Ana SayfaDünyaIŞİD’de kadın olmak: Kötülüğün Sıradanlığı – 4

IŞİD’de kadın olmak: Kötülüğün Sıradanlığı – 4

HABER MERKEZİ – Bugüne dek hep IŞİD’li erkekler konuştu ya da konuşturuldu, ulusal ve uluslararası basında onlarla yapılan kimi mülakatlara denk gelmişsinizdir. Peki ya bu örgütü destekleyen ve onun için savaşan kadınlar? Gazeteci Fatma Koçak işte bu kadınlarla Kuzey ve Doğu Suriye’deki kamplarda ve cezaevlerinde görüştü. Kadınların tam bir “erkek” örgütü olan IŞİD’in sistemini niçin benimsediğini merceğe aldı. Onlar Amerikalı, Faslı, Türkiyeli, Çeçenistanlı, Fransalı, Norveçli, Kosovalı… Yaşları 60 ile 20 arasında değişiyor. Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alanı da var, İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik okuyanı da. Örgüt içerisinde iç güvenlik ya da propaganda gibi görevler üstlendiler… Eş zamanlı olarak Yeni Yaşam’da da yayınlanan Fatma Koçak’ın 7 dizilik haber dosyasının dördüncü bölümünde IŞİD’e evlendikleri erkeklerle birlikte katılan Amerikalı Samantha Sally El Hassani ve Tacikistanlı Zeynep Aziz var. Dizinin önceki bölümlerinde sırasıyla kadınların bu sistem içerisindeki yeri irdelenmiş, Sorbonne hukuktan ‘Rakka bekçiliği’ne uzanan Fatiha Mihemmed Tahir El Heseni ile Türkiyeli Defne Bayrak’ın portreleri aktarılmıştı. “IŞİD’de kadın olmak” dosyasının alt başlığı olan “Kötülüğün Sıradanlığı”, filozof Hannah Arendt’den devralınan bir kavram. Dosyanın dördüncü bölümüyle devam ediyoruz.


Haber: Fatma Koçak


Dosyamızın bu bölümünde konuştuğum kadınlar, IŞİD’e evli oldukları erkekler ile birlikte katılan Amerikalı Samantha Sally El Hassani ve Tacikistanlı Zeynep Aziz.

Her ikisi de “cihada katılmaya mecbur kaldık” diyor. Evli oldukları erkekler tarafından Suriye’ye sürüklendiklerini söyleyen Samantha ve Zeynep’in IŞİD içindeki yaşamdan rahatsız olmadıkları, hatta rahat adapte oldukları görülüyor.

Amerikalı Samantha

Samantha yaptığım görüşmeden sonra yargılanmak üzere 4 çocuğu ile birlikte Amerika’ya teslim edildi.

Birçok yayın kuruluşunun “IŞİD’in gelini” başlığıyla haber yaptığı Samantha’nın şaibeli ve çelişkili bir geliş hikâyesi var.

Samantha 32 yaşında, ilk eşi Amerikan ordusunda asker. Bu eşinden bir çocuğu var. Boşandıktan kısa bir süre sonra Faslı Mousa El Hassani ile tanışıyor.

“Son model arabası, batılı giyimi ve iyi bir işi vardı” diye tarif ettiği ikinci eşinin Fas’a gitmeyi teklif ettiğini söyleyen Samantha, tereddütte kalıp bu teklife bir süre yanıt vermiyor.

Samantha kızını doğurduktan sonra eşinin teklifini kabul ediyor. Eşinin ülkesine direkt para götürmek istemediğini, bu nedenle “vergi dışı para transferi” yapmak için Hong Kong’a geçtiklerini savunan Samantha’ya göre, Mousa onu Fas’a değil Türkiye’ye gitmeye ikna ediyor.

Bana “Suriye’ye gönüllü olarak geçtiğini” söyleyen Samantha, daha sonra CNN’e verdiği röportajda ise “Beni çocuklarımla tehdit etti, öyle geçtim” diyor.

