Ana SayfaÇalışma YaşamıMaden işçileri 17 gündür hakları için direnişte: “Ya hep beraber ya hiçbirimiz”

Maden işçileri 17 gündür hakları için direnişte: “Ya hep beraber ya hiçbirimiz”

HABER MERKEZİ – 5 yıldır tazminatlarını alamayan maden işçilerinin Soma’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüş yasaklansa da işçiler günlerdir Kırkağaç Çamı’nda oturma eyleminde; bugün 17’nci gün. İşçilerin gözü ve kulağı yarın Enerji Bakanlığı ile yapılacak toplantıda. Bu kritik görüşme öncesi Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Tahir Çetin’le konuştuk. Çetin, direnişlerine dikkat çekerek, dayanışma çağrısı yapıyor: “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”.


Haber: Pelin Özkaptan


Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden ocağında çalışan işçiler, katliamdan sonra herhangi bir gerekçe sunulmadan işten çıkarıldı.

3 bin 500’ün üzerinde işçi 5 yıldır kıdem tazminatlarını bekliyor ancak alamıyor.

İşçiler geçtiğimiz günlerde “Bıçak kemiğe dayandı” diyerek Ankara’ya yürüyüş başlatma kararı aldı. Yürüyüş kararı Bağımsız Maden İş öncülüğünde alındı.

Fakat 10 gün sürmesi ve Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde son bulması planlanan yürüyüş yasaklandı.

Yasak kararı ilkin Soma Kaymakamlığı tarafından alındı. Manisa 1. İdare Mahkemesi kaymakamlığın bu yasağıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı verse de yürüyüş bu kez de Manisa Valisi Ahmet Deniz’in talimatıyla Jandarma tarafından engellendi.

İşçiler 2 haftadan uzun bir süredir Kırkağaç Çamı’nda oturma eylemi yapıyor.

İşçilerin gözü ve kulağı 22 Ekim’de (Salı günü) Enerji Bakanlığı ile yapılacak toplantıda. Bu akşam madenci heyeti Ankara’ya gidiyor.

Bağımsız Maden İş Başkanı Tahir Çetin’le süreci, halihazırda devam eden eylem ve direnişlerini konuştuk.

Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Tahir Çetin (solda) ve 5 yıldır tazminatını alamayan işçilerden Zekeriya Arıkan / Fotoğraf: Bekir Avcı

Başa dönersek, maden işçileri ne istiyor?

İlk süreç 13 Mayıs’ta 301 tane insanın katledilmesiyle başladı. 2 bin 831 tane arkadaşımız işten atıldı. Sonra 4 bine yakın işçi arkadaşımızın daha önceki işten atılma süreci vardı. Bunun sorumlusu sarı sendika dediğimiz Türkiye Maden İş Sendikası’na bağlı bir sendikaydı. Arkadaşlarımız bu sendikalardan kurtulmak istedi ve DİSK’e bağlı madencilik sendikasına üye olmaya başladı. Ama baktık ki burası da aynı şekilde.

Arkadaşlarımız 5 yıldan beri susturuldu, kimse hakkını aramadı. Ama bir güneş gibi maden işçisinin kendisinin üretip kendisinin yönettiği bir sendika ortaya çıktı. Sorunları, sıkıntıları bilen, bu işlerin altından nasıl kalkılacağını düşünen bir sendika geldi. Bu sendikada örgütlenmeye başlanıldı.

Bu tazminat mağduru olan arkadaşlarımız da sendikamıza gelerek, “Yeni kurulmuşsunuz, bizim de böyle bir sürecimiz var, bize nasıl yardımcı olursunuz” dedi. Biz de “her zaman yanınızdayız” dedik. Bu arkadaşlarımız bize mahkeme kararlarını, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ödemiş olduğu bordroları getirdiler. Biz de siyasi partilerin çıkarmış olduğu yasa kararlarıyla birlikte alıp, TKİ Genel Müdürlüğü’nün önüne gittik, eylem yaptık. “TKİ 5 yıldan beri bu tazminatların ödenmemesiyle alakalı birinci derecede sorumlu sensin” dedik ve dilekçemizi sunduk. Ancak dilekçenin karşılığı gelmedi.

Nihayetinde Ankara’ya yürüme kararı aldınız, değil mi?

Evet. Dilekçeye de karşılık gelmeyince yeniden toplandık ve “bunlardan Ankara sorumlu o zaman Ankara’ya gidelim” dedik. Ve 5 Ekim’de yaya olarak yola çıktık.

Ancak bu yürüyüşünüz de engelleniyor.

