Ana SayfaGüncel52 gündür kayıp olan Mehmet Bal’a dair dosyaya ‘takipsizlik’ verildi

52 gündür kayıp olan Mehmet Bal’a dair dosyaya ‘takipsizlik’ verildi

HABER MERKEZİ – Cezaevindeki oğlunu ziyaret etmek için Batman’dan İstanbul’a gelen ve 52 gündür kayıp olan 58 yaşındaki Mehmet Bal’a dair başlatılan soruşturmada, ‘kovuşturmaya yer olmadığı’na kararı verildi.

Silivri Cezaevi’ndeki oğlunu ziyaret etmek amacıyla 24 Ocak’ta Batman’dan İstanbul’a gelen 58 yaşındaki Mehmet Bal’dan ailesi tam 52 gündür haber alamıyor.

Arama çalışmaları sonucunda Bal’ın son olarak Eminönü İskelesi’nden Kadıköy vapuruna bindiği anlara dair Mobese kayıtlarına ulaşıldı. Buradan nereye gittiği belirlenemeyen Bal’ın telefon sinyallerinin araştırılması konusundaki talepleri ise reddedildi.

Bal kaybolduktan bir ay sonra ailesini arayan Rüstem Yılmaz adlı bir kişi, bir hafta önce Mehmet Bal ile görüştüğünü söyledi.

Aile bu durumu hemen polis bildirdi. Ancak ailenin anlatımlarına göre, bu kişiye telefonla ulaşıp bilgi alan polisler ifadesine başvurmadı.

Ailenin söz konusu kişinin HTS kayıtlarının incelenmesi yönündeki talebi de yerine getirilmedi.

Bal’dan haber alamamaları üzerine polis ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran, İnsan Hakları Derneği’nde basın açıklaması düzenleyen ailenin tüm çabaları sonuçsuz kaldı.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre başsavcılık, Bal’a dair yürütülen soruşturmaya ilişkin “takipsizlik” kararı verdi.

Bal’ın kaçırıldığına ya da öldürüldüğüne dair herhangi bir delil bulunmadığı ileri sürülen kararda şöyle denildi:

“Kaçırıldığına, zorla alıkonulduğuna ya da öldürülmüş olabileceğine dair herhangi bir delil veya emareye rastlanılmadığının bildirildiği, kayıp ile ilgili gerekli işlemlerin yapılması amacıyla GBT Büro Amirliğine gerekli bildirimin yapıldığı ve bu doğrultuda kayıp şahıs ile ilgili arama ve araştırma işlemlerinin yapılmaya devam edildiği, kayıp ihbarında bulunulan sahsın dosya kapsamından reşit ve müeyyiz olduğu, bu aşamada kaybolan şahıs ile ilgili herhangi bir oluşmuş suç veya suçlu bulunmadığı gibi kaybolan sahsın kaçırıldığı veya başkaca suç mağduru olduğuna ilişkin bir iddianın ve delilinde bulunmadığı anlaşılmakla; olay ile ilgili ‘Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına’ kararın müştekiler vekiline ve tebliğine, kararın bir suretinin Adalet Bakanlığı Dış ilişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı’na gönderilmesine karar verilmiştir.”

‘Dosya apar topar kapatıldı’

Karara tepki gösteren Bal ailesinin avukatı Ahmet Baran Çelik, dosyada birçok eksik olduğunu söyledi.

Çelik, emniyetin aile ile paylaştığı görüntülerin eklenmeden dosyanın apar topar kapatıldığını belirterek, özenli bir araştırma ve incelemede bulunmadan takipsizlik kararı verildiğini kaydetti.

Dosyanın Bal’ın yetişkin olduğu ve muhtemelen kendi isteğiyle aile ile görüşmediğine dair kanılar üzerinden kapatıldığını ifade eden Çelik, eksikliklere dikkat çekti:

“Rüstem Çelik bu Bal ile görüştüğünü aile ile paylaşmıştı. Ancak ne HTS’leri ne de ifadesi alındı. Sadece telefon üzerinden kendisine ulaşılarak bilgi alındı. Bu adam durduk yere neden arasın? Kaybın üzerinden bir ay geçmişken, adamın ailesini arayıp bir hafta önce onunla görüştüm dediği halde neden araştırma yapılmadı, ifadesi alınmadı.
Aynı şekilde bir diğer önemli husus da şu: Emniyet’te Bal ile ilgili ailesiyle paylaşılan vapura binerken ki görüntüleri dosyaya konulmadan bir anda dosya kapatıldı. Daha araştırılması gereken birçok şey vardı. Araştırılması gereken onca şeye rağmen dosya kapatıldı.”

‘Babam devletin elinde’

Mehmet Bal’ın oğlu Ercan Bal da devlet kurumlarının babasının bulunması konusunda yetirince çaba göstermediğini savundu.

Görüşmelerinde savcıya diğer kayıpların çabuk bulunduğunu söylediğini aktaran Bal, savcının ‘O kayıplar ayrı bu kayıp ayrı’ yanıtı verdiğini aktardı.

Babasının yaşamından endişe ettiğini kaydeden Bal, “O ayrı bu ayrı demek ne demek? Bunun cevabını devlet yetkilileri vermesi lazım” dedi ve şunları ekledi:

“Onun bu konuşmasıyla birlikte babamın devletin elinde olduğunu anlıyorum. Babam devletin elinde ise niçin devletin elindedir? Bize bilgi vermek zorundalar. Aynı şekilde karakoldan da bize; ‘buraya gelmeyin’ denildi. ‘Buraya gelirseniz kovarız sizi’ gibi söylemleri de oldu.
Babası kayıp olan ve devletin yetkili mercilerine başvuran birine bunu nasıl, ne hakla söylerler. Ondan sonra bize babamın vapura binerken ki görüntülerini gösterdiler ancak inerken ki görüntüleri yok. Babam vapurdan inmiyor mu? Vapurun içinde hiç mi kamera yok? Buradan da anlıyoruz ki, devlet üzerine düşen görevi yerine getirmiyor.”
Previous post
Erkekler şehrine karşı "Feminist Şehir"
Next post
Van'da çığ: 40 gün sonra bir kişinin daha cenazesine ulaşıldı