Ana SayfaGüncelHDK Genel Kurulu: ‘Demokrasi Cephesi acil bir ihtiyaç’

HDK Genel Kurulu: ‘Demokrasi Cephesi acil bir ihtiyaç’

HABER MERKEZİ – Gülistan Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu’nun yeniden eş sözcülüğe seçildiği.HDK 8. Genel Kurulu’nda içinden geçilen sürecin ihtiyaçları göz önünde alınarak demokrasi güçlerinin birleştirilmesi kararlaştırıldı. Genel Kurul’a bir mesaj gönderen tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kaotik dönem ağır bedellere yol açsa da, beraberinde önemli ve devrim niteliğinde çıkış ve çözüm fırsatları yaratıyor” dedi. Genel Kurul’da konuşan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ise Rıdvan Dilmen’in Erdoğan için yaptığı “parkasız Deniz Gezmiş’ benzetmesine tepki göstererek, “Bugün Deniz Gezmiş yaşasaydı Selahattin Demirtaş’ın koğuşunda olurdu” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) 8. Genel Kurulu, Ankara Plaza Otel’de toplandı.

Çok sayıda delegenin katılımıyla düzenlenen kongreye, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, HDP milletvekilleri, KESK Eş Başkanı Aysun Gezici, EMEP, SYKP, 78’liler Girişimi, TTB, İHD, Demokratik İslam Kongresi, Demokratik Alevi Derneği gibi çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

HDK’nin kuruluş amacı ve çalışmalarına dair sinevizyon gösterimi ve açılış konuşmalarıyla başlayan genel kurulda, tutuklu bulunan HDP’nin eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ve eski eş genel başkanı Figen Yüksekdağ ile DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’in mesajları okundu.

Demirtaş: Kaotik dönem devrim niteliğinde çözüm fırsatları yaratıyor

Dermirtaş’ın Halkların Demokratik Kongresi 8. Genel Kurulu’na gönderdiği mesaj şöyle:

Fiziken aranızda olamasam da bütün kalbimle yanınızda olduğumu belirtiyor, 8. Genel Kurulunuzu coşkuyla selamlıyorum. Sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu başta olmak üzere baskı ve zulmün, faşizmin kol gezdiği bütün coğrafyalarda ezilen halkların tarihsel çözüm ve kurtuluş mücadelesi devam ediyor.

Etnik kimliklerin, inançların, yaşam tarzlarının, cinsiyet kimliklerinin, emeğin ve doğanın saldırı altında olmadığı hiçbir yer kalmadı neredeyse. Kapitalizmin içine girdiği krizleri yeni krizler üreterek aşmak adına yol açtığı savaşlar, kıyımlar ve yıkımlar insanlığın sorunlarını daha da ağırlaştırıyor. Bilim, teknoloji ve iletişimde yaşanan devasa gelişmeler kapitalizmin hizmetine sunulurken; ezilen geniş kesimler bu gelişmelerden bırakın nasiplenmeyi, daha da ağır baskılara uğrayabiliyorlar.

Geçen yüzyıllarda yaşanan Fransız Devrimi ve Ekim Devrimi başta olmak üzere, ezilenlerin tarih sahnesine yeniden çıktıkları dönemlere benzer bir kaos dönemi yaşanıyor. Bu kaotik dönem ağır bedellere yol açsa da, beraberinde önemli ve devrim niteliğinde çıkış ve çözüm fırsatları yaratıyor.

Türkiye ve Ortadoğu, özellikle de Rojava’da yaşanan deneyimler tarihsel direniş mirasını insanlığa model olabilecek bir devrim aşamasına getirmiştir.

Halklarımızın Türkiye ve Kürdistan’da büyük fedakarlıklarla, emek ve bedelle yarattığı kazanımlar bugüne kadar kalıcı bir başarıya dönüştürülememişse, bunda en büyük sorumluluk halkların öncülüğünü yapma iddiasında olanlarındır. Bu kadar büyük mücadele mirasını doğru bir örgütlenme, doğru bir söylem ve eylem tarzıyla büyük zaferlere taşımak bütün öncü güçlerimizin tarihsel sorumluluğu ve ahlaki görevidir.

‘Tekçi zihniyetler mutlaka aşılmalı’

Halkların Demokratik Kongresi, işte bu doğru öncülüğü yapma iddiasıyla yola çıkmış, son derece önemli bir mücadele ve demokrasi örgütüdür. Tarihsel olarak devraldığımız bu büyük mirası başarıya götürmek için tek başına bir siyasi partinin, tek kişilik liderliklerin veya tekçi zihniyetlerin mutlaka aşılması gerekir. Aslolan köyden sokağa, mahalleden kasabaya, şehirden ulusal düzeye, fabrikadan atölyeye, tarladan üniversiteye kadar her yerde halkın meclisler aracılığıyla öz örgütlenmesine kavuşmasını sağlamaktır. Halkın özyönetimi, yani kendisini yönetmesi dediğimiz de zaten tam olarak budur.

Özyönetim belediyecilik değil, particilik değil, sivil toplum örgütçülüğü de değildir. Bunların hepsi olsa olsa halkın öz yönetiminin birer unsuru ve parçası olabilirler.

Kürdistan’da DTK, Kürdistan’ı da kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de HDK Meclisleri bu yönüyle esas demokrasi gücü ve asli mücadele örgütü olmak zorundadır.

