Ana SayfaSağlık“Salgın süresince erkek şiddeti arttı, devlet kadınlara ‘sosyal mesafeli'”

“Salgın süresince erkek şiddeti arttı, devlet kadınlara ‘sosyal mesafeli'”

HABER MERKEZİ – Corona virüsü salgını günlerinde ev içi şiddet artıyor. HSK’nin bu konuda aldığı ek kararın, “Şiddet uygulayan erkekler evlerine dönsünler” anlamına geldiğini vurgulayan Kadın Savunma Ağı, salgın süresince ev içinde artan kadına yönelik şiddete dikkat çekerek, hükümetin bu konuda hiçbir tedbir almadığını söylüyor.

Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK), kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair 6284 Sayılı Kanun’a ilişkin 20 Mart’ta aldığı ek kararda, “6284 sayılı kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin koronavirüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine…” ifadeleri yer aldı.

Corona virüsü salgını nedeniyle “evde kal” çağrılarının yapıldığı ve kadına yönelik şiddetin arttığı bugünlerde alınan bu karara kadınlar tarafından tepki gösterildi.

Kadın Savunma Ağı da bu karara karşı “6284 sayılı kanun karantinada yaşatır” diyerek, kadınlar arasında dayanışma ağları örüyor.

Mezopotamya Ajansı’ndan Zemo Ağgöz’e konuşan Kadın Savunma Ağı Üyesi Buse Üçer, yayınlanan genelgenin “Şiddet uygulayan erkekler evlerine dönsünler” anlamına geldiğini ifade etti.

“Kadınlar öldürülme tehdidi hissediyor. Bu ucu açık karar, kadınlarda gerçekten büyük bir isyan yarattı. Özellikle 6284 sayılı kanunun işletilmesi yönünde bir baskı oluşturmaya çalıştık. Pandemi günlerinde kadınlara yaptığımız çağrılarda, ‘umutsuzluğa kapılmayacağız, kalabalığımızı hatırlayacağız’ dedik.
Bize çok sayıda telefon yoluyla ulaşan kadınlar oldu. Biz dayanışmayı bir ağ şeklinde örgütlüyoruz. Örneğin; hastanede bir hemşire kadın Savunma Ağı’nda ise oradaki kadınların tamamının problemini diğer kadınlara iletiyor. Özellikle sağlık emekçisi ve işçi kadınlardan çok fazla geri dönüş aldık bu dönemde.”

Bu süreçte kadınların çeşitli dayanışma alanları örgütlediğini belirten Üçer, yoga ve masal atölyeleri düzenlendiğini söyledi.

“Kadınlar sığınma evlerine alınmıyorlar”

Üçer, kadına yönelik şiddetle ilgili alınması gereken önlemlerin salgın bahanesiyle aksatılmaması gerektiğinin vurguladı ve kadın sığınma evlerinin durumuna işaret etti.

“Kadın sığınma evlerinde kalan kadınların durumu hakkında bilgi alamıyoruz. Kendine şiddet uygulayan erkeğin eve döneceğini bilen kadın, şu an sığınma evlerine gitmek istese, alınmıyorlar. Sığınaktaki kadınların koronavirüse yakalanıp yakalanmadığına dair de bir bilgi alamıyoruz.
Hukukçu arkadaşların bu noktada girişimleri var ama bilgi verilmiyor. Kısacası kadınlar bu dönemde ne sokağa çıkınca yaşayabiliyor ne evde ne de işte. Kadınlara ‘sizin fıtratınızda ölmek var’ deniliyor. Kesinlikle kabul etmiyoruz ve yasaların uygulanması için her şeyi yapacağız.”

“Kadınlara karşı ‘sosyal mesafeli’ devlet”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıkladığı verilere göre geçen yıl kadınların yüzde 73’ünün ev içinde öldürüldüğünü kaydeden Üçer, buna rağmen tedbir alınmadığını dile getirdi.

“İçişleri Bakanlığı, durumu çok iyi biliyor. Buna rağmen iktidar gereken tedbirleri almıyor, yasaları uygulamıyor, kadınlara ‘ölün’ diyor. Soylu’ya göre, ‘sosyal devlet’ olan bu devlet, aslında kadınlara ‘sosyal mesafeli’ bir devlet. Bunun düzelmesi için sistemin düzelmesi gerekiyor.

Devlet kendini geri çekti, mesaj atıp, para istiyor. Eğer sistemi değiştirmek istiyorsak, bu yaşadığımız dönem aslında bir şiddet dönemidir. Ekonomik şiddet ve kitlesel kırım dönemidir. Bu dönemde hayati olmayan üretimler dışında tüm üretimlerin durdurulması gerekiyor.”

“Kadınlar, ‘ölün’ diyen devlete karşı artık kadın örgütlerine güveniyorlar”

Üçer, salgın döneminde kadına yönelik şiddetin tüm dünyada arttığını ve kadınların devlete değil kadın örgütlerine güvendiğini söyledi.

“Örneğin Arjantin’de kadınlar şiddete karşı tencere tava çalıyor. Biz de burada yapıyoruz. Bu gerçekten ortak bir aklın artık bir araya geldiğini, örgütlendiğini gösteriyor. Kadınlar, ‘ölün’ diyen devlete karşı, artık yaşamdan yana olan kadın örgütlerine daha çok güveniyorlar. Çünkü biz kadınlar olarak yaşamsal değerleri savunuyoruz.
‘Yaşamak istiyoruz’ derken, aslında yaşamın bütün güzelliklerini de istiyoruz. Şiddetten korunma hakkımızı talep ediyoruz. Ev içi şiddetin arttığı bu dönemde İstanbul Sözleşmesi’nin, 6284 sayılı kanunun uygulanmasını istiyoruz. Ve çok acil bir şekilde kadına yönelik şiddet ile ilgili dayanışma hattının 7/24 işletilmesini istiyoruz. Sığınma evleri ile ilgili şeffaf bilgi istiyoruz.”
Previous post
İnfaz düzenlemesinin görüşmeleri bugün devam edecek
Next post
İstanbul, Ankara ve İzmir'de 'Corona' dağılım haritaları