Ana SayfaYazarlarElend AydınTakındığımız gülünç koşumlarımız

Takındığımız gülünç koşumlarımız


Elend Aydın


“Bu dünya için koşumlarını takınman gülünç” diyor Kafka. Takındığımız hangi koşumlara hitabendir bu tespit merak ettim. Hem “bu dünya” derken sessizce yükselen “İsyan isyan!” çığlığını hem de “koşumlanmış” olmanın kötücüllüğünü duyumsamamak ise mümkün değil, değil mi?

Ey Kafka, bu “dünya” neresi, cevap ver bize? Prag’dan, Amed ya da Artvin’den ses ver: “Koşumları” niçin ve nasıl “takındığımızı” düşünüyorsun? Kafamızın içinden ışıklı bir söz olarak ilerle, kalbimize ulaş, “koşumlarımızı” atmamızı sağla. Praglı ya da Kobanêli bir sevinçle “bu dünya”ya hak ettiği dersi verelim.

İlginç ama değil mi? Kafka böyle söylemese koşumlarımızdan hiç haberdar olmayacak “gülünç gülünç” yolumuza devam edecektik…

“Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük mutluluktur.” Peki, bu zil takmış oynayan “mutluluğu” yaşadık mı hiç? Ne de olsa “koşumlarımızla” beraber her şeyin en büyüğünü kapmayı mutluluk sanmaya koşullanmışız… Ama Kafka’nın yaşadığı mutluluk kuş kadar hafif ve neşeli. “Oh be!” diyor adeta, “Hepsi bu kadar, hepi topu iki ayağın bastığı kadardır kapladığın yer”. Bu naif mutluluktan asla kalleşlik, sömürgecilik ve talan çıkmaz, değil mi? Misal, bir kayyumun bu mutluluğu idrak etmesi mümkün mü?

“Din fedaileri” bedeni küçümsemez, çarmıha gererek yüceltirler onu; bu açıdan düşmanlarıyla aynı görüştedirler. “Düşmanlarıyla aynı görüşte olma” derecesine düşmenin düşkün halini de bu öğlen saatlerinde Kafka işaret ediyor bize.

İster öldürerek, ister öldürterek olsun, ölü bedeni kutsallaştırmak “aynılaştırıyor” değil mi? Sadece çarmıhtaki bedeni yücelten “din fedaileri” cellâtların kara yüzleriyle buluşurken biraz olsun irkilmezler mi ey solgun Kafka’sı bu kış zamanlarımızın? İlk çarmıhı nerede gördün, fedailiği yücelterek cellatla kol kola girmiş olan “cellat karşıtlarının” yaydığı o kesif katil kokusundan uzaklaşabilmek için nerelere kaçıyorsun mesela? Prag dar, Amed uzak, Floransa aydınlık gelmiyor mu?

qi baishi horse ile ilgili görsel sonucu
Resim: Qi Baishi

Artık koşumsuz muyuz yoksa an itibariyle daha da çoğaltmakta mıyız? “Bu dünya”nın neresi olduğunu bize söylemen için ne yapmalıyız sevgili Kafka? Kierling Sanatoryumu’nda seni uğurlarken elimizdeki kül çiçekleriyle, cümle cümle yeniden doğduğunu biliyor, dostun, Max Brod’a yaksın diye bıraktığın eserler, onun “ihanetiyle” hala dur durak bilmeden dolaşıyor. Sahi neden yakılmasını istedin yazdıklarının; “koşumlarımızdan” dolayı anlamayacağımızı mı sandın, yoksa giderken tüm kepenkleri yüzümüze indirmek için mi? Ama kül çiçekleriyle emin ol ki “gülünç” olmayacak, “çarmıhı” sevmeyecek, iki ayağın kapladığı yerle “mutlu” olacağız.


* Franz Kafka, “Aforizmalar”, Çev: Osman Çakmakçı, Bordo-Siyah Yayınları
Previous post
İtalya'da mülteci gemisini limana yanaştırmayan eski Bakan Salvini yargılanacak
Next post
6 elma, bir telefon ve bir de kar var tabi...