Ana SayfaGüncelPolisin saldırdığı HDP’li parlamenterler anlattı

Polisin saldırdığı HDP’li parlamenterler anlattı

HABER MERKEZİ – HDP’nin Diyarbakır’daki il binasına düzenlenen baskında tekmelenerek darp edilen milletvekilleri Tayip Temel ve Murat Sarısaç konuştu. Baskın anını ve polis şiddetini anlatan Sarısaç, kendilerine dönük tutumdan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İçişleri Bakanı Soylu’nun sorumlu olduğunu söyledi. Temel ise “Zindandan bir tabut çıkması durumunda, kimse bu yükün altından kalkamaz” diyerek çağrıda bulundu.

Diyarbakır’da  polislerin HDP il binasına düzenlediği operasyon sırasında darp edilen parlamenterler Tayip Temel ve Murat Sarısaç baskın anını ve polis şiddetini anlatarak, çağrıda bulundular.

Murat Sarısaç

Önceki gece yaşanan baskında polisin saldırısına uğrayanlardan Sarısaç, baskının AKP’nin Kürtlere, demokratik kitlelere ve muhalif kesimlere yaklaşımını gösterdiği görüşünde.

Polisin tutumunu “düşman hukuku” olarak değerlendiren Sarısaç’a göre “ülkede ciddiyet kalmadı ve ülke kabile devleti haline gelmiş durumda”.

Birkaç gün önce açlık grevine başladıkları için gözaltına alınanların 4 günün ardından serbest bırakıldığını hatırlatan Sarısaç, “Ama ertesi gün aynı gerekçeyle gözaltına alındılar. Eylemin suç olmadığı savcılık tarafından belirtilip, serbest bırakılmalarına rağmen darp edilerek gözaltına alındılar” dedi.

Bini aşkın polisle partilerine baskın düzenlendiğini söyleyen Sarısaç, o an yaşadıklarını da anlattı.

“Binlerce polisle kapılarımızı kırıp, içeri girdiler. Müzakere için il binasının önünde bulunan milletvekili arkadaşlarımız darp edildi. Bizlere, içerideki 3 milletvekiline silahlar doğrultuldu. Bizleri darp ederek, tekmeleyerek tehdit ettiler.

Parti binasında tahrip edilmeyen hiçbir yer bırakılmadı. Açlık grevinde olan diğer arkadaşlarımız da yerlerde sürüklendi, darp edilerek gözaltına alındı. İçeride plastik mermi kullanıldı.

Polislerin tutumunun AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarından bağımsız olmadığını belirten Sarısaç, “Hiçbir polisin hukuk çerçevesinde bunları yapması mümkün değil” dedi.

“Partili Cumhurbaşkanı her alanda ‘HDP’liler teröristtir’ ve ‘bu ülkeden gitmelidir’ diyebiliyor. Bunlar faşizan bir politikanın ürünüdür. Öylesine sarf edilmiş laflar değil. Bu noktada halkımız acılar çekerken, polis memurunun bu kadar cesaret alıp dokunulmazlığı olan milletvekiline bunları yapması, bunlardan bağımsız değil.

“Hiçbir polis memurunun, üstlerinden talimat almadan hukuk çerçevesinde bunları yapması mümkün değildir. Bir polis memuru bizim görüntü aldığımızı bilmesine rağmen, aleni bir şekilde saldırdı. O polisin hırsıyla alakalı değildi. Partili Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı’nın Kürt halkına duyduğu kinin sonucudur.”

Halihazırda açlık grevi eylemini sürdüren Sarısaç, “Tecrit boşa çıkarılana kadar, talepler yerine getirilene kadar eylemimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Tayip Temel

Polisin hedefindeki bir diğer parlamenter Temel de “Hükümet adım atmak yerine, kötü bir sonuç çıkmasın ve talepler yerine getirilsin diye mücadele edenleri bastırmakla meşgul. Çok kötü bir durum” sözleriyle tepkisini dile getirdi ve bir de uyarıda bulundu.

Temel’e göre “zindandan bir tabut çıkması durumunda, kimse bu yükün altından kalkamaz” ve “hükümet bunun farkında değil”.

Grevlerin sürdüğüne vurgu yapan Temel, “Hükümete adım attıracak olan demokratik kamuoyudur, halkın direnişi adım attıracaktır” diyerek çağrıda bulundu.

“Leyla Güven ve tutsakların durumu çok kritik bir noktaya ulaştı. Sadece HDP değil, Türkiye’deki bütün vicdan sahipleri, insan hakları savunucuları harekete geçmelidir. Bıçak artık kemiğe dayandı. Kimin ne kadar gücü varsa; siyasetçiler öncülüğüyle, sanatçılar sanatıyla, akademisyenler bilgisiyle, halk ise demokrasi gücüyle harekete geçmelidir ve İmralı’daki hukuksuzluğa son vermelidir. Hükümete çağrımız; bir an önce adımların atılması ve Sayın Öcalan’ın avukatları ve ailesi ile sistematik bir şekilde görüşme sağlamasıdır.”

Açlık grevleri

HDP Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi eylemi dört ayı geride bıraktı. Güven bugün itibariyle gündür açlık grevinde.

Güven’le beraber yine aynı taleple cezaevlerinde ve yurt dışında başlatılan eylemler de sürüyor. 331 tutuklu 16 Aralık’tan bu yana kadar farklı tarihlerde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladı ve bu eylemini sürdürüyor. 1 Mart’ta ise bu sayı daha da arttı. Çünkü tutuklular 1 Mart itibariyle açlık grevi eylemlerinin tüm cezaevlerine yayılacağını duyurmuştu.

Leyla Güven, cezaevlerindeki tutuklular ve dünyanın farklı yerlerindeki eylemciler Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılmasını talep ediyor.

27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 11 Eylül 2016’dan beri de ailesiyle ne yüz yüze ne de telefon yoluyla görüştürülen Öcalan’ı, 12 Ocak’ta kardeşi Mehmet Öcalan’ın ziyaret ettiği bildirilmişti.

Görüşme açlık grevleri sürerken gerçekleşmişti. Ancak tahliye edilen Güven ve diğer tutuklular “tecrit kaldırılsın” talebi ile başlattıkları eylemi “tecrit durumunun sürdüğü” gerekçesiyle devam ettiriyor.

Açlık grevcileri Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile düzenli görüşmesini talep ediyor.


Bu haber Mezopotamya Ajansı’ndan derlenmiştir. Yararlanılan haberlere buradan ve şuradan bakabilirsiniz.
Previous post
Elektronik sigara sanılandan daha tehlikeli, kalp krizi riskini artırıyor
Next post
Olay, hakikat ve sadakat – Adnan Çelik