Ana SayfaKitapİşgal altındaki Paris’te hayata tutunma çabası: “Işık Hep Oradaydı”

İşgal altındaki Paris’te hayata tutunma çabası: “Işık Hep Oradaydı”

HABER MERKEZİ – Yazar ve aktivist Nancy Kricorian’ın üçüncü romanı “Işık Hep Oradaydı” Zeynel Can Gündoğdu’nun tercümesiyle Aras’tan çıktı. Nazilerin işgali altında olan Paris’te yaşayan göçmen bir Ermeni ailenin hayata tutunma çabası anlatılırken, tüm karanlığa rağmen direnişin ve umudun var olduğu hatırlatılıyor.

ABD’li yazar Nancy Kricorian, Türkçeye çevrilen üçüncü romanı “Işık Hep Oradaydı”da bu kez bizi işgal altındaki Fransa’nın başkenti Paris’e götürüyor.

Zeynel Can Gündoğdu tarafından tercüme edilen, Aras Yayıncılık etiketiyle raflarda yerini alan roman Nazilerin Haziran 1940’ta Paris’e girmesiyle başlıyor.

Kricorian romanında, Paris’in banliyölerinde yaşayan göçmen bir Ermeni ailenin dört yıl süren işgal ve savaşın getirdiği sefalet karşısında hayata tutunma çabasını anlatıyor.

Siyasi şiddet, açlık, güvensizlik ve katliamların yaşandığı ortamda dahi direnişin ve umudun var olmaya devam ettiği Paris’te, aşk da romanda yer buluyor.

Romanda, Ermeni aileler geçmişle bugün arasında gidip gelirken, onların tarihin tekerrür edeceğine dair duydukları korku, metindeki gerilimi artırıyor.

Paris nasıl önce düşüp sonra direndiyse, romandaki karakterler de açlık, savaş ve verilen kayıplar karşısında tekrar tekrar yeniliyor, ancak pes etmiyor.

Nancy Kricorian, bütün bu karanlığa rağmen çatlaklardan sızan ışığı gözler önüne seriyor.

Arka kapak

Babamın karanlık bir ruh haline büründüğü zamanlarda söylediği Ermeni özdeyişi geldi aklıma: Şehre iki sepet bok gönderseler, birinin adresi bizim evdir. İşgal şehre gelen bok sepetleriydi, orası kesin, ama en büyük sepet Yahudilere gönderilmişti.
Okulda Denise gibi sarı yıldız takan başkaları da vardı. Kızlardan biri uzun saçlarını aşağıya doğru bırakmış, böylece yıldızın büyük kısmını kapatmıştı. Bir diğeri ceketinin klapasını kıvırarak yıldızı saklamıştı.
Matematik öğretmenimiz Madam Bourdet katı ve zor beğenen bir kadındı ama o sabah telaşlı bir hali vardı. Birçok kez elindeki tebeşiri düşürmüştü ve ikide bir terleyen yüzünü silmek için kazağının manşetine tıkıştırdığı mendilini çıkarıyordu. Ders bitimine yakın o resmi tavrıyla sınıfa bir duyuru yaptı. “Sevgili kızlarım, şimdi söyleyeceklerimin cebirle bir ilgisi yok ancak Fransa Cumhuriyeti’nin değerlerine yapılan bu son hakarete şahit olmaktan dolayı bu sabah yaşadığım derin teessürü sizlerle paylaşmaktan kendimi alamıyorum. Ve bu onur kırıcı davranışa maruz kalanlarınız için yapabileceğim tek şey, Fransız halkının büyük çoğunluğu adına en samimi özürlerimi sunmaktır. Ders bitmiştir.” Tüm sınıf büyük bir ciddiyetle sınıftan çıkarken Madam Bourdet gözlerini kuruluyordu. Denise kolumu tutup fısıldadı, “Ödev vermeyi unuttu.”

Nancy Kricorian hakkında

ABD’nin New York kentinde yaşayan yazar ve aktivist Kricorian, Massachusetts eyaletinin Watertown kentinde, Ermeni toplumunun içinde büyüdü.

Ailesi 1915’ten önce Adana ve Mersin’de yaşıyordu.

İlk romanı Zabelle 1998’de basıldı. İkinci romanı Dreams of Bread and Fire ise 2017 yılında Ekmek ve Ateş Düşleri adıyla Aras tarafından yayımlandı.


Gazete Karınca
Previous post
Kum ocakları Dicle Nehri'nin “yönünü değiştiriyor”
Next post
Irak'ta protestolar: En az 40 kişi öldü, yüzlerce yaralı var