Ana SayfaDünyaBir kadın cinayeti, geride kalan mülteci çocuklar ve bürokrasi duvarları

Bir kadın cinayeti, geride kalan mülteci çocuklar ve bürokrasi duvarları

ATİNA – Yunanistan’da geçen hafta evli olduğu erkek tarafından öldürülen Suriyeli Kürt mülteci Evin Ekrem Ali’nin ‘koruma’ altına üç çocuğu bir hastanede koridora atılmış bir sedye üzerinde hiçbir güvenlikleri olmadan tutuluyor. Evin’in 13 yaşındaki kızı ise daha önce dayısıyla birlikte gittiği İsviçre’de iltica işlemlerinin tamamlanmasını bekliyor. Kadınlar ve Evin’in ailesi şimdi bir yandan failin gereken cezayı alması için hukuk mücadelesi yürütüyor diğer yandan da çocukların aile birleşimi yoluyla İsviçre’ye, yakınlarının yanına geçebilmeleri için bürokrasi duvarlarını aşmaya çalışıyor.


Haber: Çağdaş Kaplan


Yunanistan’ın Lavrio kentinde 35 yaşındaki Suriyeli Kürt mülteci kadın Evin Ekrem Ali, 29 Ocak akşamı evli olduğu erkek Behzat Ali’nin bıçaklı saldırısında yaşamını yitirdi.

Lavrio Polis Merkezi binasının mültecilerin barınmak için kullandığı üst katında gerçekleşen cinayetin ardından fail Behzat Ali olay yerinden kaçtı ancak kentteki Kürt mülteciler ve polis tarafından üç saat boyunca yapılan aramalar sonucunda yakalandı.

Fail erkek savcılık ifadesinin ardından sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı.

Evin’in cenazesi ise önceki gün defnedilmek üzere doğduğu yer olan Kuzeydoğu Suriye kentlerinden Kamışlo’ya gönderildi.

Evin Ekrem Ali ve geride kalan 4 çocuğunun yaşadıkları, hem savaş ve zorla yerinden etme hem Avrupa ülkeleri hükümetlerinin mülteci politikaları hem de erkek şiddetinin ortak fail olduğu bir hikâye.

İade kıskacında ülkeden ülkeye göç

Evin, 2017 yılında IŞİD’in saldırı tehditleri ve Türkiye’nin askeri operasyonlarının hedefindeki Kamışlo kentini terk etmek zorunda kalarak ailesi ile Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçti.

Evin’in hedefinde, kendisinden daha önce akrabalarının geçtiği İsviçre’ye çocuklarıyla birlikte ulaşmak vardı.

Evin Ali

Ali ailesi, Yunanistan hükümetinin mültecilere dönük yetersiz sosyal politikaları ve Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki mülteci geri kabul anlaşmasına takılıp Türkiye’ye geri gönderilme riskine karşı Yunanistan’da iltica talebinde bulunmadı.

Bu sebeple hiçbir sosyal yardımdan yaralanamayan aile, çareyi birçok mülteci ailenin ‘de facto’ olarak barınmak için kullandığı Lavrio Polis Merkezi binasının üst katına yerleşmekte buldu.

Ali ailesi Yunanistan’da bulundukları sürede İsviçre’ye geçebilmenin yollarını aradı. Suriyeli Kürt aile, bu mücadelelerinin sonucunda 2019 yılının başında İsviçre’ye olmasa da İsveç’e yasadışı yollardan girmeyi başardı. Ancak aile Türkiye’den sonra ilk girdikleri AB üyesi ülke olan Yunanistan’da parmak izlerinin çıkması nedeniyle geri iade edildi.

Evin’in 13 yaşındaki kızı ise bir kez daha Yunanistan’dan çıkmanın yollarını aradı ve 4 ay önce dayısı ile İsviçre’ye geçip iltica talep etmeyi başardı. 13 yaşındaki çocuk şu an dayısı ile birlikte iltica prosedürlerinin tamamlanmasını bekliyor.

Cinayetle sonuçlanan erkek şiddeti

Behzat Ali

29 Ocak günü işlenen cinayetin ardından Ali ailesi ile aynı bölgede yaşayan mültecilerden alınan bilgilere göre Evin, Yunanistan’da bulunduğu iki yıl boyunca bir yandan çocuklarıyla birlikte hiçbir sosyal yardımdan yararlanamadan yaşam mücadelesi verirken diğer yandan da eşi Behzat Ali’nin ‘kıskançlık’ bahanesiyle birçok defa şiddetine maruz kaldı.

Fakat Evin, ülkede yasal kaydı olmadığı için durumu polise bildiremedi, polis de üst katında yaşanan bu şiddeti ‘duymazdan’ geldi. Ve bu erkek şiddeti iki yılın sonunda cinayetle sonuçlandı.