Gönüllü ya da zorunlu bu hikâyenin doğrulanamayacak yanlarını bir kenara bırakırsak, tariflere göre çift 2015’te Grê Sipi (Tel Abyad) üzerinden Suriye’ye geçiyor ve Rakka’ya gidiyor.

Eşinin IŞİD’de emir olduğunu ve bu nedenle kendisinin “ayrıcalıklı” olduğunu savunan Samantha, iyi bir eve yerleştirildiğini ve ihtiyaçlarının karşılandığını anlatıyor.

Kölesi yaptığı Ezidi kızlara “iyi davranmış”!

“Orada bir savaş vardı, neler yaşandığını biliyor muydun?” diye soruyoruz, yaşananların farkında olduğunu ama “çok da umursamadığını” söylüyor.

Üçüncü çocuğunu Rakka’da dünyaya getiren Samantha, hamile olduğu için ev işlerini yapamadığını, eşinden yardımcı istediğini, eşinin de 15 ve 17 yaşlarında iki Ezidi kız çocuğunu “cariye” olarak getirdiğini anlatıyor.

IŞİD’deki yaşama çabuk alışan Amerikalı Samantha’ya göre, köle olarak alınan Ezidi kız çocuklarının onun yanında kalması bir şansmış!

“Onlara çok iyi davrandım, kız kardeşim gibi davrandım. Onlar benim işlerimi yapıyorlardı, ben de onlara iyi davranıyordum. Eşim de kötü davranmadı, ben hamileydim ve isteklerini karşılayamadığım için o kızlarla birlikte oldu” diyen Samantha, “Onları köle olarak aldınız. Birlikte olmak dediğiniz şey ise kız çocuklarına tecavüz değil mi?” şeklindeki sorumuzu bir süre yanıtsız bırakıyor.

“Özür dilemeyeceğim”

“Bu kızları evime getirdiğim için özür dilemeyeceğim. Ben onlara, onlar bana destek oldu. Onların annesi gibiydim” diyen Samantha amacının yardım etmek olduğu konusunda ısrar ediyor:

“Soad’ı satın almak için ABD’den getirdiğim paranın yarısını ödedim, yani 10 bin dolar ödedim. Eşim bir süre sonra bir başka Ezidi kızı daha eve getirdi. Adı Bedrineydi. Ona da çok iyi davrandım. Eşim her iki kızla da benden izin alarak birlikte oldu.”

Birliktelik dediği şeyin aslında tecavüz olduğunu tekrarladığımda “Bu sizin görüşünüz” diyen Samantha, konuyu telaşla geçiştiriyor.

Samantha 4’üncü çocuğuna 7 aylık hamileyken ajan olduğu gerekçesiyle tutuklandığını ve eşinin de bu duruma ses çıkarmadığını söylüyor.

Götürüldüğü bir merkezde hamile haliyle askıya alındığını ve işkence gördüğünü anlatan Samantha, kendisine işkence yapanlar içinde bir kadın olduğunu, bu kadının ikinci bölümde konuştuğumuz Faslı Fatiha Mihemmed Tahir El Heseni olduğu bilgisini veriyor. Fatiha ise Samantha için “Onun ajan olduğunu biliyorduk, sorguya aldık” diyerek yaşananları doğruluyor.

“Hayatımı Ezidi kıza borçluyum”

Samantha bir ay işkence gördükten sonra suçsuzluğunun ortaya çıktığını, bırakıldığını, tam o günlerde eşinin bir hava saldırısında öldüğünü söylüyor.

Demokratik Suriye Güçleri’nin Rakka’yı 17 Ekim 2017’de özgürleştirmesinden bir hafta önce kentten çıkmaya çalıştığını, kaçarken sığındığı duvarın çöktüğünü ve yeni doğan bebeğiyle birlikte duvarın altında kaldığını anlatan Samantha, köle olarak yanında tuttuğu Ezidi kız çocuklarından birinin yardımıyla ölümden dönmüş.

