Ana SayfaYazarlarElend AydınMacerasızlığımız

Macerasızlığımız


Elend Aydın


Milan Kundera The Book of Laughter and Forgetting’de (hızlı bir tercümeyle; Gülüşün ve Unutuşun Kitabı); “James Joyce’dan sonra biliyoruz ki en büyük maceramız, macerasızlığımızdır ya da serüvenimiz ve serüvensizliğimiz” der.

Elbette ki kastedilen Joyce’un Ulysses’i, (diğer adıyla Odysseus ya da Odyssey) ve esasta Odysseus’un sonsuz yolculuğu, gemisinin uğradığı netameli limanlar, fırtına ve handikaplardır.

Bir nevi şöyle diyor: Odysseus o kadar maceraperest ve serüvenciydi ki, zaman ve uzaydaki “tüm kotayı” doldurdu, bizler de macerasızlığımızla kalakaldık ve bu macerasızlık şimdi en büyük “maceramızdır”.

Peki, macerasızlık macera olabilir mi? Ya da macerasızlığımızın neresi macera? Ama macera salt gitmek, bilinmeze yelken açmak değilse, kalmak da macera olarak algılanabilir. Hem bazen gidişler hiç de yenilik ve macera değildir.

Mesela zamanın birinde bir uçakla; şişkin cüzdan suratlı kimileri okyanusu aştı. Ekranlardan, para yemiş gülücükler saçmaya başladıklarında, evet; coğrafik olarak çok uzaktaydılar. Ama esasta hiçbir yere gitmemiş, tüm hükümdarların önünde diz kırıp çöreklendikleri yerde kalmışlardı. Yani bedenleri oradaki koltuklardan farksız, ruhları “buradaki” “padişahım çok yaşa!” korosundan ayrı değildi. Yani aslında hiçbir yere gitmemişlerdi okyanusu aşarak. Veya okyanusu bu şekilde cüzdan cüzdan aştıkları için hiçbir yere gitmemişlerdi. Ya da “böyle gitmek” suretiyle okyanusu aştıkları için hiçbir yere gitmemişlerdi. Artık ne Odysseus’tular ne de macerasız! Yani hem macera hem de macerasızlık terk etmişti onları. Demek her gitmek “gitmek” değildir, her kalmak da “kalmak”.

Öte yandan Kundera; “Homeros, artık içimizdedir. Adalar, deniz, aklımızı çelen sirenler (Yunan mitolojisinde, akıl çelen, delirtip kendilerine çeken deniz kızları, günümüzde ambulans ve benzerinin “sirenleri” olmuşlardır) ve bizi çağıran İthaka içimizdedir” der.

En büyük maceramızın “macerasızlık” olması da bu anlamda mıdır? Zira artık İthaka (Odysseus’un memleketi) deniz, sirenler ve her şey içimizdeyse, macera da içimizdedir ve zaten gidecek bir yer de kalmamıştır içimizden başka. Çünkü en büyük macera artık içimizdedir.

Üstelik Homeros’ta İthaka, deniz, sirenler falan birbirinden uzakta ve parçalıdırlar, biri varsa, öteki yoktur. Ama içimizde tümü birden var oluyor, macera her parçasıyla içimizde birleşip buluşup bir macerasızlık oluyor. Şimdi bu macerasızlık, nasıl en büyük maceramız olmasın? Ve hünkar hazretlerinin uçağına, para dolu ayakkabı kutuları gibi dizilerek geçirilen okyanus ötesi yolculuklar nasıl “macera” olsun?

İyi maceralar sevgili sirenler, Odysseuslar, İthakalar, Mezopotamya ve Anatolyalar!

Ha, o uçaklara binmemek de en büyük maceralardandır, değil mi?

Previous post
Erdoğan-Putin görüşmesi: 'Askeri işbirliği sürdürülecek'
Next post
Birlikte olduğu kadını darp eden erkek hakkında 7 yıla kadar hapis istemi