Ana SayfaKitapBir anti-filozof olarak Nietzsche – Alper Bakım

Bir anti-filozof olarak Nietzsche – Alper Bakım

HABER MERKEZİ – Fransız filozof Alain Badiou’nun seminerlerinden derlenen “Nietzsche – Anti-Felsefe Seminerleri” adlı kitabı Sel Yayıncılık’tan İsmet Birkan çevirisi ile çıktı. Badiou’nun Nietzsche felsefesini irdelediği bu kitabı üzerine Alper Bakım yazdı. Ona göre Badiou, “Nietzsche’nin felsefesini bir anti-felsefe olarak yorumlayarak bir tutku beslediği filozofu yepyeni ve bir o kadar orijinal açıdan değerlendirmemizi sağlıyor.”


Alper Bakım


Nietzsche’nin kendinden önce gelen filozoflara karşı yaklaşımının ne denli yıkıcı olduğu bilinir. Geleneksel felsefeye şüpheyle yaklaşır Nietzsche; felsefesiyle dogmatizmi, tek görüşlülüğü, gerçeği örseler, parçalar. Alain Badiou onu bir anti-filozof olarak nitelendirerek bu yaklaşımın da ötesine gider. Nietzsche’nin gerçeklik ve metafizik eleştirilerine Heidegger, Deleuze, Lacan gibi isimlerin yorumlarıyla kendi bakış açısını katarak yeni bir Nietzsche keşfetmemizi sağlar.

Nietzsche/Anti-felsefe Seminerleri, adından da anlaşılacağı üzere bir seminer dizisinin ilk ayağı. 1992-1993 yıllarında gerçekleştirilen, Wittgenstein ve Aziz Paulus’u kapsayan bu seminerin bir tepkicilik karşıtlığı içerisinde yer aldığının altını çizmekte fayda var. (Alain Boyer, André Comte-Sponville, Luc Ferry gibi yazarların bulunduğu) Seminerin giriş bölümünde, Neden Nietzscheci Değiliz kitabının Nietzsche’ye yapılan bir haksızlık olduğunu dile getiren Badiou, bu ‘anti’ konumunu kendi görüşlerini öne sürmek için bir fırsat olarak görüyor. Badiou’ya göre anti-felsefe, yıkıcılığın da ötesinde, felsefeyi bir edim olarak gören, kendinden önce geleni aşan fakat bunu olumlayıcı bir yaklaşımla gerçekleştiren bir kavram.

Fransız yöntemciliğinin izlerinin görüldüğü kitapta Badiou, Nietzsche üzerine sorular soruyor ve bu soruları cevaplarken, tartışma konusunun ağırlığına karşın, yöntem ve düzen meselesini göz ardı etmiyor. Sorunsalını nasıl ele alacağını ilk seanstan itibaren dinleyicilerine ilan ediyor: «Bu seminerde benimseyeceğim strateji şu üç tip sorgulamayı birbiriyle “örüklemek” olacaktır: Nietzschecil metnin statüsü üstüne topik; yüzyılın Nietzschecil olup olmadığını, öyleyse de ne anlamda olduğunu sorarak tarihsel; ve doğurucu sanat konusunda da jenerik sorgulama… »(s. 14)

Salt kitabın içeriğiyle ilgili kısa bir özet sunan bu üç konuya indirgenmeyen seminer, sürekli tekrarlanan, iç içe geçen ve yeni tartışma konuları yaratan sorularla zenginleşerek okurlara Nietzsche metinlerinin bir yandan Deleuze’ün de dediği gibi yadsıyıcı ve yergiye dönük bir boyut taşıdıklarını gösterirken bir yandan da –Nietzsche’nin (Camus’ye de ilham veren) Büyük Öğle dediği– olumlayıcı dinginlik rejimi arasında gidip geldiklerini ortaya koyuyor.

Nietzsche - Anti - Felsefe Seminerleri

Badiou, Nietzsche’nin yadsıyıcı ve yıkıcı ediminin bilincinde olmakla birlikte bunun felsefeye özgü bir edim olduğunu da vurguluyor. Seminerde birçok kez ortaya çıkan “insanlık tarihini ortasından kırıp ikiye bölme” imgesi de bu edimin gücünü yansıtıyor. Badiou, Heidegger’in Nietzsche okumasının çizgisinde ilerleyerek, Nietzsche’nin her ne kadar devrimlerden nefret eden bir filozof olsa da aynı zamanda felsefeyi devrim düzeyine (“devrim kelimesiyle tarihsel kopuşun program niteliğinde bir vizyonu ya da var olanın yıkılışıyla radikal bir yeniliğin varlığa gelişinin ortak programı kastedilirse”) yükselttiğini savunuyor.

Badiou’nun kitapta başvurduğu ve Nietzsche’yi anlamamıza yardımcı olacak diğer bir önemli kavram da “arşi-politika”. Bu kavramın “her türlü kurucu niyetten, hatta her türlü etik niyetten, siyasetin felsefe olarak gözaltında tutulması türünden bir niyetten kopuş olarak anlaşılması”(s. 65) gerektiğini belirtirken, arşi–politika’yı  gerçekleştirebilecek tek edimin sanat, dolayısıyla sanatçı olduğunu söylüyor. Badiou, Nietzcshe’nin ilk başlarda büyük sanatçı figürünü Wagner’de bulsa da sonrasında Alman bestecinin yüzyılın işaretçisi olan nihilizmi aşamadığını görüyor. Badiou’ya göre Nietzsche’nin gerçek sanatçısı, gerçeği trajedi olarak gören sanatçı.

Seminerin bütünü göz önüne alındığında Badiou’nun Nietzsche’nin felsefesinin bilindik yönlerine dikkatimizi çektiği söylenebilir fakat kitabın orijinalliği belki de bu felsefeyi temel alarak elde ettiği yeni düşüncelerden geliyor. Nietzsche’yi bir anti-filozof olarak nitelendirmesi Badiou’nun daha çok kendi felsefe görüşünün bir ürünü. Nietzsche’nin felsefesini bir anti-felsefe olarak yorumlayarak bir tutku beslediği filozofu yepyeni ve bir o kadar orijinal açıdan değerlendirmemizi sağlıyor.

Previous post
Kolombiya'da sağcı hükümete karşı halk sokakta
Next post
Emniyet'ten mahkeme kararına karşı açıklama: Bekçi kimlik sorabilir