Samantha, “Ona hayatımı borçluyum, Kürtçe biliyordu, beni duvarın altından çıkardı ve DSG’nin bulunduğu alana geçtik. Onlara çıkmak istediğimizi söyledik, bizi çıkarıp kampa götürdüler” diyor.

Tacikistan’dan Suriye’ye: Zeynep Aziz

Tacikistanlı Zeynep Aziz (Um Xalid) ise 30 yaşında. Onun da 4 çocuğu var. IŞİD’e geldiğinde en büyük çocuğu henüz 3 aylık bir bebekmiş.

Batkin bölgesinde yoksul bir ailede dünyaya geldiğini ve 5 yıldan sonra ailesi tarafından okuldan alındığını anlatıyor.

Görücü usulü ile aynı köyden Hanzala isimli bir erkekle evlendirildiğini, bu kişinin telkinleriyle Suriye’ye geldiğini söylüyor:

“Bizim oralarda kadın itaat eder, ben hiç köyümüzden dışarı çıkmamıştım. Ondan ayrılamazdım, ‘cihada gidiyorum’ dedi, ben de onunla birlikte yola düştüm. Hayatımda ilk defa uçağa o zaman bindim. 2014’te uçakla Türkiye’ye gittik. Benim kucağımda çocuğum vardı. Hiçbir şey sormadım. Sonra Cerablus’tan geçtik, ‘Bundan sonra burada yaşayacağız’ dedi.”

Adetlerimize göre eşimden ayrılamam”

“Eşin IŞİD’le nasıl tanıştı, nasıl bağlantı kurdu?” diye soruyoruz. Zeynep, “Onun Türkiye’de tanıdığı arkadaşları vardı, sürekli onlarla konuşuyordu” yanıtını veriyor.

Tabka’ya yerleştiklerini ve eşinin savaşa gittiğini anlatan Zeynep hem kurbanı hem faili olduğu sistemde geçirdiği süreci şu cümlelerle anlatıyor:

“O sabah gidip, akşam geliyordu. Bazen günlerce gelmiyordu. Ben hep evde oturdum, hamile kalıp doğum yapıyordum. 4 çocuğum var. Sonra Meyadin’e geçtik, bir süre kaldıktan sonra Derazor’a gittik. Eşim bana ‘sen bana çok soru sorma, yanımda çok konuşma, çocuk doğurup onlara bak, ben böyle kadınları severim, yoksa seni boşarım’ dedi. Ben de çok konuşmadım. O da bana iyi davrandı.

“Eşim Abu Kemal’da Suriye ordusuna esir düştü, bebeğim yeni doğmuştu o zaman. Biz Bağuz’a maddafeye geçtik. Orada çok kadın vardı, evlenen gidiyordu, sonra eşi ölenler geliyordu. Sayı sürekli değişiyordu. Son olarak bir grup kadınla birlikte teslim olduk. Kürt güçleri gelip bizi aldılar.”

Zeynep son olarak, “Eşim burada kaldığı sürece ben de burada olacağım. Bizim adetlerimize göre eşimden ayrılamam. Beni yarın bıraksalar ve git deseler, gidecek bir yerim yok” diyor.


Dizinin beşinci bölümünde Kürt olan ve Norveç’te büyüyen Yağmur Kılıç ile Tunuslu Fatma Hesen Şex olacak.

Haber dizisinin önceki bölümlerine aşağıdaki bağlantılar üzerinden bakabilirsiniz:

IŞİD’de kadın olmak: Kötülüğün Sıradanlığı – 1

IŞİD’de kadın olmak: Kötülüğün Sıradanlığı – 2

IŞİD’de kadın olmak: Kötülüğün Sıradanlığı – 3

Previous post
Su tutma aşamasına geçildi: “Ilısu Barajı Göleti, Hasankeyf’i tehdit ediyor”
Next post
Tekneleri bozulan mültecilerden 15'i açlık ve susuzluktan yaşamını yitirdi