Çocukların durumu

Evin’in yaşamını yitirmesinin ardından arkasında 5, 7, 11 ve 13 yaşlarındaki dört çocuğu kaldı.

Cinayetin ardından Yunanistan yasaları gereği savcılık çocukların velayetini aldı ve koruma altına alınan Evin’in Yunanistan’da bulunan üç çocuğu şu an Pedon Hastanesi’nde tutuluyor.

Bir yandan annelerini kaybetmenin travmasını yaşayan üç çocuk diğer yandan da Yunanistan’da yaşayan birinci dereceden yakınları olmadığı için yetim yurduna verilme riskiyle karşı karşıya.

Evin Ali’nin İsviçre’ye geçmeyi başarabilen 13 yaşındaki kızı ise yasal işlemleri tamamlanmadığı için kardeşleriyle henüz yasal olarak görüşme hakkına sahip değil.

Çocuklarla yüz yüze görüşmek için İsviçre’de iltica talebinde bulunan dayıları Hıznî Ekrem Ali de girişimde bulunabilir fakat o da resmi olarak hala oturum alamadığı için henüz resmi başvuru yapamıyor.

AB üyesi 28 ülke arasında imzalanan ve iltica süreci başvuru şartlarını düzenleyen Dublin Sözleşmesi’ne göre refakatsiz çocukların, bir aile üyelerinin (ebeveyn, erkek kardeş / kız kardeş, amca / teyze, büyükbaba / büyükanne) AB üyesi bir ülkede yasal olarak ikamet etmeleri durumunda aile birleşimi başvurusunda bulunma hakları var.

Durum böyleyse bu çocukların başvuruları aile üyelerinin bulundukları ülke tarafından değerlendiriliyor. Fakat çocukların aile üyeleri, Dublin 3 olarak tanımlanan bu ülkelerden birinde henüz yasal olarak oturum hakkı almadılarsa çocukların yapacakları başvuruyu bulundukları ülke değerlendiriyor.

Bürokrasi duvarları

Yani bu durumda Evin’in çocukları aile birleşimi için başvuruda bulunsalar da İsviçre’de bulunan abla ve dayının iltica prosedürleri yasal olarak tamamlanmadığı için sonuç alma ihtimali bulunmuyor.

Abla ve dayının İsviçre’den çocuklar için başvuru yapmaları için ise oturum hakkı almaları gerekiyor.

Hukukçulara göre çocuklar avukatlar aracılığıyla bu durumda başvuru yapsalar da başvurularını Yunanistan değerlendirecek ve henüz İsviçre’deki abla ve dayının resmi işlemleri tamamlanmadığı için savcılığın çocukların yetim yurduna verilmesi yönünde karar vermesi muhtemel.

Çocukların aile birleşimindeki bu bürokrasinin aşılabilmesinin şimdilik tek çözümü İsviçre’deki abla ve dayının iltica prosedürlerinin hızlıca işleme konularak oturum hakkını elde etmesi.

Bunun için Hıznî Ekrem Ali, İsviçre’de yetkililerle görüştü. Ablası Evin’in ölüm belgelerini de resmi yetkililere teslim etti ve işlemlerinin hızlandırılmasını istedi.

Bunun üzerine Hıznî Ekrem Ali ve yeğeni mülteci kampından çıkartılarak Zug kampında bir eve yerleştirildi. Oturum işlemleri ise hala devam ediyor.

‘Hastalar arasında sedyede kalıyorlar’

Çocuklar şu an ‘koruma’ altındalar fakat tutuldukları Pedon Hastanesi’nin koşulları onları ‘korumaya’ pek müsait değil. Çocuklar hastanede bir koridora atılan sedye üzerinde hastaların arasında yatırılıyor.

Çocukların kaldığı alandan elde ettiğimiz fotoğraf da çocukların içinde bulundukları durumun kanıtı niteliğinde.

‘Ablalarını istiyorlar’

Çocuklar annelerini en son yaralıyken gördü. ‘Koruma’ altına alındıklarında da ilk etapta onlara annelerinin yaşamını yitirdiği söylenmedi. Fakat ilerleyen günlerde yetkililer bu bilgiyi çocuklarla paylaştı.

Onlarla şu ana kadar yüz yüze yalnızca İsviçre’den Atina’ya gelen Evin’in kuzeni Ziyad Ali görüşebildi.

Ali, çocuklardan en büyüğü olan 11 yaşındaki yeğeninin diğer kardeşlerine sahip çıkmaya çalıştığını söylüyor.

Ziyad Ali

Ziyad Ali, “Yetkililer çocuklara annelerinin hayatını kaybettiğini söylemiş, fakat 11 yaşındaki yeğenim, kardeşleri üzülmesin diye onlara ‘Bizi yanlış bilgi verdiler. Annemiz hala hastanede’ demiş” diye anlatıyor.

