Ana SayfaGüncelGizemli alegorilerden aldığı ilhamla bugünü dün ile birleştiren bir vitray sanatçısı: Pinkie Maclure

Gizemli alegorilerden aldığı ilhamla bugünü dün ile birleştiren bir vitray sanatçısı: Pinkie Maclure

HABER MERKEZİ – İskoç sanatçı ve müzisyen Pinkie Maclure, kişisel mitolojisinden yola çıkarak yarattığı vitraylarda karanlık anılarından çekip çıkardığı hikayeler ile geçmiş ve geleceği bir araya getiriyor. Sanatçı, “İzleyicilerin karşısına detaylarda saklanan şakaları ve paradoksları çıkartıyorum” diyor.

Sanatçı Pinkie Maclure, modern dünyanın bitmek bilmeyen mücadeleleri içinde kaybolmuş ve doğal dünyanın güzelliğinden kopmuş insanlara dair hikâyeleri vitray sanatıyla işliyor.

bantmag’in bu haftaki “Marjinlerden” dizisinde yer verdiği sanatçı Maclure, çocukluğunu İskoçya’daki bir balıkçı kasabasında her akşam hayali insanları çizerek geçirir.

Daha 14 yaşındayken ebeveynlerinin boşanmasının getirdiği bunalım ve okulundaki seksist sanat öğretmeninin zorba yaklaşımları nedeniyle giderek içine kapanan Maclure sanattan 40 yaşlarına dek uzaklaşır.

Bu dönemde ilgisini müziğe çevirerek önce Paris’e, sonrasında ise Londra’ya yerleşir ve bu şehirlerdeki işgal evlerinde yaşamaya başlar.


Pinkie Maclure, 25 sene içerisinde on albüm kaydetmesine rağmen müzik alanında ismini duyurmayı pek başaramaz.

Ancak 40’lı yaşlarında evlerdeki vitrayların onarım ve bakımıyla ilgili bir iş bulmasıyla kendini yeniden sanat icra ederken bulur.

Kendi tanımıyla 20. yüzyılın “anlamsız ve sıkıcı” tasarımlarından ziyade erken dönem kilise vitraylarının hareketli, renkli ve gizemli alegorileri betimleyen tasarımlarından ilham ilan Maclure, kişisel imge ve hikâyelerden yola çıkarak yarattığı vitraylarda karanlık anılarından çekip çıkardığı anları, geçmiş ile geleceği, Ortaçağ ve Rönesans sanatına dair referansları bir araya getirmeye başlar.

Aynı zamanda müzikle uğraşmaya devam eden Pinkie Maclure, sanatına olan yaklaşımını şöyle anlatıyor:

“İncil hikâyelerinin kilise ve katedraller pencere vitraylarındaki anlatımı gibi ben de kendi fikirlerimi, karanlık veya komik hikayelerimi vitraylara aktarmaya; bu anlatılar üzerinden içinde yaşadığım hasarlı dünyayı ve insanlar ile mekânlar arasındaki mücadeleyi anlamaya çalışıyorum. İzleyiciyi ilk bakışta hoş ve güzel gözüken bir manzaranın içine çekip, onların karşısına detaylarda saklanan şakaları ve paradoksları çıkartıyorum.”

Previous post
Toplum baskısına rağmen piyanosunu susturmayan bilgelik tanrıçası: Fanny Mendelssohn
Next post
Yönetmen Agnès Varda ile "5’ten 7’ye Cléo" üzerine