Ana SayfaYazarlarElend AydınHalepçeyiz

Halepçeyiz


Elend Aydın


Senin için elma ağacıyım

leylek yuvası

Newroz neşesi

tatlı elmalar

Halepçe-Halepçe

elmalara küsme

Böyle dedim son şiirlerimden birinde. Zaten ne zaman şiir yazsam Halepçe de lirini çalıyor yanık yanık. Üstelik Mart’tayız. Maktul faşist Saddam; “Kürtler mi! Bir kavanoz böcek ilacı yeter onlara” diyor hala başka faşistlerin ağızlarıyla. Sonra işte elma kokan kimyasal gaza koşuyoruz kuşlar, çiçeklerle birlikte. Ama bu elma, o elma değil ve fotoğraflarımız; bize neler olduğunu anlatıyor. Bize neler oldu Halepçe? Elma kokusuyla gelen kimdi? Listelik elma ağaçlarınla ünlü olan bir diyarsın, şimdi nasıl şair (Attila İlhan), “Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar”  demesin? Bize ne yaptılar, bize ne yaptılar? Neden geçmiyor böyle?

Halepçe hep taze, hep bekleyen, hep sessiz, hep biz! Hep elma kokusu, badem çiçekleri. Faşisti kıskandırıp gözünü döndüren bir bahar ülkesi. Şêrko Bêkes’in, Kejal Ehmed’in şiiri.

Yağmur kanalarını anımsattı bize

Sensiz nasıl uçabiliriz?

Kar çiçeklerini getirdi bize

Sensiz nasıl ölebiliriz demişim. Biz mi Halepçesiz öldük o mu bizsiz belli değil ama aradaki mesafenin hükümsüz olduğu gayet net. Yoksa her Mart patlayan çiçekler Halepçeyi hatırlatır, elma kokusu bizi ona götürür müydü? Bir yol var işte aramızda sürekli dönmemiz bundan sana. Bir hatıra, uzun, geçmişi de geleceği de kapsayan bir hatıra var aramızda, uzağa gidememiz, senin için elma ağaçları olmamız bundan.

“Böcek ilacıyla” övünen böceklere kurban olasıcaları değil de seni sevmemiz, sende; “Hiroşima’da öleli / oluyor bir on yıl”ı hatırlamamız bundan.

Desmalka te bêwar ma

li nav dinya bîranînan

li vir xwînîbû

li wir baranê şil kir

desmalka te

ji xwe re cîh nedît lê!

li vî cêbê ji bîr çû

li wî cêbê qetîyayî ma

Hadi ama, anladınız! Çevirmeme gerek yok. Kart-kurt seslerinden dolayı Kürtçe denilen “Türkçe”yle yazılı bu şiir, tercümeye gerek yok. Neyse

Mendilciğin evsiz kaldı

Hatıralar dünyasında

Burada kanadı

Şurada yağmura yakalandı

Mendilciğin kendine bir yer bulamadı ey!

Bu cepte unutuldu

Şu cepte yırtılıp gitti

Kıpkızıl elmalardan hediyelerle Halepçeyiz, tüm kimyasal Alilerin inadına!

Previous post
İtalyan doktorlardan açık mektup: Zaman kaybetmeyin
Next post
"Sorunlar, kapitalizmin parası ile çözebileceği sorunlar olmaktan çıktı"