Ana SayfaKitapRancière’den ‘Uzlaşı Çağına Notlar’

Rancière’den ‘Uzlaşı Çağına Notlar’

HABER MERKEZİ – Jacques Rancière’nin yazılarından derlenen “Uzlaşı Çağına Notlar” isimli kitabı Didem Tuna çevirisi ile Sel Yayıncılık’tan çıktı. Kitapta yer alan yazılarında “masumiyet” atfedilen uzlaşının neleri örtbas ettiğine dikkat çeken filozof, “uzlaşı” kavramının politikadan sinemaya, edebiyattan medyaya çeşitli alanlarda izini sürüyor.

Cezayir doğumlu Fransız filozof Jacques Rancière’in “Uzlaşı Çağına Notlar”ı Sel Yayıncılık’tan çıktı.

Didem Tuna’nın Türkçeleştirdiği kitapta Rancière’in 1996’dan 2005’e dek yani 10 yıla yakın bir süre zarfında yayınlanan yazılarından bir derleme var.

“Uzlaşı” kavramının politikadan sinemaya, edebiyattan medyaya çeşitli alanlarda izini süren filozof, bu kavramla ilişkilendirilen yaklaşımlara bir eleştiri getiriyor bu yazılarında.

Kitabın arka kapağından alıntıyla; “‘masumiyet’ atfedilen uzlaşının neleri örtbas ettiğine dikkat çeken Rancière, ırkçılık ve etnik arındırmanın yeni biçimlerinin ve ‘insani’ müdahalelerin uzlaşı çağının tam merkezinde yer aldığını ve bu kavramın ne barış ne de insanların kendi aralarında anlaşması olduğunu savunuyor.”

Uzlaşı Çağına Notlar

Rancière, “Kafa ve Karın” adlı yazısında ise “uzlaşı”nın tarifini, Platon zamanından günümüze uzanan dönüşümü örnek vererek kısaca şöyle izah ediyor:

Yakın zamana kadar, insanlara inanç lazım derdi elitler. Bugün inanca ihtiyaç duyanlarsa bizzat elitlerdir. Bizim realist yöneticiler, Platon’un ütopyasında kati olan şeylerden en azından birini –yani bireyde olduğu gibi devlette de, akıllı kafanın, açgözlü ve cahil karına hükmetmesi gerektiğini– akıllarında tutmamış olsalardı, acaba görevlerini yerine getirebilirler miydi?
Platon’un zamanında, filozofların kafaları gökyüzüne fazla dönüktü ve zaman zaman da kuyulara düşerlerdi. Bizi yönetenlerin kafalarıysa aylık endeksleri, günlük piyasa yorumlarını ve uzmanların kısa, orta ve uzun vade tahminlerini açıklayan ekranlara çakılı kalmıştır. Dolayısıyla bugün karınların, yarın ve yarının karınları için neyi feda etmeleri gerektiğini çok iyi bilirler.
Yönetenlerin, cahil güruhları iyinin ya da adaletin müphem taleplerine ikna etmeye ihtiyaçları kalmamıştır. Yapmaları gereken şey, ihtiyaç ve arzu dünyasının insanlarına, tamı tamına hesaplanmış nesnel mecburiyetin neyi dikte ettiğini göstermektir.
Sonuç olarak, uzlaşı sözcüğünün anlamı budur. Uzlaşı ilgili taraflar arasında mutabakatı sağlayan “tartışmanın” ve karşılıklı konuşmanın erdemlerini harekete geçirir gibi görünür. Daha yakından bakıldığındaysa, tam tersi bir anlam ifade eder: Uzlaşı, verilere ve sorunların çözümlerine bakıldığında tartışılacak hiçbir şey olmadığını herkesin tespit etmesi anlamına gelir hatta bunun tespit edilmesine gerek yoktur, besbelli olduğu; için hükümetlerce öngörülebilir.
Previous post
Zaman aşımı bu yıl bitiyor: YTL banknotlar 31 Aralık'a dek değiştirilebilecek
Next post
Rusya, tüm büyük spor organizasyonlarından dört yıl boyunca men edildi