Ana SayfaYazarlarElend AydınVirüsler eşitler

Virüsler eşitler


Elend Aydın


Ultra egemen, kapitalist-emperyalist erkek sistemi, gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüs karşısında yerlere serilmiş yatıyor! Erkeklik ne kadar utanıp hayıflansa yeridir. Bu muazzam sistem, türlü türlü yenilmez ordusuyla bir virüse mi yenilecekti! “Yenilmedik, aşı bulundu, Haziran’da bitecek” mi dediniz? Dersiniz tabi. Evrenin tek zeki varlığı, üstünü olan “insan” egosu bir virüsün zeka ve egosuna mı yenilecek!

Sahi ya, doğanın hiç intikam almayacağını, mesela tsunamiler ve depremler misali felç edici başka güçlerinin de olmadığını sandınız, değil mi? Oysa cadılar asırlar önce yakılırken bu gerçeği haykırmıştı ama dinleyen kim? Onlar cadı işte! Doğa gibi ele geçirilip, öldürülesi, yok edilesi değil mi; “erkek bilim”in pençe ve vantuzlarıyla!

Ama beyler, biliminiz de tökezledi işte hem de olanca erkekliğiyle! Ormanlarını, yuvalarını, flora ve faunalarını yok ettiğiniz virüsler, peş peşe meydana çıktı, göremediniz de. Hiçbir ordunuz, iktidarınız, erkek Meclisiniz işe yaramıyor işte, deprem ve tsunamiyi de durduramazsınız zaten.

Saray’daki erkeklik de gecekondudaki erkeklik de tiril tiril titremekte. Virüsler, böyle eşitler işte! Üstelik virüslerin ne ayakkabı kutularındaki paraları ne de taç ve tahtları taktığı yok. Hiyerarşi de tanımıyorlar sınır da. Ama siz yine de hiyerarşiniz, saraylı zirveleriniz ve şaklabanlarınızla sahne aldınız. Can çıkar huy çıkmaz nasıl olsa. Tabi bir de uzmanlık alanları patlaması yaşanıyor meğer.

Şimdiye dek herkes paspas gibi yaşıyor, ellerini bile yıkamıyor, dahası, su ve sabunun bir araya gelmesiyle oluşan o heybetli, muazzam eylemi bilmiyormuş! Hele kolonyanın, alkolün ne olduğundan ve nasıl kullanıldığından hiç kimsenin haberi yokmuş! Kelli felli adamlar, sevgisiz ve fazlasıyla zaman ve gündem ve manipülasyon ayarlı basın mensupları, elvanlarda çöreklenmiş, bombaladıkça bombalıyorlar.

İdlib meselesi de çaktırmadan unutuldu, krizler, Katar-İstanbul hülyaları da. Zamanlama süper gerçekten! Cahil muamelesi yapmak da… Vay be! Su ve sabun bir araya gelince nasıl bir patlama oluyormuş arkadaş! Bu “el yıkama” denen şey nasıl bir mucizeymiş!

Tabi bir de maskeli balo kısmı var işin desem de aslında balo malo yok. Herkesi aynı yüze mahkum ederek tüm yüzleri çalan maske nasıl da istediğiniz fotoğrafı oluşturuyor. Herkes hiç kimse, herkes panik içinde şöyle böyle gülmek çok iyi olurdu ama eşitleyici virüsten dolayı sizler de korkuyor, maskesizlikle maskelenmiş yüzünüzle ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Eveet, maskeler ve maskelenmiş yüzünüzle ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Eveet, maskeler ve sabunun ne işe yaradığını keşfeden parlak zekâlar ortaçağına girmiş bulunuyor. Zengin kuzey de maskeli, yoksul güney de. Edirne de Diyarbakır da…

Ama sürü psikolojisiyle yaşamadıklarını, bu global felakete rağmen, insan olarak kalıp varoluşa öyle devam edeceklerini gösterenler olacaktır/vardır. Manipülasyona ve her türden fırsatçılığa mahal vermeyenler de… Bu balosuz maskeler zamanında paniğe kapılmadan, insanlıktan düşürülmeye fırsat vermeden yola devam edeceğiz arkadaşlar, kemerlerimiz her zamanki gibi sımsıkı… Virüsünü de anlayacağız gezegenin, yıldızlarını da; umudunu, isyanını ve fırtınalarını da…

“Arada bir böyle; kendine gel! Her şeyin merkezi, yenilmez kudret falan değilsin” demek durumunda kalıyor, bırakılıyor doğa belki de. Neticede zulüm her şeyde ama her şey de karşı refleks yaratıyor, yaratacaktır. Tabi “Virüs özellikle mi oluşturuldu, kimyasıyla mı oynandı?” sorusunu da bir yere not etmek lazım.

Evet, maskesiz diktatör zamanlarının “maskeli süvarileri” olarak bu belayı da atlatacak; doğanın, virüsü, sivrisineği, bakterisi, ağacı, kuşu, suyu, toprağı, çocuğu, kadını, ağacı ve erkeğiyle özgür ve mutlu olacağı zamanın gelmesi için doğayla birlikte doğa gibi muazzam olarak yürüyeceğiz.

Sahi doktor bey el nasıl yıkanıyordu, su ve sabunla ne yapılır?

Previous post
“Evde kal” kadına şiddeti artırdı, çözüm özsavunmada
Next post
Cezaevleri: Ağır hasta tutuklu Sabri Kaya kalp krizi geçirdi