Ana SayfaEkonomi“Dış borçlanma olanakları azaldı, içeride de kaynak yok”

“Dış borçlanma olanakları azaldı, içeride de kaynak yok”

HABER MERKEZİ – Ekonomist Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, Türkiye’nin kredi risk priminin yüksek olmasından kaynaklı dışarıdan borç alma olanaklarının azaldığını ve bu sebepten kaynaklı iç borçlanma yoluna başvurduğunu ancak içerideki kaynakların da tüketildiğini söyledi.

Türkiye ekonomisi, 2018’in son çeyreğinde yüzde 2,8 ile daralarak son 9 yılın en kötü performansını göstermişti.

Ekonomi 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 2,4 ve ikinci çeyrekte de yüzde 1,5 daraldı.

Bu durum genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de işsizlik oranının da tarihi zirvelere yükselmesine neden oluyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos dönemi verilerine göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bin oldu. İşsizlik oranı da 2.9 puanlık artış ile yüzde 14 seviyesinde gerçekleşti.

Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı ise Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 6.6 puanlık artış ile yüzde 27,4 oldu ve rekor seviyeye ulaştı.

Ekonomideki kötü gidişatın işsizlik, Türk Lirası’dan (TL) kaçış, cari açık ve döviz kurları göstergelerinde kendisini gösterdiğine dikkat çeken Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, Türkiye ekonomisine dair değerlendirmelerde bulundu.

Krizin temel göstergesi: İşsizlik

Mezopotamya Ajansı’ndan Selman Güzelyüz’e konuşan Şahinöz, resmi rakamlara göre 4 milyon 650 bin ancak iş bulmaktan umudunu kesmiş insanlar da hesaba katıldığında 8 milyona yaklaşan işsiz olduğunu hatırlattı.

“Bu rakam gençler için çok daha fazla can yakan bir boyutta. Türkiye’de genç işsizlik oranı yüzde 27. Son bir yıl içerisinde 7 rakam artmış. Genç kadınlarda bu oran yüzde 33, genç kadınların yüzde 33’ü işsiz.”

Ekonomist Şahinöz, söz konusu bu verilerin krizin temel göstergesi olduğunu belirtti.

TL’den kaçışın olduğunu da belirten Şahinöz, “İnsanlar satın alma güçlerini muhafaza etmek için dövize yöneliyor” dedi ve ekledi:

“2019 yılında Türkiye’deki yurttaşların altın ve dövize olan talepleri yüzde 50 oranında arttı. Biz buna dövize dönmeye yani ‘dolarizasyon’ diyoruz. Bu gösterge bile kendi başına ekonomisinin nasıl bir bunalımda olduğunu gösteriyor.”

‘Dışa bağımlılık artıyor’

Prof. Dr. Şahinöz, Türkiye ekonomisinin temel yapısal sorunları arasında olduğunu belirttiği dışa bağımlılık sorununun ise artarak devam ettiğini söyledi.

“Türkiye ekonomisi teknolojik olarak dışarıya bağımlıdır. Sanayi üretimi yapmak için dışarıdan yatırım malı, ara malı satın almak zorundadır. İthalatımızın yaklaşık yüzde 80’ini bu girdiler oluşturuyor.”

Cari açıkta yaşanan düşüşün ise iktidarın başarası olmadığını ifade eden Şahinöz, bunu şöyle açıkladı:

“Cari açığın azalma nedeni ithalatımızın azalmasıdır. İthalatın azalma nedeni sanayide üretimin durmuş olmasıdır. Ekonominin krizde olduğunun en önemli göstergelerinden birisi cari açıktır.
“Tarihsel olarak da baktığımız zaman 1994, 1997, 2001 ve 2009 krizlerinde Türkiye’de cari işlemler dengesi ya fazla verdi ya açık çok düşük düzeylere indi. Bu bizim gibi ekonomilerin çok belirgin bir göstergesidir.
“Hazine ve Maliye Bakan Beraat Albayrak çıkmış övünüyor ‘cari fazla verdik’ diye. Bu bir övünç meselesi değildir. Bunu Türkiye’de övünç olarak göstermek, ekonomi bilmemek ya da karşısındaki insanların ekonomi bilmediğini varsaymaktır.”

