Ana SayfaManşet“İktidarın sokaktaki gözü, hafiyesi ve kelepçesi”: Bekçiler

“İktidarın sokaktaki gözü, hafiyesi ve kelepçesi”: Bekçiler

HABER MERKEZİ – HDP ve CHP, bekçilerin görev ve sorumluluklarını düzenleyerek onlara daha fazla yetki verecek kanun teklifine yönelik muhalefet şerhi hazırladı. HDP şerhinde bekçiler “parti kuvveti” olarak tanımlanırken, onların “iktidarın sokaktaki gözü, hafiyesi ve kelepçesi” olacağı belirtiliyor. CHP’ninkinde ise “Tamamen yürütmenin tercihleri tarafından istihdam edilecek silahlı bekçilerin kendilerini kanuna değil, özellikle işsizliğin böylesine yüksek oranlarda seyrettiği bir dönemde, işverenleri olarak görecekleri siyasi iradeye tabi hissetme riskleri büyüktür” deniliyor.


Haber: Bekir Avcı


Bekçilere durdurma, kimlik sorma, sorgulama ve silah kullanma gibi yetkiler getirecek yasa için kanun teklifi TBMM İçişleri Komisyonu’nda kabul edildi.

Teklif henüz yasalaşmadan bazı şehirlerden hak ihlalleri haberleri gelmeye devam ediyor.

2018’de bir bekçi Mardin’in Derik ilçesinde, devletin kullanım yetkisi verdiği belindeki silah ile bir kadını kaçırmıştı, İzmir Karşıyaka’da 20 yaşındaki bir gencin üç bekçi tarafından darp edilip ters kelepçe takılarak gözaltına alınması 2019’da yaşanan örneklerden sadece biriydi.

2020’nin hemen başında da durum farksız. Benzer ihlaller yaşanıyor.

Konu gündemdeki yerini korurken HDP ve  CHP, çarşı ve mahalle bekçilerinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen kanun teklifine yönelik muhalefet şerhi hazırladı. Bu iki şerhi mercek altına aldık.

Her 185 kişiye bir polis düşerken bekçi niye?

HDP’nin resmi internet sitesinde “Daha fazla ‘güvenlik’, daha fazla tahakküm ve güvencesizlik getirir” başlığıyla paylaşılan şerh metninde bekçilerin “silahlı bir kolluk” diye tanımlandığı ve “yardımcı kuvvet” olarak kabul edildiğine dikkat çekiliyor.

Kanunun genel gerekçesindeki “halkın problemlerini sahada çözecek yapıların etkinleştirilmesi” ibaresine vurgu yapılan muhalefet şerhinde, “halkın problemleri” tanımının muğlâklığına işaret edilerek, “bu bahaneye sığınılarak yürütme erkinin gündeminin halkın arasında işletileceği” belirtiliyor.

Türkiye’de her 185 kişiye bir polisin düştüğünün hatırlatıldığı metinde, “Bekçilerin buna eklenmesi AKP’nin ‘toplumla savaş’ paradigmasının tahkim edilmesinden başka bir şey değildir” deniliyor ve şöyle devam ediliyor:

“Hiçbir liyakat gözetmeksizin iktidar partisi teşkilatları ve bazı derin iktidar odakları tarafından hazırlanan listelerle işe alınan bekçiler, tek adam rejiminin güvenliğini sağlayabilir. Ama bu tarz bir girişimle iktidarın toplumsal muhalefetten duyduğu güçlü korkudan dolayı bizatihi toplum için büyük bir güvenlik sorunu yaratılmış olur.”

“Parti kuvveti” nitelemesi

Bekçilik müessesesini toplum yararına bir güvenlik mekanizması şeklinde değerlendirmenin mümkün olmadığını vurgulayan HDP, muhalefet şerhinde bekçileri “parti kuvveti” olarak tanımlıyor:

“Nitekim kanun teklifinin içeriğinde yer alan bekçilerin seçilmesi, idare edilmesi, yönetmelik çıkarma yetkisi ve talimat zincirleri ile yardımcı kuvvet olarak tanımlanmasına rağmen asil kuvvet yetkilerine sahip olması bu grubun bir bütün olarak partili cumhurbaşkanlığı sisteminde AKP’ye bağlı olacağını açık ve net şekilde göstermektedir.
“Bu kanun teklifi ile oluşturulmak istenen ‘parti kuvvet’leri hem demokratik hak taleplerine karşı hem özellikle muhalif muhitlerde baskı aracı olarak hem de genel olarak toplumun denetlenmesi için kullanılmak istenecektir.”

