Ana SayfaManşetSokak ve yeni siyaset: Kürtler neyi tartışıyor? – Altan Sancar

Sokak ve yeni siyaset: Kürtler neyi tartışıyor? – Altan Sancar


Altan Sancar


Diyarbakır 2015 yılından bu yana sokaklarında her gün eylemlerin düzenlendiği ilk dönemi yaşıyor. 2015 yılının Haziran ayında çözüm sürecinin sonra ermesi ardından başlayan ve şehir ablukaları ile devam eden sürecin sonucunda kent neredeyse dört yıldır büyük abluka altında. Ancak 11 gündür kentin bir bölümünde yeniden eylemler yapılıyor. Eylemlerin sebebi ise Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine atanan kayyumlar ve seçilmiş eş belediye başkanlarının görevden alınması.

19 Ağustos günü İçişleri Bakanlığı Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye eş başkanları olan Selçuk Mızraklı, Ahmet Türk ve Bedia Özgökçe Ertan’ı görevlerinden uzaklaştırarak, illerin valilerini eş başkanların yerine kayyum olarak atadı. HDP’li belediyeler ve seçmenler kayyum politikalarına yabancı değil. 2016 yılında da aynı politikalar OHAL kapsamında çıkarılan bir KHK ile uygulanmıştı. Son kayyum politikalarına HDP’nin, muhalefet partilerinin ve seçmenlerin verdiği tepki, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer ve 31 Mart seçimlerinde oluşan taban ittifakı nedeniyle 2016 yılı ile farklılıklar gösteriyor.

Belediyelere kayyum atama hazırlığının bulunduğu 18 Ağustos gece saatlerinden itibaren basında yer almaya başlarken, yine 2016 yılından farklı olarak bu defa telefon hatları kesilmemiş, internetin fişi çekilmemişti. Halk, olanı biteni hızlı bir şekilde öğrendikten sonra örgütlenen tepki ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önüne, HDP’li seçilmişlerin yanına gitti. Ancak 2016 yılı ile benzer bir tepkiyi taşıyan polisler, halka ve HDP’li seçilmişlere ağır bir müdahale gerçekleştirdi ve burada yaralananlar oldu. Öyle görünüyor ki kayyum atamaları gerçekleştirilirken iktidar tarafından yapılan hesap, tepkilerin kısa süreceği ve ilk büyük basıncın dağıtılması ardından politikanın kabul göreceği şeklindeydi. Ancak Ankara’daki hesap, Diyarbakır’a pek de uymadı.

Fotoğraf: İlyas Akengin/AFP

Polisin sert tavrı seçilmiş, halk, gazeteci ayırmaksızın sürdükçe Diyarbakır’daki protestolar artmaya, güçlenmeye başladı. Protestoların ikinci gününde, ardından üçüncü gününde ve sonraki günlerde uzun zamandır eylemlere kapalı tutulan Ofis semti eylem alanına dönüştü, polisin tavrı daha fazla sertleşti. Belki de protestolarda ilk irade sınavını HDP’nin kazandığı gün; dördüncü günde Ofis semtinde düzenleneceği duyurulan basın açıklamasına polisin müdahale etmemesi-edememesi- oldu. Ofis’te düzenlenecek basın açıklamasını yüzlerce polis, altı TOMA ve onlarca zırhlı araç ile ablukaya alan polisin şiddeti sayının artması üzerine bu defa uygulanamadı. Ve bir gün önce TOMA’lar ile müdahale edilen kitle ablukaya rağmen eylemini gerçekleştirdi. Elbette o andan itibaren HDP’liler ile polisler arasında bir müzakere mekanizmasının kurulduğu da gözlerden kaçmadı.

Eylemlerin adresi beşinci günden itibaren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne çıkan Lise Caddesi oldu. HDP’liler ve halk her gün saat 11:00’de burada bir araya gelerek oturma eylemi düzenlemeye başladı. Ve eylemlere katılan yurttaşlar birer birer görüşlerini açıklamaya başladılar. Görüşlerde öne çıkan bir nokta ise halkın gündemi ile genel siyasetin gündeminin örtüşmediğini gözler önüne seriyordu. Kayyum politikasının yeniden yürürlüğe girdiği ilk günden bu yana CHP’nin tavrının ne olacağı medya ve siyaset düzleminde tartışılırken, Diyarbakır’da halkın konumu bu tartışmalardan uzakta gibiydi. Lise Caddesi üzerinde görüştüğümüz bir yurttaş CHP’nin tavrına ilişkin soruya ‘Kimseden bir beklentimiz yok. Bugünlere kendi özgücümüz ile geldik, buradan da böyle çıkmayı biliriz’ diyordu. Bir diğer yurttaş ise ‘Fırtınası çok olan ağacın kökü sağlam olurmuş’ diyerek CHP’den bir beklentisinin olmadığını ısrarla vurguluyordu.

