Ana SayfaManşetFeminist avukatlardan ‘babalığa’ soyunan Feyzioğlu’na: Kimse ondan ‘reis’ olmasını istemiyor

Feminist avukatlardan ‘babalığa’ soyunan Feyzioğlu’na: Kimse ondan ‘reis’ olmasını istemiyor

HABER MERKEZİ – TBB Başkanı Feyzioğlu’nun “Nuriye ile Semih’i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin” sözlerini değerlendiren feminist avukatlar, onun ekseriyetle ‘babalığa’ işaret eden sözlerini hukuk-devlet-erkeklik ilişkisi bağlamında değerlendirdi. Kadın avukatlara göre Feyzioğlu ‘savunma meselesini babalık üzerinden kuruyor’ ve ‘hangi makamda olduğunu unutmuş durumda’.


Haber: Bekir Avcı


“Nuriye ile Semih’i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı kimse benden beklemesin” diyen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun sözlerinde kendini ele veren şeylerden biri de ‘babalık’ konusuydu.

Bir erkek olması dolayısıyla Feyzioğlu’nun sözlerindeki ‘ebeveynlik’ ifadesi, ekseriyetle ‘babalığa’ işaret ediyordu.

Öyle ki sözlerin hedef aldığı isimlerden eğitimci Semih Özakça’nın kendisine yanıtı şu olmuştu:

Biliyor ki, sempati duyarsa tutuklanır; empati kurarsa iktidara yaranamaz. Biz halkın içinde, halkın evladıyız; Feyzioğlu’na ‘sen kimsin’ demek gerekir. Böyle bir beklenti var mı bilmiyorum ama Feyzioğlu’nu baba ilan edecek bir sempati içinde olmamızı kimse beklemesin.

Biz de Baro Başkanı Feyzioğlu’nun bu sözünü feminist avukatlara sorduk: Bir hukukçunun savunup savunmayacağı herhangi bir davaya insan hakları bağlamında değil de ‘baba-ebeveyn’ sıfatı ile yaklaşması ne demek? Bu sözler, hukuk-devlet-erkeklik ilişkisi bağlamında nasıl değerlendirilmeli? Ayrıca Baro Başkanı’nın bu sözleri ‘savunma’ açısından ne anlama geliyor?

“Savunma meselesini babalık üzerinden kuruyor”

Av. Diren Cevahir Şen

Esasında hiçbir meslektaşı ondan babalık yapmasını beklemiyor ve istemiyor. Feyzioğlu’nun objektif olarak yapması gereken şey bir mesleğin ve meslek birliği başkanlığının gerekliliklerini yerine getirmesi, avukatlık meslek kurallarına uygun davranması, bir avukat gibi davranması. Lakin Ankara Barosu başkanı iken bir kadın katilinin yargılandığı dosyada sanık müdafiliği üstlenmesinden tutalım, Fethiye’deki tecavüz davasında tecavüzcülerin avukatlığını üstlenen bir Baro Başkanı’nı koşulsuz şartsız sahiplenmesi kendisinin kadın haklarına da nasıl baktığının açık bir göstergesi.

Bir avukat, bir hukukçu olduğu için insan hakları bağlamında bir değerlendirme, savunu yapması gerekirken, Nuriye ve Semih için ‘Babaları olmamı beklemeyin’ diyor. Savunma meselesini babalık üzerinden kuruyor ki bu kendisinin avukatlık mesleğini hiç anlamadığının, burayla da bir ilgisinin olmadığının göstergesi.

Kimse ondan hükmedici bir baba bir ‘reis’ olmasını istemedi. Mümkünse olmasın zaten. Görevini yapsın. Ondan beklenen evrensel hukuk ilkeleri ile avukatlık meslek kurallarına uygun davranması. Nihayetinde bir avukat ve bir Baro Başkanı insan hakları ilkelerine de uygun tavır ve davranış içerisinde olmalıdır. Ancak kendisi şimdiye kadar erkek egemen ve kadın düşmanı tavır ve davranışları istikrarlı bir biçimde sergilemiştir.

