Ana SayfaManşetKongreden notlar: HDP’de odak müzakereci siyaset

Kongreden notlar: HDP’de odak müzakereci siyaset


Hasan Özhan Ünal


HDP, Ortadoğu’daki gerilim ve sıkışmışlığın, Türkiye’de ise siyasi tıkanmışlığın gölgesinde gerçekleştirdiği 4’üncü Büyük Kongresi’nde yeni bir dönemin sinyalini verdi.

Bir dizi çağrının yapıldığı, şiarı “Geleceğe Yürüyoruz” olan kongreden notlara geçmeden önce vurgulamak gerekir ki kongreye katılım beklenenin de üzerindeydi. Bu kararlı katılımda tabanının partiye olağan desteği ve umudunun altını özellikle çizmek gerek.

Son dönemde yeniden yükselişe geçen baskılara rağmen başta Kürt illeri olmak üzere Ege’den Karadeniz’e değin çok sayıda kentten gelen partililer Ankara Spor Salonu’nun içini ve dışını hınca hınç doldurdu, kongrenin sonuna kadar da coşkusu hiç yitmedi.

Bu ‘kararlı’ ve ‘umutlu’ katılımın yanı sıra Türkiye’nin içi ve dışından gelen konuklar, gönderilen mesajlar da dikkatlerden kaçacak türde değildi. Kongre için “enternasyonalist dayanışmanın en yüksek olduğu kongre” demenin sakıncası yoktur herhalde. Galiçya’dan Filistin’e, Ürdün’den Katalonya’ya kadar birçok ülkeden siyasilerin katılımı salondaki HDP’lileri de ayağa kaldıran cinstendi.

Verilen mesajların öncesinde ülke içinden partilerin katılımına da değinmeden geçmemek lazım. Özellikle “HDP’ye mesafesi olduğu” bilinen Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi’nin en üst düzeyde (Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün) katılımı ve AKP’den ayrıldıktan sonra yeni parti kurma çalışmalarını yürüten eski bakan Ali Babacan’ın gönderdiği mesaj dikkat çekiciydi.

2018’deki kongrede olduğu gibi halen cezaevlerinde tutulan başta Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP’li siyasetçilerin mesajları atmosferi yükseltirken, onlara gönderilen selamlar da bir anlamda iktidarın baskısına karşın “hâlâ ayaktayız” seslenişiydi.

Uluslararası alandan katılan siyasi parti temsilcilerinin AKP iktidarına “siyasi tutsakları serbest bırakın” ve “İmralı kapılarını açın, müzakerelere başlayın” çağrıları ile özellikle Filistin direniş hareketinin figürlerinden Leyla Halid’in yaptığı konuşma HDP’nin yeni dönem siyasetinin de sinyalini verdi.

Konuşmasında en heyecanlı anı yaşadığını vurgulayan Halid’in “Halklarımız partinizi kucaklamış, halklarımız partisini yükselterek götürüyor. Taban ve yönetim olarak bir arada olmanız büyük bir mesele” sözleri aslında HDP kongresinin mesajını ve partililerin mücadeleden vazgeçmediğini en iyi özetleyen cümlelerdi.

Kongrenin mesajlarına, daha doğrusu çeşitli çağrılarına geçerken eşbaşkanlık görevini devreden Sezai Temelli’nin “Gözlerim kapanana kadar bu onurlu halkın hizmetinde olmaya devam edeceğim” cümlesini es geçmemek gerek. Salonu dolduran onbinlerin büyük alkışını alan bu söz, tabandan en üst kademeye kadar HDP’nin adeta vermek istediği bir diğer mesajdı.

Partinin “yeni dönemine geçiş” olarak adlandırabileceğimiz kongrede yaptığı çağrıları sıralayarak devam etmek isterim. Kürsüye çıkan HDP’nin yeni dönem Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın çağrıları şöyleydi:

