Ana SayfaGüncelİltica değil eziyet bürosu: Bitmeyen sıra, rüşvet iddiası, soğuk, ırkçılık

İltica değil eziyet bürosu: Bitmeyen sıra, rüşvet iddiası, soğuk, ırkçılık

ATİNA – Kapısında yüzlerce mültecinin bir işlem yapabilmek için uzun kuyruklar oluşturduğu Atina’daki iltica bürosunda mültecilerin saatler süren bekleyişlerinde maruz kaldıkları uygulamaları gözlemledik. Koşullar iltica bürosunu mülteciler için bir ‘işkence bürosuna’ çevirmiş durumda.


Haber: Çağdaş Kaplan


Ülkelerini savaş, politik ve ekonomik nedenlerle terk etmek zorunda kalıp Yunanistan’a geçenlerin zorunlu duraklarından ilki Atina’daki iltica bürosu. Mültecilerin iltica talep edip ‘uluslararası koruma başvurusu kartı’ almak için başkentte gittikleri bu büro, uygulamaları ile mültecilere zorlu göç yolundan sonra ikinci bir eziyet.

Genç, yaşlı, çocuk yüzlerce insanın kış soğuğunda sabaha karşı girdikleri ve saatler alan sırayla başlayan, kapı önünde polis denetiminde sıra simsarları tarafından uğradıkları ekonomik istismarla süren, içeride ve dışarıda polisin fiziki müdahaleye de varan ırkçı tutumlarıyla sonlanan iltica bürosunun bir gününü izledik.

Atina’nın Katehaki semtinde bulunan iltica bürosunda mesai saat 08.00’de başlıyor. Fakat büro önündeki sıra, mesai saatinden yaklaşık dört saat önce oluşuyor.

Mesai saatine yakın ise sırada bebekli annelerin de bulunduğu yüzlerce kişilik bir kuyrukla karşılaşıyorsunuz. Kapıda tercümanlar yok. Sizi polis karşılıyor. İşlemlerle ya da sırayla ilgili anonsları de polis bağırarak Yunanca yapıyor. Bazen de birkaç cümleyle İngilizce.

Para karşılığı sıra

Dış kapı sırasında dikkat çekici olaylar ve diyaloglarla karşılaşabilirsiniz. Uzun kuyruklar kimileri için bir rant kapısı olmuş durumda. Bunlar sıraya yetişemeyenler ya da sırada uzun saatler beklememek isteyenler için para karşılığı yer tutan ‘sıra simsarları’.

İşlerini kapıda görevli polislerin önünde rahatlıkla yapıyorlar. Zaten sırayı polis düzenlediği için yaşanandan bilgisi olmaması da mümkün görünmüyor. Sırada bekleyen insanlardan bazıları polisin de bu kişilerden komisyon aldığını iddia ediyor. Fakat ‘sıra simsarları’ ve polis arasında açık bir para alışverişi yaşandığı görülmüyor. Ama bu kişilerden bazılarının polisle yakın ilişkisi ve diyaloğu var. Bazıları ‘müşterileri’ geldikten sonra polise seslenip demir bariyeri kaldırıyor ve ‘müşterilerini’ sıraya koyuyor.

Eğer şanslıysanız yaklaşık 1 ya da 1 buçuk saat içerisinde dış kapı sırasını aşıp iltica bürosunun bahçesine alınıyorsunuz. Burası ikinci sıranın başladığı yer. Üstünde tente olan bir noktada bekletiliyorsunuz.

Sizi soğuktan koruyacak bir şey yok ama neyse ki sayıları yetersiz olsa da plastik sandalyeler bulunuyor ve tente sayesinde yağıştan korunabilirsiniz. Ama tabi ki AB standartlarından söz etmek mümkün bile değil.

Anneler bebeklerini kış soğuğunda emziriyor

Bu bahçede anneler saatler süren beklemenin ardından eğer sandalye bulabilirlerse hava koşullarına rağmen bebeklerini emzirebiliyor. Birçok anne bebeğine sıcak su ve süt imkanı bulunmadığı için yanlarında getirdikleri ve kış soğuğunda buz gibi olan suyla hazırladıkları mamaları vermek zorunda kalıyor.

Bu bahçede bekleyişiniz yarım ya da 1 saat kadar sürüyor. Ardından geldiğiniz ülkeye göre gruplar halinde büro memurlarının işlem yaptığı konteynır gişelerin bulunduğu diğer bahçeye alınıyorsunuz ve üçüncü bir sıraya sokuluyorsunuz.

Polisten ırkçı yaklaşımlar

İkinci ve üçüncü sırada polislere ve özel güvenlik görevlilerine soru sormak ya da bir itirazınızı belirtmek isterseniz dikkatli olmalısınız. Çünkü sorduğunuz soruya cevap yerine ırkçı bir tepkiyle karşılaşabilirsiniz.