Çocukların görüşmede ablaları ile birlikte olmak istediklerini ve “Bizi buradan ne zaman alacaksınız?” diye sorduklarını da belirten Ali, yaşadıkları büyük acının ancak çocukların, dayıları ve ablası ile buluşmasıyla bir nebze olsa hafifleyebileceğini söylüyor.

Ali, Yunanistan kamuoyuna da davanın ve çocukların durumunun takipçisi olmaları için duyarlılık çağrısı yapıyor.

Kadınlar ayakta

Cinayetin ardından Evin Ali’nin akrabaları ve Yunanistan’da yaşayan Kürt mülteci kadınlar, hem fail erkeğin en ağır cezayı alması hem de çocukların aile birleşimiyle İsviçre’ye gönderilmesinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılabilmesi için ayakta.

Kürt mülteci kadınlar Atina’da geçen Pazar kitlesel bir protesto düzenleyerek yaşanan kadın cinayetini kınadı.

Evin’in fotoğraflarının taşındığı ve erkek şiddetinin sloganlarla lanetlendiği yürüyüşün ardından kadınların aralarında belirlediği üç temsilci Yunanistan Parlamentosu’na girerek Meclis Başkanı Prokopis Pavlopoulos’a iletilmek üzere taleplerini içeren dosyayı teslim etti.

‘Gündemden düşmemeli’

Evin Ali’nin akrabalarına Yunanistan’da hukuki destek sağlayan Atina Kürdistan Kültür Merkezi yetkililerinden Berçem Mordeniz, kadınların yaşanan karşısında çok öfkeli olduğunu belirtiyor:

“Evin, çocuklarıyla birlikte erkek zihniyetinin yarattığı savaş sonucu ülkesini terk etti yine burada da bu zihniyet tarafından katledildi. Onu burada katleden bu zihniyet onun ülkesinde binlerce kadını köle yapan IŞİD’in barbar erkek zihniyetidir. Katilin, Evin’i çocuklarının önünde 16 kez bıçaklanması ve üstelik katilin ailesinin bu caniyle gurur duyması IŞİD zihniyetidir.
“Bugün savaş olan tüm ülkelerde her gün onlarca kadın katlediliyor. ‘Önce kadınları vurun’ diye boşuna demediler. Çünkü kadınlardan gerçekten korkuyorlar ve kadın cinayetleri de bu yüzden politiktir. Tarihe bakarsak Mısır’da ilk kadın firavun Hassepsut döneminde 20 yıl boyunca bir tek savaş çıkmamıştır. Fakat bu kadının ismi egemen tarih anlayışı tarafından tarihe yazılmamıştır.
“İşte kadınların gücünden bu kadar korktukları için yok sayıyorlar, savaşlar yaratıyorlar ve kadınları böyle vahşice katlediyorlar. Evin’i erkek zihniyeti yüzünden gönlünce yaşayamadığı topraklara ölü olarak gönderiyoruz bugün. Bunun öfkesi çok büyük.”

Mordeniz, konuyu Yunanistan’da kamuoyunun gündeminden düşürmeyeceklerini ve fail Behzat Ali’nin en ağır cezayı alana dek mücadele edeceklerini vurguluyor.

Dava için birçok kadın hakları savunucusu ve kadın örgütüyle ortaklaşa hukuk mücadelesi yürüteceklerini belirten Mordeniz, kamuoyuna da duyarlılık çağrısında bulunuyor.

‘Engeller kaldırılmalı’

Berçem Mordeniz

Kendisi aynı zamanda pedagog olan Mordeniz, Evin’in çocuklarının durumuna da değiniyor.

Mordeniz, Yunanistan’da yetimhanelerin durumunu yakından bildiğini belirterek koşulların çocukların sağlığı için uygun olmadığını vurguluyor.

Berçem Mordeniz, çocukların şu an ‘koruma’ altında olmalarına rağmen hastane koridorunda bir sedye üzerinde yaşadıklarına dikkat çekiyor.

“Çocuklar en kısa zamanda ablalarına ulaşamazsa terk edilmişlik duygusuna kapılacaklar ve bu ikinci bir travma yaratacak. Çocukların yeri ne yetim yurdu ne savcılık ne de hastane. Unutmayalım ki bu çocuklar daha önce de savaşa tanık oldular ve bunu unutmayacaklar.
“Çocuklara ilişkin taleplerimiz bir an önce yerine getirilmelidir. Bu talepler yerine gelmez yeni bir hukuk mücadelesi başlatacağız.”
Previous post
Nusaybin Davası: İki tutukluya daha hem ağırlaştırılmış müebbet hem hapis cezaları
Next post
Son dokuz ayın zirvesi: Dolar 6 lirayı geçti