Fotoğraf: Altan Sancar

Eylemlerde kadınların ağırlıkta olması ise ayrıca dikkat çeken bir noktaydı. Eyleme katılan kadınlarla yapılan sohbetlerde en sık duyduğumuz cümle ‘Bugün bu kayyuma karşı çıkmazsak, yarın gelir evimizin içine de girer’ sözü oluyordu. Yine kadınların da yalnızca CHP ve muhalefet değil, aynı zamanda genel siyasetten bir beklentileri kalmamış gibiydi.

Eylemler 11:00’de başlayıp akşam 20:00’ye kadar çeşitli biçimlerde devam ediyordu. Kentin bir bölümünde eylemler yaşanırken, diğer bölümünde eylemlere katılımın olmadığı, hızla akan gündelik hayatın devam ettiği de dikkatten kaçmıyordu. Ancak gündem eylemlere katılanların gündeminden farksız değildi. Kentin Diclekent gibi daha lüks bir hayatın aktığı bölgelerinde kahvehanelerde oturanların gündeminde kayyumlar ve siyasetin tutumu vardı. Kayyumlar konusunda herkes hemfikir olsa da siyasetin tavrı konusunda fikir ayrılıkları ortaya çıkıyordu.

Ortaya çıkan esas eğilimin tıpkı eylem alanlarında olduğu gibi ‘Kimseye ihtiyacımız yok, kendi işimizi kendimiz görürüz’ şeklinde ilerlemesi HDP’nin merkezi olarak belirlediği politika dışında bir eğilime işaret ediyordu. Yerelden geneli yeniden şekillendirecek bir siyasi eğilimin ilk nüveleri belki de kayyum politikalarını protesto eylemlerinde ortaya çıkmaya başladı.

Yüksel Genç

Yurttaşlardan gelen dikkat çeken bu sözlerin akıllara getirdiği ‘Halk yeni bir siyaset tarzını tartışıyor’ düşüncesini SAMER Koordinatörü Yüksel Genç de doğruluyor. Genç halkın öfkeli olduğunun ve itirazını yükseltmek istediğinin altını ısrarla çiziyor ve bu itirazın yükseltileceği hukuksal ve demokratik zeminlerin kurutulduğuna inanan halkın, oy verdiği öncülerinden de katılabileceği ve öfkesini dile getirebileceği daha cesur çıkış beklediğini belirtiyor. Genç ayrıca kayyumlar konusunda batıdan gelecek tutumun, Kürtlerin yeni bir sözleşme ile birlikte yaşam duygularını güçlendireceği ya da tahrip edeceği görüşünde.

Dört yılda Kürtlere yönelik tutumun birlikte yaşam duygusunda ciddi bir tahribata yol açtığını dile getiren Genç, Kürt seçmende ‘Hiçbir hakkımız yok, seçim hikaye’ algısının güçlendiğinin altını çizdikten sonra halktaki eğilimin adını koyan şu tespiti yapıyor:

“Kürtlerin önemli bir kısmı yasal ve anayasal siyaset alanının kapandığını düşünüyor. Makrodan mikroya kadar bu alanlarda durmanın anlamlı olduğuna inanmıyorlar. Yerelden doğan yeni bir siyaset alanında yeni bir siyaset tarzını kendi aralarında tartışıyorlar.”

Kayyum kararları abluka altında olan ve HDP’nin güçlü olduğu illerde sokakta tepkiyi yeniden güçlendirirken, Kürtler arasında yeni bir siyaset tarzına dair beklentinin oluştuğunu da ortaya koyuyor. Kürt seçmenin ağırlıklı tercihi olan ve beklentinin bir numaralı adresi konumundaki HDP’nin bu beklentiyi ve tartışmayı nasıl okuyacağı ve değerlendireceği ise ilerleyen dönemin anahtarı olacak gibi görünüyor.

Fotoğraf: Altan Sancar