Ana SayfaGüncelNewroz yürekli Apê Hasip’in ardından – Ebru Günay

Newroz yürekli Apê Hasip’in ardından – Ebru Günay


Ebru Günay*


Bir bakış, bir ses veya kendine has bir sedadır bir insanı diğer tüm insanlardan farklı kılan. O farkı yakaladığınız andan itibaren kendiliğinden bir iletişim kanalı açılır siz ile karşınızdakinin arasında.

Onu ilk gördüğümde doğasıyla oldukça güzel bir ağaçlık yoldan ak sakallarıyla asası elinde, gülen yüzü ile bize doğru geliyordu. Dik başı ve hep ileriye bakan yüzüyle ilk görünüşte tam bir bilge edası uyandırmıştı bende. Yaklaştıkça sanırsınız ki eski çağ film sahnesinden çıkmış bir hayali karakterdi.

Bu ilk tanışmamız ve karşılaşmamızdı. Yeni tanışıyor olmamıza yüklediği anlamdan kaynaklı olmalı ki gözlerime sevgi ve şefkat ile derin derin bakarak uzun uzun tokalaşmıştı benle.

Daha o an dikkatimi çeken özelliği akıcı Kürtçesi ve şiiri andıran konuşma tonu oldu. Bu bir tanışma merasimi idi ben ve Hasip Amca için… Evet, belliydi ki bundan sonra yollarımız sürekli kesişecekti.

Kimdi bu yaşlı bilge? Neydi derdi ve nereden alıyordu bu enerjiyi?

Defalarca tokalaştığım, her karşılaştığımda fotoğraf çektirdiğim ve hatta sohbet ettiğim bu masal kahramanının hayat öyküsünü hep merak ettiğim halde bir türlü kendi ağzından dinleme fırsatım olmadı.

Ölüm haberini duyduğumda onu iyi tanıyanlara ve ailesine meraklı sorular sorarak gidermeye ve tamamlamaya çalıştım eksik bıraktığım öyküsünü.

Bu yazıyı kaleme almamın sebebi de Apê Hasîp’ten sonra da onunla ilgili duyduklarımın bende yarattığı duygular oldu.

Apê Hasîp ile bir HDP mitinginde

Tanıştığımız karşılaşmadan sonra artık Mardin ve özellikle Savur’da HDP adına yapılan her etkinlikte Apê Hasîp’i görecek ve mutlaka tokalaşıp birlikte fotoğraf çekecektik.

Her karşılaşmada istisnasız ‘Yaşlandım artık, eskisi gibi katkı sunamıyorum mücadeleye’ dese de aslında hiçbir eylemden ve etkinlikten geri kalmıyordu. Elbette bu duyarlılığını sadece kendisiyle sınırlı tutmuyordu. Tüm eylem ve etkinliklere yol arkadaşı, dert ortağı ve hayat arkadaşı Kadriye Ana’yla beraber katılırdı. İkisinin de ömürlerine büyük acılar sığdırmış olduklarını gülüşlerinin ardındaki gizli hüzünden anlamak mümkündü.

Apê Hasîp, hayat arkadaşi Kadriye ile HDP’nin miting sahnesinde

Mardin’in kavurucu yaz sıcağından serinlemek için Apê Hasip’in Elfan köyündeki evine sığındığımızda çok mutlu olmuştu bizi ağırlamaktan.

İşte o gün anlatmıştı inançlı ve gülen gözlerinin ardındaki kederin gerçek nedenini. Apê Hasîp yirmi yıldır bilgi alamadığı oğlu ile ilgili gelecek küçük bir haberi bekliyordu. Elbette sadece beklemekle kalmıyor aynı zamanda mücadele de ediyordu. Ve son nefesine kadar gelmedi o haber…

Peki o yaşıyla eylemden eyleme yorulmaksızın neden koşuyordu Apê Hasîp? Bütün derdi belki de bir ölüm haberinin daha gelmemesi için gösterilen çabaya katkı sunmaktı.

1992 yılında çok sevdiği Elfan köyünü koruculuk dayatmalarına karşı çıktığı için terk etmek zorunda kalmıştı. Bir çok Kürt gibi Hasip amca da ailesiyle beraber çocukluk anılarının geçtiği mekandan kopup Amed’e yerleşmişti.

Dostoyevski der ki; “Dünyanın en zor hissi, bir insanın kendini ait hissetmediği bir yerde bulunma zorunluluğudur.”

Bu O’nun için zorunlu bir göçtü ama Hasip Amca kendisini bu topraklara ait görüyordu.

Ülkesinin her karışına duyduğu derin yurtseverlik aşkı, özlemi ile tutuştuğu Elfan köyünün önüne geçmişti. Amed onun için mücadelenin başkentiydi. Oraya yerleşir yerleşmez, halkının özgürlüğü ve barış için mücadeleye bütün gücüyle katılmaya devam etti. Bütün Amed Newroz kutlamalarının neredeyse en renkli siması oldu. Newroz’a ilgi duyan herkesin dikkatini çekmiştir.

Ciddi bir ritüeli gerçekleştirircesine Newroz şarkıları eşliğinde tek başına halaya duran ak sakallı dede, Apê Hasîp’in kendisiydi.

Hatta Mardin’deki köyüne döndükten sonra da her yıl Newroz’da soluğu Amed’te aldı ve bayramı orda kutlamaya devam etti.

Apê Hasîp yine bir miting alanında

Tüm sohbetlerinde Kürt tarihini ve Kürdistan’ı anlatmaktan hiç vazgeçmedi. Başka insanların kederine ve acısına asla duyarsız kalmaz, kendi acısıymış gibi taziye sahibi olarak baş sağlığı dileklerini kabul ederdi. Sadece kendisinin taziyelerde okuyabildiği ve Mazlum Doğan’dan Deniz Gezmiş’e, Cigerxwîn’den Kawalara kadar sembol isimleri sıraladığı duası oldukça ilgili çekiciydi.

Apê Hasîp’in taziyesinde öğrendim ki tek vasiyeti kendi taziyesinde de aynı duanın okunmasıymış. Ve ne yazık ki oğlunun hasretiyle gözlerini yuman Hasip Amca’nın duasını kimse ezberleyemediği için o vasiyetini de yerine getiremedik.

Hasip Amca inandığı değerler uğruna kesintisiz bir mücadele yürüterek hayatının anlamını buldu ve öyle yaşadı. Temiz ve sade yurtseverliği ile bu mücadelenin asıl yürütücülerinin nasıl olması gerektiğini hepimize gösterdi. Hayallerinin takipçisi olacağız.


*HDP Mardin Milletvekili
Previous post
Sapanca Gölü'nde kaybolan çocuğun cansız bedenine ulaşıldı
Next post
Dünya Sağlık Örgütü raporu: Tütünle mücadelede Türkiye dünya birincisi