Esenyurt örneği

2019 yılının Haziran ayında İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bekçilerin ilçeyi abluka altına aldığının hatırlatıldığı şerhte, bu abluka esnasındaki işkence gibi hak ihlallerine dikkat çekiliyor.

Esenyurt’un çoğunlukla yoksullar ve Kürtlerden oluştuğu anımsatılırken, “Bekçilerin abluka uygulaması yapması esasında otoriter ve tekçi AKP iktidarının siyasi programının bir yansıması olarak görülmelidir” deniliyor.

esenyurt bekçi ile ilgili görsel sonucu"

“Yükselen hak taleplerini baskılama mekanizması”

Bekçilerin görevlendirildikleri yerlerin açıklanmasının zaruri olduğu vurgulanırken, “Bekçi görevlendirmelerinin iktidarın siyasi ve kültürel ideolojik yönelimleri ile doğrudan bağı, bu bağın muhaliflerin yaşadığı yerlerle ilişkisi soruşturulmak zorundadır” diye belirtiliyor.

Türkiye’de ciddi toplumsal gerilimlerin baş gösterdiğine dikkat çekilen HDP şerhinde, hak taleplerinin patlama noktasına geldiği ifade edilirken, şöyle devam ediliyor:

“Bu sosyolojik ve politik gerçeklere karşı iktidar demokrasi ve adalet politikalarını devreye koymak yerine, devletin şiddet ve ideolojik aygıtlarına daha fazla sarılmakta, dolayısıyla toplumun güvenliğini, adil yaşamı ve refahını değil, kendi bekasını öncelemektedir.
“Bekçilik sisteminin kurumsallaşması ve yoğunlaşması ile birlikte toplum üzerindeki baskı arttırılmak, iktidarın bekasını korumasının araçları oluşturulmak, Türkiye’de hukuk devleti daha fazla aşındırılmak, toplumsal taleplerin şiddetle bastırılması için zeminler yaratılmak istenmektedir.
“Dolayısıyla her bir maddesi bu çerçeveye hizmet eden kanun teklifinden ivedilikle vazgeçilmesi ve baskı yerine özgürlük, otoriterliğe karşı demokrasi, haksızlığa karşı adalet, ayrışmaya karşı birlikte yaşam, ayrımcılığa karşı eşitlik, hukuksuzluğa karşı hukuk şiar edinilmelidir.”

Hangi “makul sebep”?

Şerhte, bekçilerin kişileri durdurma ve kimlik sorma yetkisini kullanmak için aranan “makul sebep” de ayrı bir başlık altında ele alınıyor.

Kolluk yetkileri konusunda mevzuatta genel ifadelerin bulunmasının, uygulayıcıların takdir yetkilerini olması gerekenden fazla genişlettiği ve keyfiliğe yol açtığı belirtiliyor.

Bu “makul sebep” ile yoksullar, kadınlar, Kürtler başta olmak üzere tüm ötekilerin hedef olduğu vurgulanırken, bunun da ayrımcılığın ve kötü muamelenin gerekçesi yapılan bir anahtar niyetine kullanıldığı ifade ediliyor.

HDP şerhinde, İzmir’de iki bekçinin çok kısa bir zaman zarfı içinde iki kişiye defalarca kimlik kontrolü yapmak istemesi üzerine çıkan tartışma ve bunun yargıya taşınması da ayrı bir başlıkla ele alınıyor.

Yargılamada mahkemenin bekçileri haksız bulduğu, polislere verilen kimlik sorma yetkisinin bekçilere verilmediği hatırlatılıyor.

Benzer bir örneğin Mardin’de de gerçekleştiği ancak mahkeme kararların açıkça ortaya koysa da “AKP iktidarının kendi güvenlik mimarisinde konumlandırdığı bekçilerin önce kimlik sorma yetkisinin arkasında durduğu ve uygulattığı, yargı aleyhte karar verince de yasal düzenleme çıkarmanın peşine düştüğü” belirtiliyor.

Bunun “otoriter anlayışın alamet-i farikalarından biri olan yasal düzenlemenin uygulamadan sonra gelmesinin bariz bir örneğini sunduğunu” kaydeden HDP, muhalefet şerhinde bekçiler vesilesiyle yaşanan hak ihlallerini sıralıyor ve şöyle devam ediyor:

“Henüz iki yıldır yoğunlaşan bekçilik uygulamasının şimdiden bunca hak ihlaline sebep olması ve bu sorunla ilgili iktidar tarafından herhangi bir çözüm perspektifinin geliştirilmemesi, söz konusu uygulamaların siyasal programın bir parçası olduğunu ve iktidarın 2015’ten sonra ivme kazanarak devam eden otoriterleşmesinin bir yansıması olduğunu göstermektedir.”

