Ana SayfaGüncel100 gündür açlık grevindeki Gülmen hücresini ve direnen kadınları çizdi

100 gündür açlık grevindeki Gülmen hücresini ve direnen kadınları çizdi

HABER MERKEZİ – Açlık grevi eylemi 100’üncü gününe giren akademisyen Nuriye Gülmen’in cezaevinden gönderdiği yeni mektubu paylaşıldı. Sağlık durumuna ilişkin bilgiler de paylaşan Gülmen, cezaevi yönetiminin fotoğraf çekmelerini engellediğini belirterek kaldığı hücrenin ve Kütahyalı direnen kadınların resimlerini çizdi.

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın işe geri dönme talebiyle başlattıkları açlık grevi eylemi 100. gündünde.

  Açlık grevinde 100. gün: Eğitimcilerin Wernicke-Korsakoff sendromuna girmeleri an meselesi

23 Mayıs’tan bu yana tutuklulukları devam eden eğitimciler eylemlerine Sincan Cezaevi’nde devam ediyor.

Mektubunda sağlık durumuna ilişkin bilgi veren Gülmen, “Ağrılarım çok şiddetlendi ve arttı. Bacaklarımda ve kollarımda karıncalanma iğne batması ve seyirme başladı. Hücre için de tekerlekli sandalye istedik verdiler. 5-10 dakika havalandırmaya güneşe çıkıyorum” ifadelerini kullandı.

Daha önce gönderdiği mektubunda cezaevi yönetiminin fotoğraf çekmelerini engellediğini belirten Nuriye Gülmen, gönderdiği yeni mektubunda kaldığı hücrenin resmini çizdi.

“Direnen Kütahyalı kadınlar”

dihaber’de yer alan habere göre 11-12 Haziran tarihlerinde kaleme alınan mektubun ilk sayfasının üst kısmında Kütahya’da kadınların hayvan otlattıkları mezraya müze yapılmak istenmesini protesto etmesini resmini kopya kağıdı ile çizdiğini aktaran Gülmen, mektubunun ilk sayfasında şu dizelere yer verdi:

11 Haziran
Nedir ki kuşatma gülüm
Bir dirhem bir karanlık
Bir gram demir ve duvar
Üç beş çelik çekirdek gerekçeli
Geçersiz yasalar olup olacağı hepsi bu
Oysa umut gülüm
Sonu başı görünmeyen bir deryadır
Damarlardan toprağa boşalan
Betimsiz bir kuvvettir direnç
Uçsuz bucaksız ovalar kadar geniş.

Gülmen’in mektubunda şiirin ardından şu ifadeler yer aldı:

Bu gün açlık grevinin 95., tutsaklığın 19’uncu günü yine Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nden, C-1 hücresinden demir, beton, ve duvarların arasından açlığın koynundan; Gülbeyaz ve Seval hanımefendilerin refakatinden bildiriyorum efendim: Umut bu sabah da bizimleydi.

“Burası benim yattığım hücre, sizin için çizdim”

Devamında hücresinin bir bölümünün resmini çizen ve çizdiği resme dair bilgiler veren Gülmen, mektubuna şöyle devam etti:

Burası benim yattığım hücre, sizin için çizdim. (Umarım fotoğraf halinde görünür) Geçen hafta yazdığım mektupta fotoğraf meselesine son anda değinmiştim. Fotoğraf çekilmemize engel oluyorlar. Bende fotoğraf gönderemiyorsak resimde mi çizemiyoruz, dedim ve yukarıdaki şaheseri yaptım. Çok tatlı oldu bence eksikleri var ama. Kıyafet dolabını çizemedim bir onun altındaki rafları. Daha çok ayrıntıları çalıştım. İşte kalbimin içinde kimin olduğu gibi tatlı küçük ayrıntıları. Çarşamba’ya daha uzun yazacağım.

Dün kolumda ve boynumda çok şiddetli bir ağrı başladı. Yazı yazmak çok yoruyor. Bırakmak durumunda kaldım.

İddianame geldi Çarşamba postasına ayrıntılı yaarım. Faks ve mektuplarınız geldi, Merve mektubunu aldım. Yazabilecek miyim bilmiyorum ama sen bana yine yaz olur mu. Fotoğraf gönder çizimlerine bayıldım ve elbette seni özledim. Pınarcım faksın gelmedi, mektubunu aldım yenisini bekliyorum. O kadar hasretle bekledim ki mektubunu yenisi için çok bekletme.

Sağlık durumumdan bahsedip bitireyim. Ağrılarım çok şiddetlendi ve arttı. Bacaklarımda ve kollarımda karıncalanma iğne batması ve seyirme başladı. Hücre için de tekerlekli sandalye istedik verdiler. 5-10 dakika havalandırmaya güneşe çıkıyorum.

Mektubun başındaki çizim Kütahyalı kadınların fotoğrafından kopyayla çizildi. Seval ile birlikte yaptık. Cumhuriyetin 300 Kütahyalı haberinden aldık. Fotoğraf yanı başımda asılı duruyor. Her sabah uyandığımda meralarına sahip çıkan köylü kadınları görüyorum.

Unutmadan fotoğraf gönderiniz efendim mektuplarınızla beraber. Bir de direni ile ilgili haberleri yazıları röportajları. (bizim göremeyeceğimiz sosyal medyada kalanları) şimdiden teşekkürler.

Özlem, Ayla, Nurcihan abla, Narin abi fakslarınızı aldım. Sizi çok seviyorum. Mektuplarınızı bekliyorum. Herkese en dirençli selamlarımı gönderiyorum. Çarşamba’ya yine yazacağım.

Aynı gökyüzünün altından umut ve hasretle

Nuriye.

Previous post
Bilim kurgu değil gerçek: Dünyanın ilk yüzen çiftliği Hollanda'da
Next post
Yıldırım ve Bozdağ'dan 'Adalet Yürüyüşü' tepkisi: Adalet sokakta aranmaz