‘Kurdaki düşüş, daralmanın bir sonucu’

Ağustos 2018’de dolar kurundaki tarihi yükselişin ardından son dönemde kurun 5,60-5,80 TL arasında seyretmesini de değerlendiren Şahinöz, bu durumu şu sözlerle açıkladı:

“Kurdaki artışın azalma sebebi dövize gereksinim ve yatırımların azalmasıdır. Firmalar yatırım yapmak için bankalara borçlandı. Bankalar kredileri yabancı ülkelerden buluyor. Dolayısıyla yatırımlar azalınca dış finansman gereksinimi azaldı.
“Döviz kuru dövizin fiyatıdır. Dövizin fiyatını talep belirler. Talep azalınca döviz kurlarındaki artış da azalmıştır. ‘Dünyadaki bütün ülkelerin olumlu karşılamadığı Suriye’deki operasyona, Türkiye’nin kendi içerisinde yaşadığı siyasi, ekonomik krize rağmen, kurlarda neden artış olmuyor’ diye sorarsanız işte cevabı dövize olan ihtiyaç gereksiniminin azalmasıdır.
“Türkiye’nin dövize olan gereksinimi azalmış değil. Yarın Türkiye ekonomisi büyümeye başladığı zaman aynı şekilde döviz kurlarındaki artış da büyümeye başlayacaktır.
“Döviz kurlarının bu yıl artmamasını başarı olarak gösteremeyiz. Bu Türkiye ekonomisinin başarısı değildir. Ekonomideki daralmanın, durgunluğun bir sonucudur.”

‘Vatandaşlar önümüzdeki 3 yılı tüketmiş durumda’

Türkiye’de milyonlarca yurttaşın kredi borçlarını ödeyememesi nedeni ile yasal takibe alındığına dikkat çeken Şahinöz, Türkiye’de 7 milyon insanın icra dosyası olduğunu ve bankalarda takibe düşmüş kredi kartlarındaki oranların 2019 yılında yüzde 50 arttığını belirtti.

“Hala ‘Faizleri düşürün vatandaş daha fazla tüketsin’ deniliyor. E vatandaş dünyanın en borçlu tüketicisi haline gelmiş. Vatandaş ileriye dönük üç yılını tüketmiş zaten şimdiden. Yani demek istediğim şey, kredi genişlemesine bağlı olarak borçlanmanız çok zordur. Türkiye’nin iç kaynakları tükenmiş durumda zaten.”

‘İçeride kaynak yok’

Türkiye’nin kredi risk priminin yüksek olmasından kaynaklı dışarıdan borç alma olanaklarının azaldığına dikkat çeken Şahinöz, Türkiye’nin bu sebepten kaynaklı iç borçlanma yoluna başvurduğunu ancak içerideki kaynakların da tüketildiğini ifade etti.

Şahinöz devamla şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’de insanların yüzde 60’ı yeterli geliri olmadığı için tasarruf yapamıyor. Yine insanlarımızın yüzde 20’si de borçlarını sürekli olarak ödediği için tasarruf yapamıyor. Yani sadece insanların yüzde 10’luk kesimi tasarruf yapabiliyor.
“Eğer içeride kaynak bulup borçlanırlarsa bunun kötü sonuçları da olur ancak bulacaklarını sanmıyorum. Şimdi dışarıda borçlanma olanakları sınırlandığı için içeriye yöneliyorlar ama içeride de borçlanacak alan yok.
“Şu an durma noktasına olan ekonomi bir senedir daralıyor. Onu aşabilmek için birtakım kaynak yaratmak istiyorlar.”

‘Sosyal bunalımlar yaşanabilir’

Ekonomik kriz gündeminin üstünün örtüldüğünü belirten ekonomist Şahinöz, “Oysa Türkiye’de bugün açlık sınırının altında geliri olan çok büyük bir kitle var. Açlık sınırı 2 bin 400 TL ve asgari ücret ise 2 bin 20 TL. Dört kişilik bir ailenin yeterli gıda almasına parası yetmiyor” dedi ve ekledi:

“Bunlar birikince sosyal sorunlara neden olurlar. Evet, bugün Türkiye’de sosyal bunalımlar yaşanmıyor olabilir ve bu böyle süremez.”

İstihdamda düşüş sürüyor, genç işsizlik rekor seviyede

Previous post
‘Öteki’ hakkında – Cengizhan Kaptan
Next post
Gazeteciler ile hak savunucuları tutuklandı