Ana SayfaGüncelİhraç edilen Marmara İletişim akademisyenleri: ‘Ne barıştan vazgeçeceğiz ne özgürlükten’

İhraç edilen Marmara İletişim akademisyenleri: ‘Ne barıştan vazgeçeceğiz ne özgürlükten’

HABER MERKEZİ – Son KHK ile ihraç edilen barış imzacısı akademisyenler arasında olan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Utku Uraz Aydın ve Emre Tansu Keten, Gazete Karınca’ya konuştu. Yaşananların tarihin mevcut akışıyla uyumlu hamleler olduğunu dile getiren Aydın “Aslolan bu akışın yönünü değiştirebilmektir” dedi. “Bizler, hiçbir zaman akademiye maaş kapısı olarak bakan emir kullarından olmadık” diyen Keten ise “Çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Ürettiklerimizi gereken yerlere ulaştırmanın yolunu elbet buluruz” diye konuştu.


Haber: BEKİR AVCI


Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrenci ve akademisyenleri, AKP’den milletvekili adayı da olan Yusuf Devran’ın 2011’de başlayan dekanlık süresi boyunca soruşturmalara maruz kaldı, fişlendi, tehdit ve şiddete maruz bırakıldı.

Yusuf Devran’ın 7 Temmuz 2014’te görevinin sonlanmasının ardından ise görevi Yeni Şafak gazetesi yazarı olan ve AKP’ye yakınlığıyla bilinen bir başka isim devraldı: Ergün Yıldırım.

2011’den beri hedefte olan fakültede, son olarak dün gece çıkartılan OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) ile tasfiyeler yaşandı.

KHK ile gelen bu son dalgada Ankara Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte en çok ihracın yaşandığı okullardan biri olan Marmara Üniversitesi’nde ‘Bu suça ortak olmayacağız’ diyen 23 barış imzacısı akademisyen görevden çıkartıldı.

  İhraç edilenlerin en az 115'i Barış İçin Akademisyenler'den

Bu akademisyenler arasında olan İletişim Fakültesi’nden Emre Tansu Keten ve Utku Uraz Aydın, Gazete Karınca’ya ihraçları değerlendirdi.

Aydın: Ne barıştan vazgeçeceğiz, ne özgürlükten

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Utku Uraz Aydın, dün geceki ihracın ardından sosyal medya hesabı üzerinden şunları yazmıştı:

Dün geceki KHK ile ben de, onlarca dostum ve yoldaşımla birlikte üniversiteden ihraç edildim.

İş gider, haysiyet kalır.

Ne barıştan vazgeçeceğiz ne özgürlükten!

Aydın, Gazete Karınca’ya ise şu açıklamalarda bulundu:

Karşı karşıya olduğumuz durum elbette ki öncelikli olarak bir siyasal tasfiye sürecinin bir parçasıdır. Solcu, demokrat ve dolayısıyla iş yerlerindeki hukuksuzluklara, adaletsizliklere itiraz edenleri, İslami muhafazakar kadrolaşmaya taş koymaya gayret edenleri, dolayısıyla kendi yerellerindeki direnişlerin başını çeken unsurları saf dışı bırakma hamlesidir. Marmara İletişim özelinde bu zaten 2011’den beri işletilmeye çalışılan, hem yoğun bir kadrolaşma hem de gözdağı verme ve tasfiye çabaları açısından, bir süreçti.

Öte yandan barış imzacıları açısından Kürt halkının karşı karşıya kaldığı zulme dönük Batı’dan gelen tepkileri, dayanışmayı cezalandırma teşebbüsüdür de bu, bildiğimiz gibi. Fakat bir diğer ve tarihsel mahiyet taşıyan noktanın da esasen üniversiteler üzerinden sol düşüncenin, eleştirel fikriyatın, ki bunun büyük oranda marksizmden türediğini söylemek yanlış olmaz, kültürel alandaki – toplumsal güç ilişkilerindeki dönüşümlere paralel olarak giderek azalan- hegemonik konumunu toptan alaşağı etmek olduğunu görüyoruz.

Aslına bakarsak bunlar tarihin mevcut akışıyla gayet uyumlu hamleler. Aslolan bu akışın yönünü değiştirebilmektir.

Keten: Bizler, akademiye maaş kapısı olarak bakan emir kullarından olmadık

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden ihraç edilen bir diğer isim olan Emre Tansu Keten ise KHK’nın yayımlanması ardından kişisel sosyal medya hesabından şu açıklamayı yapmıştı:

 

Gazete Karınca’ya da açıklamalarda bulunan Keten, şunları ifade etti:

Bir hocam, doktora sürecinde danışmanlığını yaptığı başarılı bir öğrencinin, hiç beklemediği bir şekilde iktidar gemisine atlayarak akademik onuru hiçe sayan işler yaptığını, merdivenleri beşer beşer tırmandığını utanarak, yüzü kızararak anlatmıştı bir gün. İhraç haberini duyunca aklıma bu geldi.

İktidarın gazete, televizyon, sosyal medya ve “üniversite”de çalışan troll’leri ne derse desin, hiçbir hocamızın, hiçbir öğrencimizin yüzü bizi anlatırken kızarmayacak. Bu bile bizim için yeter.

Bizler, hiçbir zaman akademiye maaş kapısı olarak bakan emir kullarından olmadık. Her zaman Bourdieu’nun tarif ettiği şekilde anladık görevimizi: “Bizler, insanlığın memurlarıyız, kâh doğal dünyaya kâh toplumsal dünyaya ilişkin şeyler keşfetmek için devletçe maaşa bağlanmışız ve bana öyle geliyor ki, elde ettiklerimizi geri vermek de mecburiyetlerimiz arasında yer alıyor”.

Bu bilinçle ülkemizin en kritik dönemlerinde kamunun menfaatini düşünerek, kamu için bilgi ürettik. Ancak maaşlarımızı kesmeleri bunu engelleyemeyecek. Çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Ürettiklerimizi gereken yerlere ulaştırmanın yolunu elbet buluruz.

  Son ihraçların ardından DTCF Tiyatro Bölümü 'fiilen işlevini yitirdi'
  Yeni KHK yayımlandı: 4464 kişi memuriyetten ihraç edildi
Previous post
HDP'den Cizre açıklaması: Yaşananları asla unutmayacağız
Next post
'Hayır' diyen liselilere polisin gözaltısına 'eylem köpek' Tarçın'dan 'müdahale'