Yunanca bilmediği için hangi konteynırda işleme gideceğini teyit etmek ya da işlemi için daha ne kadar beklemesi gerektiğini dili döndüğünce İngilizce olarak polise sormaya çalışanların birçoğu, “Bekle lan işte. Ülkenden daha mı iyi? Orada daha mı az sıra var?” ya da “Beğenmediysen ülkene geri dönebilirsin” yanıtı alıyor.

Mülteciler, bu yaklaşıma itiraz etmeleri durumunda farklı küfür ve hakaretlere de maruz kalabiliyor. Hatta fiziki müdahaleyle kendinizi dışarıda da bulabilirsiniz. Ki polise sordukları sorunun ardından cevaba itiraz eden iki Arap kadın polis tarafından hakaretler eşliğinde iteklenerek dışarıya çıkartılıyor. 19 Aralık günü saat 11.23 – 11.26 arasında gerçekleşen bu olayı işlem yapan ilk konteynırın güvenlik kamerası da teyit edebilir.

Yaklaşık üç ya da dört saat süren sıraların ardından en nihayetinde bir konteynır büroya ulaşıyorsunuz. Ardından görevliye elinizdeki belgeleri gösterip yapmak istediğiniz işlemi tercüman aracılığıyla ya da İngilizce aktarmaya çalışıyorsunuz. Tabi işler burada da bitmiyor. Görevli size üzerine bir numara yazdığı kağıdı veriyor. Sonra yine bahçede bu kez farklı bir plastik tente ile üzeri korunan başka bir alanda işleminizin yapılmasını bekliyorsunuz.

Isınmak için çalışmayan soba!

Bu alanda sınırlı sayıda bank bulunuyor. Üstü ve yanı plastik tente ile korunsa da soğuktan korunacağınız bir yer değil. Bu tentenin içinde tüp gazla çalışan 10 adet ısıtıcı var. Fakat bir çoğunun içinde tüp yok olanlar da boş. Bu alanın en son ne zaman temizlendiği ise merak konusu. Bu alan kocaman bir çöp kovasını andırıyor. Bu alanın yanındaki tuvaletlerde hijyenden bahsetmek ise mümkün değil.

Soğuk ve insan haklarına aykırı koşullar altındaki 4-5 saat süren tüm bu bekleyişin ardından işleminizi yaparsanız şanlısınız. İşleminiz tamamlanmazsa size verilen başka bir tarihte yeniden bu işkenceye maruz kalacaksınız.

Bu haberde anlatılan ve fotoğraflanan gözlemler, mültecilerle ilgili kurumların hem Yunanistan hükümeti hem de AB tarafından nasıl denetime tabi tutulduğuyla ilgili kocaman bir soru işaretine neden oluyor.

Yunanistan’da son durum

Yunanistan, Ortadoğu ülkelerinden Avrupa’ya göç etmek isteyen mülteciler için AB sınırları içindeki ilk durak. Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü verilerine göre ülkede şu an yaklaşık 71 bin mülteci bulunuyor. Bu rakamın 16 binini Suriyeli mülteciler oluşturuyor. Türkiyeli mültecilerin sayısı da azımsanmayacak seviyede. Bu rakam da binlerle ifade ediliyor.

Ülkedeki kamplarda kapasitelerin çok üstünde mülteci yaşamak zorunda. Lesvos Adası’ndaki 3 bin kişi kapasiteli Moria mülteci kampında ise kapasitenin yaklaşık 4 katı kadar mülteci bulunuyor. Bu kamp sık sık yaşanan bebek, çocuk ölümleri ve insan hakları ihlalleriyle gündemde.

Temmuz ayında yapılan seçimlerde iktidara gelen merkez sağ parti Yeni Demokrasi hükümeti ise mülteciler için cezaevi koşullarına benzer kapalı kamplar yapacağını açıkladı.

Hükümet ayrıca 10 bin mülteciyi Türkiye’ye iade edeceğini de açıklamıştı. Avupa Birliği ile Türkiye arasında, 2016 yılında imzalanan Mülteci Geri Kabul Anlaşması gereğince, yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçen mülteciler Türkiye’ye iade edilebiliyor.


Haber ilk olarak www.news247.gr‘de yayınlanmıştır.

Mültecilere de kucak açan Exarcheia tehdit altında

Belediye başkanından mültecilere ırkçı saldırı: “Defolup gidin!”

Tersinden dayanışma: Yunanistan’da mülteciler ellerindeki tıbbi imkanları sağlık ocağına bağışladı

Previous post
İstanbul’da lodos: Bir binanın çatısı uçtu
Next post
Erdoğan: Gerekirse Libya'ya desteğimizin askeri yönünü artıracağız