  • Haksızlıkları giderecek bir yol planı üzerinde hep birlikte çalışalım. Bu çağrımız bütün demokrasi güçlerinedir. Siyasi partiler, emek meslek örgütlerine, derneklere olsun, iyi ve vicdanlı herkese olsun. Herkese yapıyoruz bu çağrıyı, gelin bu yolu birlikte örelim. Önce yaraları tamir etmekle başlayalım, sonra talana son verelim. Sonra yalanı bitirelim.
  • Şimdi kanı durdurmak ve büyük barışı kurmak zamanı. Biz HDP olarak şimdiye kadar yaptığımız tekrar yapacağımız ilan ediyoruz ama daha açık, daha yalın, daha net ve güçlü bir şekilde söylüyoruz. Biz barış için varız. Barış için ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazırız.
  • Müzakerenin adresi bizatihi toplumun kendisidir. Barışı toplumla müzakere edeceğiz ve birlikte kuracağız. Bu barışın güvencesini iktidarlara, şahıslara bırakmayacağız. Bu barışın güvencesini halkta arayacağız. Barışın güvencesi elbette halk olacak. Peki hakemimiz kim olacak? Bütün ülke hakem olacak.
  • Barış yoluna herkesi katkı sunmaya çağırıyoruz. Ve fakat barışa en büyük katkıyı sunacak iradenin önünün açılmasını da istiyoruz. İmralı’nın kapılarını açın ki barışın yolu sonuna kadar açılsın.
  • İşte o nedenle diyoruz ki tecrit sadece bizim meselemiz değildir. Tecrit sadece hukuk meselesi değildir. Tecrit bu ülkenin barışının meselesidir. Biz bu çağrıyı vicdanında, yüreğinde, fikrinin herhangi bir yerinde adalet, huzur taşıyan herkese yapıyoruz. En önce muhalefet partilerine. Ama muhatabımız sadece muhalefet değil. Muhalefet ve meclis elbette önemlidir. Gelin meclisi, barış çalışmalarının odağına koyalım. Bunu da elbette isteriz ama bu toplumun hepsini katmalıyız.
  • Mutabakat arıyorsanız, işte Dolmabahçe Mutabakatı. Oradan başlayalım. Dolmabahçe Mutabakatı ile yürüyelim, yeni mutabakat istiyorsanız yenisini yapalım.
  • Kürtlerin kendi içinde birlik olmasının artık zamanıdır. Parçalı duruş değil, ulusal demokratik duruş kazandıracaktır. Kürt halkının, ulus devletlerin yok edici kuşatılmışlığından, baskı ve şiddetten kurtulmasının tek yolu birliktir.
  • Anadilimiz onurumuzdur, tarihimizdir, geleceğimizdir. Herkes, anadilini yaşamın her alanında, kamuda, siyasette, medyada, sanatta, sporda özgürce, korkmadan, çekinmeden, cesaretle ve kararlılıkla kullanmalıdır.
  • Demokrasiden, adaletten, toplumsal barıştan, birlikte yaşamdan, emekten yana olan, geleceği dair sözü olan herkesi, iktidar dışındaki tüm siyasi partileri demokrasi ittifakına davet ediyoruz. Bu aynı zamanda demokrasiye bir davettir. Demokratik uzlaşıya bir davettir.

Görüldüğü üzere, çeşitli taleplerin ön plana çıktığı ama özünde değişimin eşiğinde olunduğu belirtilen siyasi atmosferde HDP’nin “müzakereci siyaset” ile yoluna devam edeceğini söylemek yanlış olmaz.

Hem Buldan hem de Sancar’ın üzerinde durduğu, AKP hükümeti ile İmralı heyeti arasında müzakerelerin sürdüğü 28 Şubat 2015 tarihinde imzalanan Dolmabahçe Mutabakatı’na değinilmesi akıllara yeniden “AKP’ye kapı mı aralanıyor” sorusunu getirebilir. Ancak kongre öncesi sorularımızı yanıtlayan HDP Dış İlişkilerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Hişyar Özsoy’un “AKP’den herhangi bir beklentimiz yok” ve bugün konuşan Pervin Buldan’ın “AKP artık siyasetin değil tarihin konusudur” ifadeleri bu soruya en başında “Hayır” diyor.

Gözlemim o dur ki Karınca’da yayınlanan Mehmet Nuri Özdemir’in “Yeni bir yol bulmak şart” başlıklı yazısında dediği gibi, “Sadece iktidarın hata yapmasını bekleyen ve tüm beklentilerini bunun üzerine kuran bir muhalefet toplum dostu olamaz. Muhalefetin en önemli rolü iktidarın olağanüstü hatalar yapmaması için onu uyarmak, doğruya çekmek ve hatayı önlemektir. Eğer bunu başarabilirse daha meşru ve haklı bir iktidarı da hak etmiş olacaktır. Yoksa hatalar önlenmeden ve sorunların çözümüne ortak olmadan iktidarın el değiştirmesinin bir anlamı olmayacaktır.”

Yapılan çağrılara yeterli karşılığın gelip gelmeyeceği şu an için bir soru işareti olarak karşımızda dursa da HDP, Türkiye’yi yönetmeye aday olduğunu net olarak ortaya koymuş durumda.

Previous post
Hanau Katliamı üzerine: Holocaust'un parçalı dikimi
Next post
Mersin'de istinat duvarı öğrenci yurdunun üzerine devrildi