“Devletin baba rolünü benimsemiş”

Av. Züleyha Gülüm

Feyzioğlu Barolar Birliği Başkanlığını bir iktidar alanı olarak görüyor olmalı: tıpkı devlet-baba gibi. Baba; aile içinde otorite kuran kadına ve çocuklara sevgi ilişkisi içerisinde görünerek, aslında kendi iktidarını dayatan kişidir. Erkek egemen  toplumdaki ailede egemen olan erkektir. Devlet de vatandaşları için kendisini otorite olarak görür, gerekirse sever gerekirse de döver. O nedenle devlet de ‘baba’dır. Feyzioğlu’nun da bu sözleriyle kendi zihin dünyasında devletin baba rolünü benimsemiş olduğunu  görmekteyiz.

Ülkede demokrasiden, özgürlüklerden söz etmenin bile imkansız olduğu bir süreç yaşanıyor. Keyfi, hukuksuz gözaltıların, tutuklamaların artık sayısını bile bilmek mümkün değil. İktidara muhalif olan herkesin tutuklandığı, işten atıldığı, dava tehdidi ile susturulduğu bir dönemden geçiyoruz. Yargı bağımsızlığının kırıntısı bile kalmış değil. Yargının olmazsa olmaz unsuru savunma yani avukatlar, mesleki faaliyetlerinden dolayı tutuklanıyor. Tüm yasal düzenlemeler gözardı edilerek geçmiş yargı kararları, içtihatlar, AİHM kararları hiçe sayılarak davalarda ağır cezalar veriliyor. Savunmanın hiçbir şekilde dikkate alınmadığı, savunmanın savunmanlık yapmasının engellendiği bir dönemden geçiyoruz.

Hukuk devletinin tümden saldırıya uğradığı bir dönemde; Barolar Birliği Başkanlığı’nın asli görevi demokrasiye, insan haklarına, gerçek adalete, hukuk devletine yapılan saldırılara karşı mücadele etmek, bir  meslek örgütü olarak avukatlara, hak ve yetkilerine, savunma hakkına saldırılmasına izin vermemek ve bağımsız yargının tesisi için mücadele etmek olmalıdır. Şüphesiz ki Feyzioğlu bulunduğu makam gereği neler yapması gerektiğini hepimizden daha iyi bilmektedir.

Feyzioğlu görevi gereği, tüm bu olanlara karşı avukatlarla birlikte harekete geçme, mücadele etme yerine iktidarın yaklaşımı ile paralel cümleler kuruyor. Nuriye ve Semih in keyfi tutuklanmasının asıl nedeninin işten atılmalara vermiş oldukları demokratik tepki olduğunu bilmek ve görmek istemiyor. Bulunduğu konumun sarsılacağı korkusu o kadar sarmış ki onu, hangi makamda olduğunu bile unutmuş durumda.

“Üslubu hem eril hem de küçümseyici”

Av. Özlem Özkan

Barolar Birliği Başkanı sıfatıyla konuşmak, beyanda bulunmak her şeyden önce bir özen ve izan yani anlayış gerektirir. Hukuk sistemine, adaletin işleyişine dair fikir üretmekle sorumlu bir avukat olarak dahi böylesine lakayt bir açıklama yapılamaz. İşlerinden haksız ve hukuka aykırı olarak çıkarılmış ve adalet arayışında olan insanlara “evlat edinme sempatisi” beslemeniz gerekmez, yeter ki sorumlu bir Barolar Birliği Başkanı gibi ve doğru dürüst davranın. Feyzioğlu’nun üslubu, hem erkek egemen bir dil kullanması hem de adaletin ve hukuk kurallarının böylesine çiğnendiği bir dönemde adalet arayan kişileri adeta küçümseyici bir dil kullanması nedeniyle kabul edilemez.



Feyzioğlu’nun sözlerini Karınca’ya değerlendiren avukatlar, onun ‘hukuku çiğnediğini’, ‘görüşlerinin hukuki değil siyasi’ olduğunu söylemişti. Konuyla ilgili bir önceki haberimize de aşağıdaki bağlantıdan bakabilirsiniz:

Avukatlar: Feyzioğlu’nun görüşleri hukuki değil siyasi, neden bir avukat gibi konuşmuyor?

Previous post
Fitch Türkiye için büyüme tahminini düşürdü, bankaları uyardı: 'Sarraf davası zarar verebilir'
Next post
HDP'li bir vekile daha cenaze soruşturması