pazarlıklarına mı oturacaksınız? Bu nasıl bir aymazlıktır?

Kürt düşmanlığı gözlerine perde gibi indiği için gerçekleri görmekten çok uzak milliyetçi muhalefet bu soruları sormak yerine tempo tutuyor:

“Kabaramazsın kel Fatma…”

Bugün 17 Ağustos, büyük Marmara depreminin yıldönümü. Yirmi yıldır savaşa harcanan kaynakların yüzde 1’i yaklaşan depreme hazırlığa harcansa daha rahat uyumaz mıydık?


Not: Kadıköy Süreyya Operası önünde bu akşam saat 19.00’da “Savaşa Değil Depreme Hazırlanalım” diyeceğiz, bekleriz…

17 Ağustos Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti

Previous post
Çanakkale'de yolcu otobüsü devrildi: Bir ölü, çok sayıda yaralı var
Next post
Elazığ Cezaevi’nde ölüm orucundaki tutuklu eylemini sonlandırdı