Ana SayfaYazarlarElend AydınSiyanür gecesinin Eylül’ünde ölmek – Elend Aydın

Siyanür gecesinin Eylül’ünde ölmek – Elend Aydın


Elend Aydın


Bu gece siyanür içeceğiz!

Günlerden 26 Eylül 1940. Yer: Fransa-İspanya sınırı, Portbou Sınır Kapısı’na yakın.

Bu gece siyanür içeceğiz, geçit vermeyen Pireneler ağlasın, sarıya aşık Eylül yaprakları kederle dökülsün. Bu gece siyanür içip “Ben, aheste yıldız Satürn’ün etkisi altında doğdum, gecikmelerin, tali yolların yıldızının…” diyeceğiz sevgili W. Benjamin’le.

Gecikeceğiz, kuşlar ve insanlar göçerken faşist kıskaçtaki Avrupa’dan, gecikeceğiz!

Bazen kütüphanenin en tozlu kitabı, bazen uzatılmış bir hikaye, bazen bir parıltı (onun “parıltılar”ından), bazen garda unutulmuş bir göçmen çantası olacağız.

“Avrupa’nın savulacak siperleri vardır” diyeceğiz, Satürn’ün peşinde “aheste-aheste” dolanırken. Hitler-Stalin Paktı sürer, Fransa düşer, İngiltere’ye savaş açılırken de “yan yollar” arayacağız.

Bu gece; Marsilya’da Koestler’den aldığımız morfin kristallerini yutacağız, “akşamın bitimiyle gece anası bir zamanda” vazgeçilmiş bir gemi gibi ateşe vereceğiz bedenimizi, ruhumuzun kristalleri zaten paramparça. Başucumuzda, belki, Paris’te dost olduğumuz ozan F. C. Hein’in, I. Dünya Savaşı’nın dehşetinde, arkadaşı Rika Selingsohn’la intihar ederken bıraktığı şiir de olacak;

Kıpkızıl köpürmüş elmalar
Dal ve meyveler kupkuru
Her yanda sararmış yapraklar

Parçalarını arayıp da bulamadığımız bu yarım, bu kayıp, bu güz şiir de katılsın mı bize, siyanür içerken gece, Satürn’le?

İşte Gestapo Berlin’deki evimizi “parçalarımız” ve kitaplarımızla birlikte talan ediyor yine. “Ahest yıldızın” peşinden sürüklendiğimiz Paris, düşüyor ve faşist Franco’nun muhafızları “Geçiş yok, Gestapo’ya teslim edeceğiz” diyor. Pireneler pul-pul dökülüyor Eylül’ün berrak ışığı, kırılgan kalbimizde kırılıp bir intihar şarkısına dönüşüyor.

Bu gece morfin kristallerine boğacağız zamanı, faşistler her zaman ve mekanda gecikmişliklerimiz üzerinde tepinsin, Berlin yanıp kül olsun. Pireneler bir hikaye anlatsın! Şair, dünyaya sığmadıkları için ölüme sığdırmaya çalıştığımız kanatlarımız için şiir yazsın;

kanat pahası
yanlışlıkla göründüğüydü bir an
sıkıştı kanadı birbirine
karıştırdığı iki alemin kapısına
çekip gitse kanadı kırılacak
gerçekliği kalacak başkalarına
kanadına yenilip dursa
herkese görülecek var oluşunun sırrı
kolay değil geçtiği kapıları
yenilmeden bırakmak ardında
meleklik zaman ve mekan sanatı
ya kanat pahasına sır olmalı varlığı
ya burada aramızda kalmalı
yol görünür varınca alemlerin kapısına

Bu gece, siyanürün hiç bitmeyen gecesi; intihar içecek, sabaha kadar acıyla çırpınacak ve tıbbi müdahale kabul etmeyeceğiz ışıltılar içindeki bilincimizle… Böylece tüm gemileri yakarken biz, İspanyol Gestapo’su “etkilenecek” ve sınır kapıları hemen açılacak, herkes geçecek ama biz; siyanürün kırık şarkısına bulanmış kırılmaz kanatlarımızla, orada ve burada; o zamanda ve şimdide kalacak, hiçbir yere gidemeyeceğiz.

Ey “aheste yıldızımız”, alemlere sığmayan kanatlarımızla neden “yan yolların” ve esrimenin aşığı kıldın bizi?

Bu gece ölümün kristallerini içeceğiz…

Previous post
İTÜ: Depremlerin Kumburgaz fay segmentinin uç noktasında olması kritik
Next post
Hasta tutuklu Sıddık Güler hastaneye sevk edildi