Yürüyüşümüz Soma Kaymakamlığı tarafından engellendi. Mahkemeye başvurduk, kazandık. Bunun anayasal bir hak olduğunu belirterek yürüyüşümüze başladık. Ama Kırkağaç’a geldiğimizde, ne hikmetse, Türkiye’deki tüm kaymakamlıkların ayrı olduğunu, parça parça olduğunu öğrendik. Kaymakamlık tarafından durdurulduk, jandarma yolumuzu kesti. Biz de yeniden mahkemeye başvurduk, 17 gündür de bekliyoruz.

Ankara’ya bir heyet gitti, görüşmeler yaptı. Oradan geri dönüş nasıl, umutvar bir durum var mı?

Buradan ikisi sendikamızın yöneticisi olmak üzere 5 kişilik bir heyet seçtik. Bunların üçü de tazminat mağduru olan arkadaşlarımızdı. Ankara’ya gidilip, tüm siyasi partilerin grup başkanvekilleriyle görüşüldü. Onlara mahkeme kararları sunuldu, tüm evraklar verildi. Onlar da Meclis’te sesimizi duyurdular. Dediler ki bu haklı bir mücadele, bu tazminatların en kısa sürede ödenmesi gerekiyor.

Sonra AKP’nin grup başkanvekili Özlem Zengin de bizi çağırdı, görüştü. O da “Cumhurbaşkanı ve Enerji Bakanı’yla görüşerek bu sürecin takip edilmesi için talimat verilmesini isteyeceğiz” dedi. Enerji Bakanı’nın yardımcısının yanına gittik, TKİ Genel Müdürü de oradaydı. Ona da yine “birinci dereceden sorumlu sizsiniz, burada kararlar var, bu ödemeyi yapacaksınız” dedik. “Yok biz ödemeyeceğiz, TMSF ödeyecek” dedi.

“TMSF ödeyecekse, Türkiye Maden İş Sendikası’yla hem 24 hem 36 taksit şeklinde bir protokol imzalatıyorsunuz. Siz hukuki olarak buna nasıl engel olamadınız? Nasıl bir devletsiniz?” diyerek tepkimizi gösterdik. Bize 15 Ekim’e randevu verdiler ve beyannameli dilekçe istediler. Avukatımızla birlikte dilekçeyi hazırlayıp gönderdik. Bu dilekçeyi inceledikten sonra bize, “toplantı 16 Ekim’de değil 22 Ekim’de yapılacak” dediler. 22 Ekim’i beklerken, bir ‘ara görüşme’ yapıldı. Bu ara görüşmede somut bir tablo çıktı. Salı günü de karara bağlanacak gibi görünüyor.

Olumsuz neticelenirse ne yapacaksınız?

Arkadaşlarımızla birlikte ‘ölmek var dönmek yok’ diyoruz. Soma’da 11 bine yakın maden işçisi var, kötü çalışma koşulları var. Bu arkadaşlarımız Türkiye’deki tüm maden işçilerine ses olacak. Arkadaşlarımız, “Bu işçilerin de bizimle aynı duruşma düşmemesi için mücadele edeceğiz” diyorlar. Bizim söylememiz şu: 13 Mayıs’ta tüm siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum örgütleri geldi. Ama sonrasında her şey değişti. Acılar büyüktü ama o insanlar bizi burada terk edip gitti.

Bugün destek var mı, dayanışma var mı sizinle?

Gördük ki biz haklı mücadelemizle ortaya çıktığımızda da bazı parti ve federasyonlardan ses yok. Sadece CHP’nin yerel yönetiminden bazı isimler geldi. Bazı vekiller geldi. Maden işçisinin suçu neydi de gelmediniz, emekten mi korkuyorsunuz?

Tüm bu süreç aileleri nasıl etkiliyor?

Umut veriyor. İnsanlar “iyi ki geldiniz, iyi ki varsınız” diyorlar. Alkışlarla bizi karşılayan insanlar var. Soma’ya, belki Türkiye’ye umut verdik. Tabi ki zafer de kazanılırsa daha iyi bir şeyin ortaya çıkacağını düşünüyoruz.

Bir çağrınız var mı?

Bizim sloganımız belli: “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.” Herkesin çalışıp emeğinin karşılığını aldığı özgür bir dünya, özgür bir gelecek için, çocuklarımıza iyi bir dünya bırakmak için “ya hep beraber ya hiçbirimiz” diyoruz.

Previous post
Lübnan'da eylemler sonuç verdi: Hükümet reform paketinde anlaştı
Next post
Emine Bulut Cinayeti Davası: Fedai Varan'a müebbet hapis cezası, avukatın tüm talepleri reddedildi