Bizler, Halkların Demokratik Kongresi içinden çıkmış ve onun partisi olan HDP olarak DTK ve HDK’nin tabandaki örgütlenmesine en önemli görevimiz olarak yaklaşmak zorundayız. Bütün toplumsal kesimlerin meclisler şeklinde örgütlenerek birbirleriyle dayanışma ve koordine halinde yürütecekleri çalışmayı doğrudan demokrasinin olmazsa olmazı olarak görmeliyiz.

Halk meclisleri sırf bir mücadele örgütü olarak da ele alınamaz. Meclislerin asıl rolü kendi yerelinde söz, karar ve eylem gücü olabilmeleridir.

HDK’nin bu yönlü çalışmalarında yetmezlikler, eksiklikler olduğunu biliyoruz. AKP faşizminin ve OHAL rejiminin bütün toplumu baskı ve korkuyla teslim almaya çalıştığı bugünlerde doğrudan halk örgütlülüğünün ne kadar önemli olduğu sanırım daha iyi anlaşılmıştır. DTK ve HDK, AKP faşist rejimi tarafından terörize edilmeye çalışılsa da; bizler hep birlikte bu çalışmalara sahip çıkarak eşit ve adil birlikte yaşamı, barış içerisinde bir geleceği güvence altına alabiliriz.

Bu HDK Genel Kurulu’nun eksikliklerin aşılacağı, güçlü hamlelerin yapılacağı bir döneme vesile olacağına inanıyorum. Faşizmi tuzla buz edip özgürlük çizgisini zafere taşıyacağımız inancıyla sizleri selamlıyor, bütün Genel Kurul bileşenlerine, yoldaşlarıma en içten selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Yüksekdağ: Tekçiliğe karşı birleşik antifaşist mücadele

Yüksekdağ da mesajında genel kurulun tutuklu siyasetçiler ile emek ve demokrasi yolundakilere güç ve moral verdiğini ifade etti.

“Faşizme, tekçiliğe karşı birleşik antifaşist mücadelenin, yeni demokratik özgürlükçü yaşamın HDK’nin bağrında yükseleceğine inanıyorum” diyen Yüksekdağ, şunları söyledi:

İmkânsız ve zamansız denileni bir kez daha başarmak için sağlam dayanakları olduğunu biliyorum. İnsanlığın büyük özlem ve amaçlarının üretilme, örgütleme, aydınlanma ocağı olarak Halkların Demokratik Kongresi, bugünden geleceğe köprümüz olacak yine. Birlikte kurduk birlikte büyüteceğiz. Faşizme ve OHAL rejimine karşı demokratik birlik, özgür, adil yaşam için ortak mücadelenin zaferini birlikte yaratacağız.

Tuncel ise cezaevinden genel kurula gönderdiği mesajında, yeni ve güçlü bir başlangıç yapmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “HDK, Türkiye demokrasi mücadelesi ile Kürtlerin demokrasi mücadelesinin ortak mekanıdır. Şimdi bizim zamanımız ve yeni bir başlangıç yapıyoruz” dedi.

Deniz Gezmiş yaşasaydı Demirtaş’ın koğuş arkadaşı olurdu

Genel Kurul’da konuşan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ise HDK’nin ‘Meclislerle demokrasi, demokratik cumhuriyetle özgürlüğe’ sloganıyla gerçekleştirdiği genel kurulun ülkedeki sorunların  çözümüne yol gösterdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, katıldığı bir televizyon programında Erdoğan ve ailesini övüp Erdoğan için Deniz Gezmiş benzetmesi yapmasına da değinen Kemalbay, şunları söyledi:

Bugün Filistin halkının yok sayılmasında bu iktidarın da Türkiye devletinin payının da üstünü örtmeye çalışıyor. Bu çürümüşlüğün üstünü örtmek için başvurulan bu politikalara izin vermemiz gerekiyor. Bütün bu yaşanılanların karşısında bazıları Erdoğan’ı tekrar toplumun bütün kesimlerine sunmak için Deniz Gezmiş’lerden yola çıkarak, ‘Parkasız Deniz Gezmiş’e benzetiliyor. Bugün Deniz Gezmiş yaşasaydı sayın Demirtaş’ın koğuş arkadaşı olurdu. Bizler Denizlerden, Mazlumlardan aldığımız direnişi ve geleneği geleceğe taşıyacağız.

‘Demokrasi Cephesi’nin oluşturulması hayati bir görev’

MA’da yer alan habere göre Genel Kurulu’da her meclisin faaliyet raporları ayrı ayrı okundu. Karar komisyonu ise önümüzdeki dönemin yol haritasına dair önemli kararlar aldı.

“Demokrasi Cephesi”nin inşasının acil bir ihtiyaç olduğuna yer verilen karar önergesinde HDK’nin faşizme ve savaşa karşı demokratik cephesinin kurulmasının “hayati bir görev” olarak belirlendi.

HDK’nin dönemin güncel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak daha geniş demokrasi güçlerinin birleştirilmesinin sorumluluğu ile hareket etmesi de bu kapsamda karar önergesi olarak genel kurula sunuldu.

Sonuç bildirgesinin okunup üzerine tartışılmasının ardından 120 kişilik Genel Meclis mutabakat komisyonu tarafından belirlenmesi gündemine gidildi.

Onur Hamzaoğlu ve Gülistan Koçyiğit yeniden eş sözcülüğe seçildi. Sonuç bildirgesinin ise önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacağı bildirildi.

Previous post
CHP’li Erdem'den Soylu iddiası: Erdoğan’ın yerine geçmek için PR çalışması yapıyor
Next post
Filipinler Başkanı Duterte’den eşcinsel evliliğe onay: Destekliyorum