CHP’nin şerhi: Kanuna değil siyasi iradeye tabi olacaklar

HDP’nin yanı sıra CHP de bekçilerin yetkilerini genişleten düzenlemeye şerh düştü.

Bu şerhte de söz konusu kanun teklifiyle keyfi bir kolluk yapısı oluşturulduğu, bekçilerin görev ve haklarının uygun şekilde düzenlenmediği belirtiliyor.

Teklif metninin temel hak ve özgürlükleri tehdit ettiği, bir hukuk devletinin temel taşlarından olan hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırılıklar içerdiği kaydediliyor.

Bekçilerin geniş görev ve yetkilerle donatılmasının tamamıyla yürütmenin keyfiliğine terk edildiğinin belirtildiği şerhte, bu haliyle bekçilerin “Anayasa’ya ve hukuka değil, yürütmeyi teşkil eden kişilerin arzularına göre şekillenip faaliyet göstermesi“ riski taşıdığı ve bu durumun da “bağımlı bir kamu personeli sınıfının doğmasına yol açabileceği” ifade ediliyor.

Teklifin, objektif bir hukuki rejim tarafından düzenlenmediğine işaret edilen şerhte, “Böyle bir silahlı kolluğun uygulamalarını hukuk içinde tutmanın mümkün olmadığı açıktır” deniliyor.

“Tamamen yürütmenin tercihleri tarafından istihdam edilecek silahlı bekçilerin kendilerini kanuna değil, özellikle işsizliğin böylesine yüksek oranlarda seyrettiği bir dönemde, işverenleri olarak görecekleri siyasi iradeye tabi hissetme riskleri büyüktür” diye belirtiliyor.

bekçi ile ilgili görsel sonucu"

Bekçilik kurumuna karşı olunmadığının belirtildiği şerhte CHP’nin “bekçilik teşkilatının kanun düzeyinde güvenceli şekilde düzenlenmeyip, yürütmenin keyfiliğine tabi silahlı bir kolluk haline getirilmesine karşı olduğu” ifade ediliyor.

HDP şerhinde olduğu gibi CHP’ninkinde de teklifteki birçok düzenlemenin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırı ve keyfî durumlar yaratmaya elverişli olduğu vurgulanıyor.

Kanun teklifinin, “muhtelif maddelerinde kullandığı belirsiz ifadeler ve bekçilere tanıdığı kapsamı belirsiz devletin ahlak polisliği yapması, gece saatlerinde dışarıda olan bireylerin hayat tarzına müdahale etmesi ve daha genel olarak, kendisini hukukla bağlı addetmeyen ve yürütmeye bağımlı silahlı bir yapının doğması risklerini içerdiği” belirtiliyor.

Bekçilerin özlük haklarının genel çerçevesi itibariyle kanun düzeyinde öngörülmeyip, bütünüyle İçişleri Bakanlığı yönetmeliğine terk edilmesinin de üzerinde duruluyor.

CHP, bu durumun “bekçilerin yürütme erkini kullanan kişilere bağımlı hale gelmesine yol açacağını” vurguluyor.

Şerhte, “Kanun teklifi, bekçilerin görev tanımını, gerçekte mıntıkaya göre değil ama mesainin gerçekleşeceği zaman dilimine göre yapmaktadır. Bu itibarla; söz konusu bekçilerin ‘gece bekçisi’ olarak isimlendirilmesi ve kanunlaşacak olması halinde teklifin ‘Gece Bekçileri Kanunu’ başlığını taşıması daha yerinde olacaktır” deniliyor.


Bekçilerin yetkilerini genişleten teklif komisyonda kabul edildi

“Bekçiler bellerine silah takıp mahallelerde terör estirecekler”

İstanbul’da bekçiler bir kişiyi darp edip demirlere kelepçeledi

Malatya’da bir bekçi, yurttaşa ateş ederken diğer bekçiyi vurdu


PAYLAŞ:
    WhatsApp'da Paylaş!   Telegram'da Paylaş!     Yazdır   E-Posta Gönder

Önceki Haber
İdlib çıkmazı: Neler oluyor, Ankara ve Moskova ne diyor?
Sonraki Haber
Sağlık Bakanı: 5 Şubat’tan itibaren ay sonuna kadar Çin’den uçuşlar durdurulacak