Ana SayfaDünyaBir mültecinin Irak’tan Finlandiya’ya uzanan hikâyesi: ‘Burası artık bizim evimiz’

Bir mültecinin Irak’tan Finlandiya’ya uzanan hikâyesi: ‘Burası artık bizim evimiz’

HABER MERKEZİ – Bağdat’ta yaşadıkları zorlu dönemin ardından Azaldeen ve onun küçük kızı Diana, Finlandiya’nın güneybatısında küçük bir adada hayatlarına yeni bir sayfa açıyor. Adayı ‘evleri’ olarak gördüklerini belirten Azaldeen’in kızıyla ise ada sakinlerinden 80 yaşındaki Mona ilgileniyor. Diana’yı ‘torunu’ olarak gören Mona, mültecileri hoş bir şekilde karşılamanın ‘onlar için bir sürü tuhaf ve farklı aktiviteler düzenlemekle ilgili olmadığını’ dile getiriyor. Mona’ya göre yeni gelenlerin karşılanması; “Halihazırda yerel topluluğun yapmakta olduklarının bir parçası olabilmeleri için hoş karşılandıklarını hissetmeleriyle ilgili”.


Çeviri – Derleme: Tolga Er


Annesinin kaçırılması ve bulunamaması sonrasında 2015 yılının sonbaharında Bağdat’tan ayrılarak Finlandiya’ya ulaşıyor Diana.

Yeni ve farklı bir dünyaya adım atan Diana’nın yanındaysa babası Azaldeen Kadhem var.

34 yaşındaki Azaldeen, Irak’ın çocuk yetiştirmek için güvenli bir yer olmadığını söylüyor.

O günleri anımsayan Azaldeen yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

Her an korku içindeydik. Irak’ta Diana için huzur yok.

Diana ve Azaldeen, Finlandiya’nın güneybatısında yer alan takımadalar bölgesindeki Nagu’daki küçük ada topluluğunda kendilerine ev kuran 100 mülteciden ikisi.

Bölge sakinlerinden 80 yaşındaki Mona Hemmer ise ikiliyi kanatları altına almış ve torunu gibi gördüğü Diana’nın yeni hayatına düzen getirmek için Diana’ya yardımcı oluyor.

3 yaşındaki Diana’nın çabuk büyüdüğünü ifade eden Hemmer, Diana’nın geldiği günden beri yaşadığı değişimi şöyle açıklıyor:

Huzursuz bir çocuktan rahat ve kolay iletişim kurabilen bir çocuğa çok çabuk evrildi. Onu çok parlak bir gelecek bekliyor.

Diana’nın yeni evi, yaz mevsimi süresince tatile çıkan binlerce kişinin huzurlu günler geçirmek için geldikleri Finlandiya’nın İsveççe konuşulan bir bölgesi.

Turistleri saymazsak burada yaşayan sadece bin beş yüz insan var.

17 yıl önce emekli olmasının ardından adaya yerleşen Mona, burada eşi Kaj ile yaşıyor. Mona, topluluğa gelecek olan 100 mülteciden haberdar oldukları andan beri onlara yardım etmek istediğini ifade ediyor.

Ada toplumunun aktif ve saygı duyulan bir üyesi olan Mona, adaya sanatın gelmesi ve adada konserlerin verilmesi için kültürel organizasyonlarda çalışıyor.

Ada sakinlerinin daha mültecilerin geleceği haberini aldıkları anda hazırlanmaya başladığını anlatan Mona, bölge sakinlerine hakim olan duyguları şöyle aktarıyor:

Bazı insanlar gelen mültecilerin küçük toplumumuzu nasıl etkileneceği konusunda endişe duyuyordu. Ama her şeyden önce biz merak ediyorduk. Nagu insanları her zaman gezgin olmuş ve balıkçılık yapmıştır; o yüzden Nagu halkı her zaman için bilinmeyen ve farklı kültürlere karşı merak duyar. Bu yüzden de korkuyla birbirimize kapanmak yerine, gelen aileleri ve çocukları misafirlerimiz olarak hoş karşılamaya karar verdik.

Mültecileri karşılamanının onlar için düzenlenen organizasyonlarla alakalı olmadığını ifade eden Mona sözlerini şöyle sürdürüyor:

Mültecileri karşılamak, onlar için bir sürü tuhaf ve farklı aktiviteler organize etmekle ilgili değildir. Daha çok halihazırda yerel topluluğun yapmakta olduklarının bir parçası olabilmeleri için hoş karşılandıklarını hissetmeleriyle ilgilidir.

Yeni gelenlerin topluma dahil olabilmesini sağlamaya çalışan adadaki insanlar, topluluğun faaliyetlerinin bir parçası olabilmesi için mültecileri aralarına almış.

Ada sakinleri, çeşitli kursların ve kulüplerin organizatörleri ile iletişime geçerek çocuklu aileler için resim dersleri ayarlamış, mültecileri spor kurslarına, örgü derslerine ve futbol takımlarına katılabilmeleri için davet etmiş ve genç yetişkinlerle zaman geçirip düzenlenen partilere davet etmiş. Mülteciler de böylelikle Nagu’da kendi arkadaş çevresini kurmuş.

Mona, yaşanan sürecin toplumu birbirine yakınlaştırdığını söylüyor:

Kısa bir süre içerisinde komşularımızı bizden daha iyi tanır hale geldiler. En sonunda biz onlardan öğrenir olduk ve Nagu sakinleri birbiriyle daha yakınlaşmış oldu.

‘Diana burada kendini güvende hissediyor’

Azaldeen kısa süre içerisinde Mona ile bağ kurmuş ve ona “anne” diye hitap etmeye başlamış. Haftada bir komşu şehir Abo’ya Fince dil derslerine gitmeye başlayan Azaldeen’e yardım elini uzatan da Mona olmuş.

Mona, Diana’yla ilgilenmeyi teklif etmiş ve Diana da kısa zaman içerisinde Mona’yı büyükannesi olarak görmeye başlamış.

Mona’nın evinde sakin bir alana sahip olan Diana, burada dinleniyor, köpekle oynuyor, komşunun ahırındaki atla oynuyor ve sevilen bir torun olarak zaman geçiriyor.

Kendi torunlarının büyüdüğünü ifade eden Mona, Diana’yla tanıştığı için duyduğu mutluluğu şöyle aktarıyor:

Benim torunlarım büyüdü; o yüzden Diana’yla tanıştığım için çok mutluyum. Kendi alışkanlıklarımızı edindik ve Diana burada kendini güvende hissediyor.

Azaldeen ve Diana’ya mülteci statüsü ve oturma izni verildi. Birçok mülteci daha büyük şehirlere gitmeyi tercih etmesine rağmen Azaldeen, Nagu’da kalmaya ve Fince öğrenmeye devam etmeye karar verdi.

Azaldeen, aldığı kararı şöyle açıklıyor:

Burada kendimize büyük bir aile bulmuşken Diana’nın tekrar başka bir yere taşınmasını istemiyor. Mona, Kaj ve Nagu’da yaşayan diğerleri benim ailem.

Nagu iyi ve sevgi dolu bir yer. Burası artık bizim evimiz.


Kaynak: The UN Refugee Agency

 

Previous post
İç göçün nedeni savaş ve doğal afetler: 9 milyon insan kendi ülkesinde mülteci oldu
Next post
'Her insandan bir tane vardır': Demirtaş'tan Bülent Uluer için mesaj