Ana SayfaYazarlarBahadır AltanFırsat fıtratı

Fırsat fıtratı


Bahadır Altan


Binlerce insanın ölümüne yol açan bir pandemiyi bile tanrının lütfu haline dönüştürmek, kapitalizmin fıtratında var. Havacılıkta Mart başında yolcu taşınması için duran çark, her türlü meta için tam tersine artarak dönmeye devam etti. THY’nin kargo şirketi Turkish Cargo, yüzde 16.6 büyümeyle dünyanın en hızlı büyüyen şirketi oldu. Böylece global hava kargo sektörünün yüzde 2.6 daralma gösterdiği Şubat ayında 5’inci sıraya yükseldi ve pazar payını yüzde 4.4’e çıkardı. Mart nisan aylarında ise yolcu uçaklarıyla da kargo taşınmasına izin verilince ve dünyada virus nedeniyle uçan şirket de çok azaldığı için “fırsat” büyüdü. Yolcu uçaklarının bavul yüklenilen alt bölümlerinde kargo zaten taşınabiliyordu ama sadece kargo bölümlerinde değil koltukların bulunduğu kabinlerde de bazı düzenlemelerle yük taşınmasına izin verildi. Covid-19 nedeniyle hastanelerde tedavisi süren kaptanların sonucu bile beklenmeden uçuşlar hızla arttı. Kargo pilotları normalden de yoğun bir tempoda otel odalarında hapis gibi yatılara gönderildi.

Şirket yöneticileri bu “başarılarını” övünerek anlatırken işçilerin ve ailelerinin sağlığını diğer iş kollarındaki sınıfdaşları gibi teferruat olarak gördüklerini saklama gereği bile duymuyorlardı.  Herkese “evinde kal” diyen patronlar, kargo taşımacılığındaki pilot, teknisyen, dispeç, yükleme, hava trafik işçilerini alabildiğine yoğun çalıştırmaya devam etti. Yurtdışı uçuşundan gelen pilotun virüs taşıyıp taşımadığı araştırması ise sadece bir ateş ölçmeden ibaretti. Ailesi için tehdit oluşturma endişesiyle evde kendilerini izole ederek, bireysel tedbirlerle sağlıklarını korumaya çalışıyor uçucular…

Kokpitten dört kaptan yaşamını yitirdi, kabinin adı yok!

Virüs testleri pozitif çıkan ve tedavi olup kurtulanlar da oldu ama yurtdışından son yolcu uçuşlarını yapan Kaptanlar Mehmet Ali Kılıç, Serdar Gündoğdu; simulatorde virüs alan Özden Türkön ve Fevzi Altınbulak ne yazık ki yaşamlarını yitirdi. Kabin memurlarının akıbeti hakkında ise hiçbir haber duyulmadı. Aynı uçakta yolculuk yapan kaptanın aldığı virüsün onlara bulaşmama olasılığı hemen hemen yok. Onların ve ailelerinin neler çektiklerini hiç bilmiyoruz. Çünkü Kabin Memurlarının adı yok!

Kargo uçuşlarının yanında fiyatlar da talebe bağlı olarak uçtu kuşkusuz. Fırsatların sınırı yok, eskiden kilosu 1 dolara taşınan yük neredeyse 10 dolara taşındı. Uçuş mili başına karlılık katlandı. Havacılıkta genel giderlerin yaklaşık yarısını (% 45) yakıt oluşturur. İkinci kalem personel gideridir. Bizde %10’larda, hatta kimi düşük maliyetli şirketlerde % 10’un altında olan bu gider kalemi, büyük şirketlerde, örneğin British Airways vb köklü hava yollarında % 25-30 dolayındadır.

THY virüs bahanesiyle 60 yaş üstü ve sağlık kısıntısı olan 1000 pilotuna hemen ücretsiz izin verdi. Diğerleri yarım maaş, hatta daha da az ücret alanlar da var. Şirketlere devlet desteği de devam ediyor. Yani patronların durumları işçiler gibi değil. Kocaman evlerine sığabiliyorlar! Bir de uçakların yerde yatmasının bile “büyük” maliyetler teşkil ettiği haberleriyle kamu desteğini attırmaya çalışıyorlar. Utanmasalar köprü geçiş garantisi gibi yolcu garantisi isteyecekler! Oysa dünya genelinde 1 trilyon dolar olarak tahmin edilen havacılık sektörünün toplam kaybından bizim şirketlerin payına sadece kardan zarar düşüyor.

Haziran’dan itibaren de kademeli olarak normale dönüş hazırlıkları yapılıyor. Yeni kısıtlamaların neler olacağı, özellikle uçaklardaki basınçlandırma, havalandırma sistemlerinde yapılacak değişiklikler henüz belli değil. Aylar öncesinden satışa sunulacak biletlerin alıcıları da hazır. Ancak fiyatların el yakacağı kesin. Sendika adına sapsarı bir Hava İş ve yetkisiz, örgütsüz Hava-Sen’den başka bir işçi örgütünün olmadığı da düşünülürse çalışanların ücretlerinin pandemi öncesindeki rakamlara uzun süre yaklaşamayacağı anlaşılıyor.

Yine Üçüncü Havalimanı… 

Diğer bir fırsat ise Atatürk Havalimanı’nda (AHL) doğdu. İktidar dozerlerle yerle bir etmek ve inşaata açmak için can attığı AHL’nin kuzey güney istikametindeki ana pistlerinin üzerine başka yer yokmuş gibi şipşak bir hastane inşa etmeyi “başardı!”

Emekli Hava Generali, bizlerin de değerli bir hocası olan Sayın İrfan Sarp, raporlar yazıp yayınlayarak çırpınsa da bu katliama engel olamadı kuşkusuz. Sokağa çıkma yasakları olmasa da halkın yollara dökülüp protesto edecek enerjisi de yoktu zaten. Yani iktidar, bu “fırsatı” da zamanlamayı da iyi değerlendirip halkın kalesine bir gol daha attı.

Artık günde 1500-2000 trafiğe ev sahipliği yapacak bir AHL yok. Onun yerine Sabiha Gökçen’den daha da küçük bir pisti olan minik bir havaalanımız kaldı. Bu konuda Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürünün açıklaması ise evlere şenlikti. Hüseyin Keskin, “Havalimanındaki kuzey/güney yönlü 35/17 pistlerin istikametlerinin, yeni yapılan İstanbul Havalimanı pistlerinin uzantısı ile aynı olduğundan, hava trafiğinin yönetilmesinde problem oluşturuyordu” diyor! O nedenle bu pistleri kullanılamaz hale getirmişler yani! Ve Genel Müdür, “Diğer kısa pist, her türlü ihtiyacı karşılıyor” diye ekliyor!

Üçüncü Havalimanı’nın yeri ve pist istikametlerinin neden AHL’yi engelleyecek şekilde seçildiğini sorgulamaktan dilinde tüy biten, hatta bu nedenle yargılanan bizlerin anlatmaya çalıştığını bir çırpıda itiraf etmiş oldu. Ne diyelim; “Merdi Kıpti şecaat arzederken sirkatin söylermiş!”

Previous post
"Önlem yok, ağırlaştırılmış izolasyon var"
Next post
TL, dolar karşısında tarihinin en düşük seviyesine geriledi